Tabii dipnot, çok romantik bir filmdi, tekrar izlememi sağladığın için teşekkürler. | Open Subtitles | ،ملاحظة: ذلك كان فيلم رومانسي رائع شكراً لأنك جعلتيني أشاهده مرة أخرى |
Oraya gidip ona romantik bir çıkma teklifi etmeyi düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا على الوشك الذهاب إليها ودعوتها للخروج في موعد رومانسي. |
Şey, önceleri Patina'yı düşünüyordum, ve sonra Ivy aklıma geldi ve sonra biraz daha romantik bir yer düşündüm. | Open Subtitles | حسناً ، فكرت أولاً في باتينا ثم فكرت في ليفي ثم فكرت في مكان به رومانسية أكثر ، كمنزلي |
romantik bir ilişki komplonun kanıtı değildir ama alakasız da değildir. | Open Subtitles | حسنٌ , علاقةٌ رومنسية ليست دليلاً على المؤامرة، لكنّها لها صلة. |
İki kişi birbirinden hoşlanıyorsa romantik bir jest işe yarayacaktır. | Open Subtitles | إن كان كلا الشخصين ميّالين لبعضهما ففرضية الرومانسية الكبيرة ستنطبق |
Ay, müthiş, gizemli ve romantik bir şeydi, orada gökyüzünde ne kadar istersen iste, asla ulaşamayacağın bir yerde asılı dururdu. | Open Subtitles | كان القمر بمثابة شيء شاعري جميل غامض يتدلى في السماء لا يمكن بلوغه مهما اشتهى المرء ذلك. |
Ya romantik bir kitapsa ya da ikisinin çerçeveletilmiş bir fotoğrafıysa. | Open Subtitles | ماذا لو أنها كتاب رومنسي أو ,انها صورة لأثنينهما في أطار؟ |
Biliyor musun, eskiden tüm bunların romantik bir saçmalık olduğunu düşünürdüm. | Open Subtitles | أتعرفين , كنت أظن بأن هذا يبدو كنوع من الهراء الرومانسي |
Ama tatlım biraz daha romantik bir şey düşündün mü ki? | Open Subtitles | اجل يا عزيزي ولكن هل فكرت ان تقوم بشيء رومانسي اكبر؟ |
Bir gece çift, romantik bir akşam yemeği için birlikte dışarı çıktı. | TED | وفي ليله من الليالي, خرجا لتناول عشاء رومانسي |
Ancak madem şimdi evlilik romantik bir düzenleme, aldatma bizim duygusal güvenliğimizi tehdit ediyor. | TED | لكن الآن الزواج هو ترتيب رومانسي الخيانة تهدد أمننا العاطفي |
Biliyorsun Jane... ben romantik bir insan falan değilim... ama bu işi başarıyla tamamlarsak... benim için bir şans olabilir mi? | Open Subtitles | تعلمين جين انا لست رومانسي ولكن اذا عدينا هذا حسنا |
O gece, anneniz ve ben, yeni hayatımıza başlayışımızı kutlamak için romantik bir akşam yemeğine çıktık. | Open Subtitles | تلك الليلة، أمكم وأنا ..خرجنا في مساء رومانسي للاحتفال ببداية حياتنا الجديدة |
Ya da Altın Geçitli Köprü altında mükemmel romantik bir şeyler olur. | Open Subtitles | أو إنه يمكن أن يؤدى إلى أكمل لحظة رومانسية تحت جسر جولدنج |
Büzüşmüş bir penisin ucundan sarkan deniz yosunundan daha romantik bir şey yoktur. | Open Subtitles | لا يوجد شيئ أكثر رومانسية من طحل بحريي عالق بقضيب ذابل و بارد |
Zaman geçtikçe Sonia ve ben romantik bir ilişkinin içinde bulduk kendimizi | Open Subtitles | بعد مرور 3 شهور على عملها بدأت أنا وسونيا فى علاقة رومانسية |
Bu gerçekten olaylara tatlı ve romantik bir bakış açısıydı. | Open Subtitles | يا لها من رؤية جميلة، و رومنسية للأشياء. |
romantik bir şekilde, Afrika'daki her fakir köylünün bir girişimci olduğu fikrine sabitlenmişiz. | TED | يبدو أننا نركز اهتمامنا على هذه الفكرة الرومانسية التي جعلت كل الفلاحين الفقراء في أفريقيا رواد أعمال. |
Marge'ın ev sahibi ben olsaydım, boruları tamir ederdim ve çiçeklerle duş alırdım ve onu güneydeki denizlere romantik bir kaçışla götürürdüm ve asla geri dönmezdim. | Open Subtitles | لو كانت مارج مستأجرة عندي لأصلحت الانابيب ووضعت ورداً بالحمام ولأخذتها لمكان شاعري كالبحر الجنوبي ولما عدت أبداً |
Bir kitapta romantik bir yazı ve bir şampanya tıpası buldun. | Open Subtitles | حسناَ لديك وصف رومنسي على كتاب وسدادة غطاء شمبانيا |
Geçmişinde karanlık, romantik bir sır saklıyor olduğunu sanmıştım. | Open Subtitles | إعتقدت بأنك قد تختفي بعض الاسرار الرومانسي المظلمة في ماضيك |
Beraberce mum ışığında romantik bir akşam yemeği yediniz? | Open Subtitles | أخرجتها وتعشيتم على ضوء الشموع فى رومانسيه؟ |
Neden gidip birkaç şey almıyorum da, güzel, romantik bir akşam yemeği yemiyoruz? | Open Subtitles | سأذهب لشراء بعض البقالة لأعد عشاءاً شاعرياً |
Ve çok romantik bir gecede kendi karmaşalarımla salsa yapabilirim. | Open Subtitles | و في أمسية شاعرية بحق للنفس فأنا أقوم برقص السالسا مع حيرتي |
Seni çok lüks ve romantik bir yere yemeğe götüreyim, sadece ikimiz. | Open Subtitles | ٍٍٍٍٍٍسآخذك إلى مكان فخم ورومانسي للعشاء فقط الإثنان منا |
Lynn Dempsey'le aranızda romantik bir ilişki mi vardı Bay Hill? | Open Subtitles | كنت في علاقة عاطفية مع الانسة ديمبسي اليس كذلك سيد هيل؟ |
Hayatımızın Günleri'nde romantik bir öykü verdiler. | Open Subtitles | سيمنحونني قصّة عاطفيّة في مسلسل دايز أوف أور لايفز. |
Şimdi müsaade edersen babanla birlikte kendimizi romantik bir fanteziye kaptırmaya çalışıyoruz. | Open Subtitles | أنا ووالدك نحاول نسيان أنفسنا في هذه المخيلة الرومنسية |
Geçen gün, bana, romantik bir ilişki içinde olduğunuzu söylediniz. | Open Subtitles | بذلك اليوم أخبرتماني بأنكما منخرطان بعلاقة عاطفية مع بعضيكما |