| Bir şeyler ters gittiğinde, zaman zaman rastgele ...kontroller için bizi gönderirler. | Open Subtitles | إنهم يرسلوننا من أجل تفتيش عشوائي أحيانا عندما يكون هناك خطأ ما |
| Ömrünü rastgele kurbanları öldürerek geçirdi, sonra birden Spicer'ın peşine düştü. | Open Subtitles | هو امضى حياتى يقتل بشكل عشوائي ثم فجاة يتجه الى سبايسر |
| Kız sadece ülkeyi boylu, boyunca aşarak onu takip etmekle kalmadı sanki Ben istemiş gibi, kendi hakkında rastgele bilgiler de yollamaya başladı. | Open Subtitles | و التي لم تتبعه عبر البلد فقط لكنّها بعد ذلك بدأت بإرسال معلومات عن نفسها عشوائياً كما لو أنه سأل عن اي معلومة. |
| Balık ve AvcıIık Şubesi, istilacı türler ile ilgili rastgele denetim yapıyor. | Open Subtitles | بلح البحر الوحشي. الأسماك واللعبة تقوم بتشغيل عمليات التفتيش العشوائية للأنواع الغازية. |
| Sonra düşünmeye başladım, belki bu sadece rastgele bir örnek. | TED | ولذا، بدأت بالتفكير حولها، حسناً، ربما تلك فقط عينة عشوائية. |
| 1945'te, bir grup bilimadamı askeri bir uygulama için cihazı incelerken rastgele çevirerek dengeli bir solucan deliği kurdular. | Open Subtitles | في عام 1945 كان فريق علمي يبحث عن تطبيقات عسكرية للأداة وأسس ثقب دودي عن طريق عملية الاتصال العشوائي |
| Panzehiri bulana kadar buradaki sıvı ve tozları rastgele karıştıracağım. | Open Subtitles | سأقوم بخلط السوائل والمساحيق بشكل عشوائي حتى نحصل على العلاج |
| Bir online eş arama sitesi bizi rastgele birbirimizle eşleştirmişti. | Open Subtitles | موقع مواعدة غرامية على الأنترنت بشكل عشوائي حصل بيننا تطابق |
| rastgele bir atış mıydı yoksa birisi onları nişan mı almıştı? | Open Subtitles | لكن هل كان اطلاق نار عشوائي أم كان شخص ما يقصدهما؟ |
| Yani bir adam rastgele atanmışsa onu tanıyor olamazsın, doğru muyum? | Open Subtitles | أعني ما الفائدة أن يعينوا لك شريكا في الغرفة بشكل عشوائي |
| - rastgele bir hedef değildim. Piyano teli. Adam profesyonel. | Open Subtitles | لم يكن شخص عشوائي إنه سلك بيانو ,هذا الرجل مُحترف |
| Hayır, hiç de rastgele değil. Dizler ve omur, dayanak noktasıdır. | Open Subtitles | كلا، كلا، ليس عشوائياً على الإطلاق، الركبتان والعمود الفقري نقاط إرتكاز. |
| Bu, erken evrenin rastgele seçilmediğini gçsteren bir ipucu. | TED | إنه دليل على أن الكون البدائي لم يتم إختياره عشوائياً. |
| Örnek olarak, en uç durumlarda rastgele komut sıralarıyla başlayarak bir program evrimleştirebiliriz. | TED | فعلى سبيل المثال، وفي أكثر الحالات تطرفاً، بإمكاننا أن نطور برنامجا بالبدأ بسلسلة أوامر مرتبة عشوائياً. |
| Ben bu rastgele tamircinin azgın karısıyla bir şey konuşmalıyım. | Open Subtitles | على ان اتحدث إلى هذه الزوجة العشوائية المثارة لهذا الميكانيكي |
| Boltzmann'ın modeline göre, eğer elmalı turta yapmak isterseniz önce atomların rastgele tesadüfi hareketlerinin size bir elmalı turta yapacağı anı beklemeniz gerekli. | TED | حسب سيناريو بولتزمان ، إذا كنت تريد عمل فطيرة تفاح، تنتظر فقط الحركة العشوائية للذرات لعمل فطيرة تفاح. |
| Bu, dokunsal ipuçların anlamlara rastgele atanmasından daha fazlasını gerektirir. | TED | ويحتاجُ ذلك أكثر من مجرد تعيين معانٍ عشوائية لإشارات لمسية. |
| Her çocuk ilk robotun bilinmeyen seri numarasını fırınına aktardı ve kendi rastgele, özgün seri numarasını dışına kazıdı. | TED | ورث كل ابن سلسلة الأرقام المجهولة للأصل بداخل فرنه، وأمتلك سلسلة أرقام عشوائية ومميزة خاصة به منقوشة على غلافه. |
| Ne zaman köşeye sıkışırsan hatırla, iltifatlar, ters teptir, rastgele kelimeler. | Open Subtitles | عندما تتم محاصرتك بالاسئلة تذكر مجاملاتك، و البومرانج و الحديث العشوائي |
| Berbat Alman şehirlerinin her biri artık rastgele uçaksavar ateşi açıyor. | Open Subtitles | أن الطريق المؤدى لكل مدينه ألمانيه أصبحت تنتشر فيه المضادات الأرضيه بشكلاً عشوائى |
| Umursamadığım rastgele insanlarla tanışmanı istiyorum. | Open Subtitles | أرغب في أن تقابلي أناس عشوائيين لا أهتم لهم اطلاقاً |
| Ve sonra onu rastgele sallarsın ve kendi kendine hata düzeltmeye ve yapı inşa etmeye başlar. | TED | ثمّ تقوم بهزّه بطريقة عشوائيّة. فيقوم بإصلاح الأخطاء و بناء الهيكل بنفسه. |
| Hiç rastgele değil, belki de. Belki burada bir düzen var. | Open Subtitles | ربما يقصد انه ليس عشوائيا البته و كأنه هنالك نمط ما |
| Geçmişte, gözü korkan bazı oyuncular stratejiyi boşlayarak kartları rastgele seçtiler. | Open Subtitles | يضعون البطاقات بطريقه عشوائيه هذا التصرف غير مسموح به في اللعبه |
| Bilmiyorum. Bilmiyorum. Bu, ön görülemeyen rastgele bir etki. | Open Subtitles | لا أدري، لا أدري لا يمكن توقّعه، إنّه تأثير عشوائيّ |
| Kullandığınız takımın seçiminin rastgele yapıldığını söylediniz. | Open Subtitles | قلت أنّ المجموعة يتمّ إختيارها عشوائيّاً. |
| Bunu tanıyorum. Görünüşte rastgele olması kargaşayı gösterir. | Open Subtitles | هذا النمط , العشوائيه الواضحه فى أدائه , الفوضى |
| Köy halkı, halkın rastgele seçilmiş bir üyesinin cinayetini sessizce kabul ediyor. | Open Subtitles | إذا فسكان القرية قبلوا بصمت جريمة قتل عضو مختار بعشوائية من مجتمعهم |
| İyi bir sebebim olmadan rastgele birilerini öldürmem genelde ama. | Open Subtitles | لست بالعادة أجول و أقتل الأشخاص العشوائيين بدون سبب مقنع جدا |