| Yani, sadece tuhaf şeyler söylüyorsun diye seni uzaklaştıramazlar. | Open Subtitles | حسنا، انهم لا يستطيعون وضعك هناك لمجرد قول أشياء غريبة. |
| Kızın eve gelmesinden sonra burada tuhaf şeyler olmaya başladı. | Open Subtitles | منذ أن أتت الفتاتين وهناك أشياء غريبة تحدث فى هذا المنزل |
| Bir cadıya aşık oldun ve bunu yaptığında tuhaf şeyler olur. | Open Subtitles | تورطت مع ساحرة ومتى تفعل ذلك أشياء غريبة تحدث |
| Ama bilmiyorum. tuhaf şeyler oluyor. | Open Subtitles | أنا لا أعرف الكثير من المسلمين سوف يكونون هناك، هذا شيء غريب |
| Bu şehirde hala devam eden bazı tuhaf şeyler var. | Open Subtitles | هنالك بعض الأشياء الغريبة التي تجري في هذه المدينة |
| Ama buna bakan kişi kendi kalbini koyabilir ve tuhaf şeyler meydana gelebilir. | Open Subtitles | ...لكن الشخص الذي ينظر اليه سيستمر بالتعلق به و عندها اشياء غريبة ستحدث |
| tuhaf şeyler yapar, ve şu uydular | Open Subtitles | تقوم بأشياء غريبة وهناك الأقمار الصناعية |
| Dostum, bu yerde tuhaf şeyler görmek veya duymak öyle kolay ki. | Open Subtitles | من السهل أن ترى وتسمع أشياء غريبة في هذا المكان |
| Büyük bir püskürtü yeterli yüksek enerji parçacığını bir anda fırlatırsa tuhaf şeyler meydana gelir. | Open Subtitles | لو أنه نتج جسيمات ذات طاقة عالية بالوَهَـجْ في وقت واحد تبدأ أشياء غريبة بالحدوث |
| Ve evet bazen tuhaf şeyler yapabiliyorlar... | Open Subtitles | وأعرف أنهم يفعلون أشياء غريبة بعض الأوقات |
| Yani tuhaf şeyler olmuştur, örneğin Brooke Davis'in bir Temiz Genç ile çıkması gibi. | Open Subtitles | ربما ستجتازين الأختبار في هذا الوقت أنا أقصد, لقد حدثت أشياء غريبة.. |
| Uyuşturucu bu sıralar bana bayağı tuhaf şeyler yapıyor. | Open Subtitles | المخدرات تفعل بي أشياء غريبة في الوقت الراهن. |
| tuhaf şeyler aynalarla ilgiliydi, değil mi? | Open Subtitles | أشياء غريبة بدأت للحدوث مع المرايا, أليس كذلك؟ |
| Bu apartmanda tuhaf şeyler oluyor. Farketmediğimi sanma. | Open Subtitles | هناك شيء غريب في هذا المبنى لا تظن أني لم ألاحظ |
| Avukat Park'a göre ofiste tuhaf şeyler olmuş. | Open Subtitles | لقد قال المحامي .أن شيء غريب قد حدث بالداخل |
| Burada her an tuhaf şeyler olabilir. İnsanlar şeytana tapanları suçlayabilir. | Open Subtitles | في وقت يحدث أيّ شيء غريب هُنا، الناس يضعون اللوم على عبدة الشيطان. |
| -Daha tuhaf şeyler de oldu. | Open Subtitles | الأشياء الغريبة يمكن ان تحدث. اذكري واحدة. |
| Bir de oldukça tuhaf şeyler yaşıyor olmam. | Open Subtitles | أيضاً لأنني أمر ببعض الأشياء الغريبة جداً |
| Ve sana ... çok tuhaf şeyler olacak. | Open Subtitles | وبالنسبة لك سيكون هناك العديد من الأشياء الغريبة |
| tuhaf şeyler oluyor..insanlar kaybolur..bulunur | Open Subtitles | اشياء غريبة حدثت. أناساً تختفى, اناساً تظهر لا اريد التفكير فى الأسوأ لها. |
| Şoktan oluyor sanırım. tuhaf şeyler yapıyor insana. | Open Subtitles | من فرط الصدمة على ما أعتقد تجعلني أقوم بأشياء غريبة |
| Geçenlerde Andrea Grinell'le propan deposunda dönen tuhaf şeyler hakkında konuşmuşsunuz, doğru mu? | Open Subtitles | هل تكلمت منذ مدة مع اندريا غرينيل عن بعض الأمور الغريبة التي تحدث في مستودع غاز البروبان؟ |
| Seksle ilgili tuhaf şeyler söylüyordu. | Open Subtitles | تتحدث عن اشياء غريبه عن الجنس وما الى ذلك |
| Heyecanlanmıyordu ama adam biraz tuhaf şeyler gönderiyordu. | Open Subtitles | لم تكن فزعة لكنه كان يرسل لها أموراً غريبة |
| Gece terörü yaşayan insanlar yastıklarını yemekten çok daha tuhaf şeyler yapabilirler. | Open Subtitles | المصابون برهاب الليل فعلوا أشياء أغرب بكثير من أكل وسائدهم. |
| Biliyorsun, kendim için bazı tuhaf şeyler hissediyorum. | Open Subtitles | اتعلمين، انا اشعر الان بمشاعر غريبة على. |
| Kimseyle çıkmadığım için tuhaf şeyler düşünmeye başlamıştı. | Open Subtitles | هو يعتقد إنني نوع من القديسين لأنني لم أذهب مع أي شخص |
| Bu yarrak her zaman tuhaf şeyler söyler ve bana birini öldürtmeye çalıyor. | Open Subtitles | هذا اللعين دائماً مايقول أشياءً غريبة ويحاول أن يجعلني أقتُل الناس, أنا لا |
| Yüzün, insanların tuhaf şeyler okuyabileceği bir kitap gibi. | Open Subtitles | وجهك مثل كتاب قد يقرأ فيه الناس أمور غريبة |