| Tanrım, Kate dinle lütfen. Bunu Tom'la konuşmalısın. | Open Subtitles | يا الهي، كاتي من فضلك، يجب ان تتحدثي إلي توم بهذا الشأن |
| Belki Dr. Searle'le bu konuyla ilgili konuşmalısın. | Open Subtitles | ربما يجب أن تتحدثي إلى الدكتور سريل حول ذلك |
| Onunla konuşmalısın. Biliyorsun, iş hayatın ve sosyal hayatın var. | Open Subtitles | يجب أن تتحدث اليها بأن هناك جانبك العملى وحياتك الإجتماعيه |
| - Konuşmak istemesen de günün birinde biriyle konuşmalısın. | Open Subtitles | إذالمتردالتحدث، سيجب عليك التحدث مع أحدهم في وقت ما |
| Bence biriyle görüşüp bütün bunları konuşmalısın. | Open Subtitles | لا؟ أعتقد أنك تحتاج رؤية شخص ما وتتحدث معه حول كل هذا |
| Benimle konuşacaksan ekibimle de konuşmalısın. | Open Subtitles | تتكلّم معي، تتكلّم مع طاقمي هذه هي الطريقة |
| - Baba, bir şey söyle şuna. - Bu konuda annenle konuşmalısın. | Open Subtitles | أبي اجعله يتوقف يجب أن تتحدثي لأمكِ حيال هذا |
| Lütfen tatlım benimle bir şekilde konuşmalısın. | Open Subtitles | أرجوكِياعزيزتي, هل هناك طريقة لكي تتحدثي إليّ؟ |
| Gerçekten gülmek istiyorsan, gelip benimle konuşmalısın. | Open Subtitles | إسمعي, إن كنتي تريدين حقا أن تضحكي فيجب أن تأتي و تتحدثي معي0 |
| Carrie Louise, belki ikisiyle de konuşmalısın. | Open Subtitles | كاري لويس,ربما يجب عليكي أن تتحدثي مع كلاهما |
| Keşke birileri burada neler döndüğü hakkında beni de bilgilendirse. Şu kızlarla konuşmalısın. | Open Subtitles | هل سيطلعني أحد على ما يحدث هنا يجب أن تتحدث إلى هاتين الفتاتين |
| Onun iyi bir çocuk olduğunu söylemiştim. Başının belada olduğunu düşündüğünde onunla konuşmalısın. | Open Subtitles | أخبرتك أنه فتى رائع,كان عليك أن تتحدث معه عندما تعتقد أنّه في ورطة |
| Hayır. Onu korkutmak istemezsin herhalde. Öncelikle sudan şeyler konuşmalısın. | Open Subtitles | لا 0 لا تود أخافتها يجب أن تتحدث معها أولاً |
| Bence arkadaşım Al Morgenstern ile konuşmalısın. | Open Subtitles | أعتقد حقاً بأن عليك التحدث مع صديقي آل مورغنستين |
| Benimle uğraşıyor olmamalıydın. Eski sevgilisiyle konuşmalısın. Çok kötü ayrılmışlardı. | Open Subtitles | لا يجب عليك إزعاجي، بل عليكم التحدث مع خليله السابق، فقد كان إنفصالهما سيئا |
| Eğer zamanla bağlantın kesiliyorsa, bunu babanla konuşmalısın. | Open Subtitles | اذا كنت تفقد الكثير من الوقت فيجب عليك التحدث الى والدك |
| Bu işe yarar. Ama yine de onunla adam gibi konuşmalısın. | Open Subtitles | أنت محق، هذا سيجدي نفعاً لكن مازال عليك أن تتحلى بالشجاعة وتتحدث إليها |
| - Bu benim ana kaidelerimin ötesindedir. - Titusla konuşmalısın, o zaman. | Open Subtitles | هذا الطريق خلف مركز الاشاره ـ يجب أن تتكلّم مع تيتوس |
| Yanına gidip onunla tekrar konuşmalısın. | Open Subtitles | حسنا عليك العودة اليه والتحدث معة مرة أخرى |
| Tatlım, Dana banyodan çıktığında, onunla konuşmalısın. | Open Subtitles | عزيزي، عندما (دانا) تخرج من الحمام أعتقد أنـك حقاً يجب أن تكلمها لمـاذا؟ |
| Bu arada küçük bir tavsiye onunla şu bağırma işini konuşmalısın. | Open Subtitles | تعلم ماذا ؟ مجرد نصيحه يجب أن تتكلم معه بشأن الصراخ |
| - Belki konuşmalısın. - Saçmalama. | Open Subtitles | ـ لابد أن تكلمه ـ اللعنة على ذلك |
| Gelip benimle konuşmalısın. Tanrı seni bir nedenden dolayı sağ bıraktı. | Open Subtitles | يجب أن تتحدثى إلىٌ لأنك لازلت حية لسبب ما |
| Bu çocukla konuşmalısın. | Open Subtitles | الى اين تذهب؟ عليك ان تتحدث مع هذا الفتى |
| Belkide, büyük düzeni benden daha iyi bilen biri ile konuşmalısın. | Open Subtitles | ربما يفترض أن تتكلمي مع أولئك الذين يعلمون أكثر عنالتصميمالأكبر،أكثر مني. |
| Daha çok konuşmalısın. | Open Subtitles | . عليكِ التحدثُ أكثر لماذا ؟ |
| Borular hakkında tesisatçı ile konuşmalısın. | Open Subtitles | عليكَ التحدّث إلى السبّاك بشأن الأنابيب |