| Açıkçası, yüksek tansiyon iyi değil. Sakin kalması gerekiyor. stresi azaltın. | Open Subtitles | ارتفاع ضغط الدم ليس أمراً جيداً عليها التريث قليلاً وتخفيف التوتر |
| İklim değişikliği. Hayatımızdaki, çevremizdeki ve gezegenimizdeki stresi azaltmaya çalışıyoruz. | TED | يتغير الطقس ونحاول أن نقلل التوتر في حياتنا الشخصية وفي مجتمعاتنا وفي كوكبنا. |
| Üzgünüm. Şu an bana verdiğin stresi daha fazla kaldıramıyorum. | Open Subtitles | أنا آسفة أنا لا أتحمل الضغط الي توقعه عليّ الآن |
| Siz stresi bu şekilde gördüğünüzde vücudunuz da size inanır ve stres tepkileriniz daha sağlıklı hale gelir. | TED | وعندما ستنظرون إلى الضغط بهذا الشكل، فإن جسدكم سيصدقكم، فتصبح استجابتكم للضغط أكثر صحة. |
| Odaya oksijen veriyor, düşünmemi sağlıyor stresi azaltıyor. İhtiyaçları da basit. | Open Subtitles | يملىء الغرفة بالأكسجين, يساعد على التفكير يخفف من الإجهاد, آحتيجات بسيطة |
| Peki ya sizi uyanık tutan tüm bu etkenler aslında uykusuz kalma stresi yaratıyorsa? | TED | لكن ماذا لو كان الشيء الذي يؤرقك هو توتر حول الأرق؟ |
| Yaşam stresi envanteri yapıldığı dönemde, uzun vadeli bir ilişki evliliğe denkti. | TED | عندما تم إعداد قائمة إجهاد الحياة، وقتها كانت العلاقة طويلة الأمد تعادل إلى حد كبير الزواج. |
| Yoksa bitmemiş bir işin stresi veya gireceğiniz bir sınav ya da istemediğiniz bir aile toplantısı? | TED | أم التوتر حيال عمل لم تنجزه، أم اختبار على الأبواب، أم لقاء عائلي لعين؟ |
| Peki, stresi avantajınıza dönüştürmek ve en çok önem verdiğinizde sakin ve kendinizde olmak için neler yapabilirsiniz? | TED | إذن ما الذي يمكنك القيام به لتحويل التوتر لصالحك والهدوء والتماسك عندما يتطلب الأمر ذلك؟ |
| Şaşkınlıkla sınıftan çıktı ve eski sevgilisine çarptı ve stresi iyice arttı. | TED | فخرج متعثر النفسية من فصله و أخذ يهرع لرؤية حبيبته الدائمة مما رفع مستوى التوتر لديه |
| Çikolata yemek, öğrencilerdeki stresi azaltır. | TED | تناول الشوكولاتة يقلل التوتر لدى الطلاب. |
| On yıldan fazla bir süredir stresi kendimi kurtarmam gereken bir şeytana benzettiğimi söyledim bu yüzden bir müdahale toplantısı daha gerçekleştireceğiz. | TED | قلت بأني أمضيت عقدا من الزمن أشيطن الضغط لتخليص نفسي منه، لذا سنقوم بتدخل أخر. |
| Ve ortaya şöyle bir şey çıkıyor ki: yaşadığımız stresi türü ve rahatlamış bir durumda kalabilmek için vücudumuzun düzenli çalışması aşırı derecede kim olduğumuza bağlı. | TED | لكن يتضح أن نوع الضغط الذي نعايشه وسواء استطعنا البقاء فى حالة استرخاء وقتاً كافياً لنحافظ على أجسادنا تعمل بكفاءة يعتمد ذلك كثيراً على من نكون. |
| Günlerdir kimse seni öldürmeye çalışmadı. Bunun stresi ezici olmalı. | Open Subtitles | لا أحد حاول قتلك منذ أيام لابد وأن الضغط النفسي قد تراكم |
| Belki de siz de iklime bağlı travma öncesi stresi olan birisiniz? | TED | هل يمكن أن تعاني أنت من ضغط ما قبل الصدمة المتعلق بتغير المناخ؟ |
| Davanın stresi, vurulmuş olmanın getirdiği travma Jack'in kişiliği. | Open Subtitles | ضغط القضية ، الصدمة إطلاق الرصاص عليه ، شخصيته |
| İşinin çok stresli olduğunu biliyorum, o yüzden stresi azaltmak istiyorum. | Open Subtitles | أعلم بأنك عملك يكون مجهداً جداً لذا أريد أن أساعد لأخفف الإجهاد |
| stresi azaltmaya birebir. Şiddetle tavsiye ederim. | Open Subtitles | بالتأكيد ستساعد لتخفيف الإجهاد ، أوصي بها بشدة |
| Bu şu eski evlilik öncesi stresi oğlum. | Open Subtitles | أنه مجــرد توتر عصبــي قبل الزواج أبــني |
| Günün stresi gerçekten de üzerime biniyor. | Open Subtitles | أتعرفون أن إجهاد هذا اليوم قد بدأ ينطبع علىَ |
| Anne mükemmeliyetçilerin stresi ve çatışmayı hayatlarından uzak | Open Subtitles | أمي هل تعرفين أن الأشخاص الذين ينشدون الكمال لديهم ضغوط و صراعات أكثر منكِ |
| Dışlanan toplumların zaten karşı karşıya kaldığı stresi arttırıyor. | TED | فإنه يزيد من الضغوط التي تواجهها المجتمعات المهمشة |
| stresi yok, zorluğu yok. Günde sekiz saat çalışıyorum. | Open Subtitles | لا ضغوطات ، لا صراعات أعمل في نوبة 8 ساعات |
| stresi sonuç olarak düşünme eğilimindeyiz ama ben onu bir kültür olarak görüyorum. | TED | نحن نميل للتفكير بالتوتر كعاقبة لأمر ما، ولكنني أراه كثقافة. |
| İnsan vücudunun stresi kaldırmak konusundaki kapasitesi sınırlı. | Open Subtitles | الجسم الإنساني لَهُ قدرة محدودة للتغلب علي الإجهادِ. |
| Bizimle konuşan kişinin sesindeki stresi ölçecek. | Open Subtitles | الصوت فى الاجهاد يقيسون سوف الاخر الطرف على |
| Soygunun stresi, Franks'in doğal olarak kalp krizine mi sebep oldu? | Open Subtitles | أتعتقد بأن الأجهاد والضغط النفسي نتيجة السطو هو كان السبب الرئيسي في موته؟ |
| Süper bir tatil, çocuklar. Köyün bütün stresi üstümden akıp gidiyor. | Open Subtitles | يا لها من عطلة سعيدة يا شباب أشعر بتوتّر كبير يحيط بي |