| Demin bize inanilmaz derecede hos iki hemsireyle randevu ayarladim. | Open Subtitles | لقد حصلت لنا على موعد مع عضوي تمريض رائعي الجمال |
| Düşünüyorum da, belki bir araya gelebiliriz, çifte randevu şeysinden yapabiliriz. | Open Subtitles | كنت افكر ربما نجتمع سويا نعمل موعد مشترك معك انا وكارين |
| Ve ona da bir randevu ayarlabilirsen belki seni dudaklarından öpebilir. | Open Subtitles | ..و إن استطعتي الحصول على موعد لها قد يقبلك على الشفاه |
| Leprince, Bay Mouzon'a yarın sabah istediği saat için randevu verin. | Open Subtitles | بأن أنام الـ9 ساعات خاصتي، حدد للسيد موزون موعداً صباح الغد |
| İlk randevular tarihindeki en sıkıcı randevu bu olabilir mi? | Open Subtitles | هل هذا أكثر موعد أول مللاً على الإطلاق أم ماذا؟ |
| Umrumda değil. Ben asla randevu ayarlamadım. Bunun benimle bir ilgisi yok. | Open Subtitles | أنا لا أهتم ، لم أتخذ موعد معها وهذا لا علاقة بي |
| randevu almak için Shawn'ın ismini vermek zorunda kaldım, ama beni kabul ettiler. | Open Subtitles | كان لا بُدَّ أنْ أُذكر إسمَ شون للحُصُول على موعد ، لَكنَّهم أَخذوني |
| O halde bu ay geçirdiğin en kötü randevu bu değilmiş. | Open Subtitles | حسنا.اذا فأن هذا لم يكن حتى اسوء موعد لك هذا الشهر |
| randevu değil, ve de spor yapmış olurlar, hem de etrafta insanlar olacak. | Open Subtitles | موعد ليس أنهٌ بدنية لياقة نشاط أنه و عام مكان في تماماً وانه |
| Bu bir toplanti mi, yoksa randevu gibi birsey mi? | Open Subtitles | أهو إجتماع أو أنه موعد أو شيء من هذا القبيل؟ |
| Bana yardım ediyor olman lazımdı bu aşağılık şerefsiz heriften randevu kopartman değil. | Open Subtitles | أنت من المفترض أن تقومي بمساعدتي وليس الحصول على موعد مع هذا الوغد |
| Bu yüzden büyükannemden Tanner Hughes ile bir randevu ayarlamasını istedim. | Open Subtitles | لذلك طلت من جدتي ان ترتب لي موعد مع هانتر هايز |
| Eğer bunu bir randevu olarak algılıyorsan, sosyal hayatın oldukça berbat olmalı. | Open Subtitles | , لو انكِ تعتبرين هذا موعداً غرامياً فحياتكِ الاجتماعية في حالة سيئة |
| Nasıl olur da bir randevu sonrası orada kalmamı bir randevuyla eşdeğer görür? | Open Subtitles | لماذا هناك على الارض شخص يعتقد ان النوم لليلة يساوي موعداً اخراً ؟ |
| Bir dans randevusu öncesi veya belki de Bayan Maury Povich'le randevu öncesi? | Open Subtitles | أى مناسبة رسمية مثل المواعدة أو ربما المقابلات الحية مع السيدة ماورى بوفيتش؟ |
| Senin gibi bir kızın randevu için buralara kadar gelmesi bana garip geldi. | Open Subtitles | حسنا ، يبدو غريبا لي أنّ فتاة مثلك ستتبع فتى من أجل مواعدة |
| randevu defterimdeki Janice, millet soyunmadan fondü partisini terk etti. | Open Subtitles | جانيس في كتاب المواعيد تركت الحفلة قبل أن يتعري المدعويين |
| Özür dilerim ama bu beyefendi bana kendisi bizzat randevu verdi. | Open Subtitles | أستميحك عذرا يا سيدتي و لكن هذا الرجل أعطاني موعدا بنفسه |
| Aha. Başkanın randevu defteri. Aradığımız şey burada yazıyor olmalı. | Open Subtitles | دفتر مواعيد العمدة هذا يجب ان يحتوي على مانريد معرفته |
| Kız arkadaşım boş değil ve başka randevu da istemiyorum. | Open Subtitles | صديقتى مشغولة .. ولا أستطيع الذهاب فى ميعاد غرامى آخر |
| Çoğu çift haftada bir randevu gecesi yapabilirse ne ala! | Open Subtitles | أكثر زوجين محظوظين هم من يحظيان بموعد واحد كل اسبوع |
| randevu ne demektir bilirim ve bu da bir randevuydu. | Open Subtitles | اعلم معنى اللقاء و كان لقاء هل ستعود معك ايضاً؟ |
| Önemli bir randevu uğruna muhtemelen ben bile kendi doğum günümü kaçırırdım. | Open Subtitles | أنا أتغيب عن عيد ميلادي الخاص من المحتمل لمدة تأريخ. |
| Beraber kahve içmeye devam edersek, bu gerçek bir randevu olabilir. | Open Subtitles | إذا واصلنا تناول القهوة معا، أنه قد يتحول إلى التاريخ الحقيقي. |
| Bu yeni kıyafeti randevu için almış olmayasın. | Open Subtitles | هل إبتعتِ ثوباً جديداً من أجل موعدنا الليلة ؟ |
| randevu olarak kayda geçeriz, ama bilirsin, yanında çiçek yemek, müzik olur ve resmiyetten uzaklaşırız. | Open Subtitles | يمكننا أن نسجّله كموعد عمل، لكن سيحاط بالورود ويتخلله عشاء و ماندولين، سيكون موعداً ورديّ |
| randevu ayarlamak için ne yardımını istiyorum ne de ihtiyacım var. | Open Subtitles | لا أحتاج إلى مُساعدتك في الإعداد لموعد غرامي ، أنا بخير |