| O zaman sahte tablo, orijinal tablonun içinde bulunuyor demektir. | Open Subtitles | هذا يعني أن اللوحة المزيفة كانت في مكان اللوحة الأصلية |
| Ve sonra, yaptığım diğer şey, tablonun önünde durup kendime onunla ilgili bir hikaye anlatmak olur. | TED | وبعدها أقوم بالوقوف أمام تلك اللوحة وأقوم بإخبار نفسي قصة عنها |
| Hatta kendisi bu tablonun dört farklı versiyonunu çizmiş, iskambil kağıtlarından ev yapan farklı cocuklar, her biri konsantre olmuş. | TED | وفي الحقيقة، قام برسم أربع إصدارات من هذه اللوحة أولاد مختلفين يبنون البيوت من البطاقات، كلها مركزة |
| Masumiyetle deneyim arasında mükemmel bir dengede duruyor ve işte bu beni tablonun önünde durdurup, yürümeye devam etmekten alıkoydu. | TED | هو معتدل تماما ما بين البراءة والخبرة وهذا ما جعلني أتوقف أمام هذه اللوحة |
| Bana bakmadı. Hala kartlarına bakıyordu ve işte bu tablonun baştan çıkarcı unsurlarından biri de bu, genç yaptığı şeye o kadar odaklanmış ki, bize bakmıyor. | TED | ولم ينظر إلي. فكان مازال ينظر إلى بطاقاته وهذا إحدى العناصر المغرية في هذه اللوحة فهو في قمة التركيز فيما يعمل لدرجة أنه لا ينظر إلينا |
| Karanlık düşlerinden kurtulduktan sonra tablonun karşısına çıkmayı başardı. | Open Subtitles | و حين يتماثل للشفاء من زياراته إلى الهاوية كان يقف أمام اللوحة و يبغضها بغضاً شديداً و يبغض نفسه |
| George, bir şey yakaladık. Finch tablonun izini sürmüş. | Open Subtitles | جورج, لدينا مفاجأة, لقد تعقب فينش اللوحة, |
| Bu tablonun galeride olduğunu hatırlıyor musunuz? Gören herkes onu almak istiyordu. | Open Subtitles | اتذكرون هذه اللوحة عندما كانت في المعرض,الكل اراد شرائها؟ |
| Bu tablonun bir hikayesi vardı, ama aşırı gerginlik yaratıyordu. | Open Subtitles | لدينا قصة تتماشى مع هذه اللوحة لكنها شديدة جداً |
| O zaman bu tablonun düşmesini nasıl açıklıyorsun, Keeley? | Open Subtitles | اذن ياكابتن كيلى , فسر لنا سقوط اللوحة ان كنت لاتصدقنا |
| O halde sahte olan orijinal tablonun önünde bulunuyordu. | Open Subtitles | هذا يعني أن اللوحة المزيفة كانت في مكان اللوحة الأصلية |
| Bu tablonun tarihteki ilk izlenimcilik çalışması olduğu düşünülür. | Open Subtitles | تعتبر هذه اللوحة أول رسم إنطباعي في التاريخ |
| Galiba hırsız tablonun arkasında kablo olup olmadığına bakmak için kafasını duvara dayamış. | Open Subtitles | أعتقد أن السارق ضغط رأسه على الحائط ليتحقق ما إذا كانت اللوحة موصلة بشبكة أمان |
| tablonun üst kısmı ile sağ tarafı kesilmiş. | Open Subtitles | أعلى اللوحة رمم و الجانب الأيمن, هل أسمع 2 مليون؟ |
| - tablonun ismini hatırladım! Adı Mayıs bin sekiz yüz bilmem neydi. Neyse, zaten Goya çok abartılıyor. | Open Subtitles | لقد تذكّرت اسم اللوحة الثالث من مايو أو شىء كهذا |
| Sana tablonun sahte olduğunu düşündürten nedir? | Open Subtitles | حسناً، وما الذي يجعلك متأكداً جداً بأن اللوحة مزورة؟ |
| tablonun orada olacağını ve onu ani bir saldırıyla yakalayacağımızı garanti ediyorum. | Open Subtitles | سأتأكد من أن اللوحة فى مكانها وألقى القبض عليه فىهجوممباغت. |
| Efendim, ne kadar çok gizem olursa, tablonun değeri o kadar yüksek olur. | Open Subtitles | ،سيدي ،الشيء الثمين هي اللوحة هذا هو السرّ الكبير |
| Birini dışarı çıkarabilmem için, o kişiyi o tuvale çizmem lazım fakat bunu ancak tablonun içinden yapabilirim. | Open Subtitles | لنُخرج شخصٌ ما, عليّ ان أرسمهم على تلكَ الوحة. ولكنيّ يُمكنني القيام بذلك من داخل اللوحة فقط. |
| Bu da demek oluyor ki, yanımızda beyaz tablonun bir kopyasını getirmeliyiz. | Open Subtitles | مما يعني أن علينا أن نستبدل اللوحه البيضاء بـ النسخه |
| Bu tablonun önüne oturduğumda huzurlu hissediyorum. | Open Subtitles | . يبدو أنني كلما جلست أمام هذه الرسمة أشعر بالهدوء |
| Bunun anlamı, periyodik tablonun belli bölümlerinin kesinlikle limitlerimizin dışında olduğudur. | TED | و يعني هذا أن أجزاء معينة من الجدول الدوري بديهياً محظورة. |