| Bir insan tedavi edildi, 300 kişinin yüzde beşinde yan etki görüldü, bu 15 kişi eder. | TED | يأخذ 300 شخص الدواء، أليس كذلك؟ تمت مساعدة شخص واحد يعانى خمسة بالمئة منهم من الآثار الجانبية هذا يعادل 15 شخصا |
| Beklenmedik bir yan etki olarak bazı duyguları ortadan kayboldu. | Open Subtitles | لكن كان هناك تأثير جانبي غير متوقع لقد تم قمع عواطفهم |
| Herhangi bir yan etki görüldüğü anda duracağız ve kendini toparlayana kadar ekipten uzaklaştırılacaksın. | Open Subtitles | عند ظهور أول أثر جانبي سنتوقف ، وسوف تخرج من الفريق حتى تجتاز هذا |
| Ama buna genellikle tedaviden sonuç alamayan ve yan etki gören insanlar dâhil değildir. | TED | ولكن هذا ما سيستبعد عادة بعض الذين لم يستفيدوا من العلاج أو شهدوا آثار جانبية |
| Nalokson senin sorununu yaşayan insanlarda... bir yan etki gösteriyor olabilir. | Open Subtitles | أكيد "النالكسون" له أعراض جانبية بالنسبة للأشخاص مثل حالتك |
| Ya da dediğim gibi, yan etki zarını atıp halüsinasyon diyarına düşmesini umut edip 500 dolar ödeme almak. | Open Subtitles | أو، كما أحب أن أسميها، $أن يدفع لي 500 لكي، تجربة حظي مع الأعراض الجانبية وأتمناها أن تكون الهلوسة. |
| yan etki olarak; idrar kaçırma, migren, bulanık görme, kalp çarpıntısı,kol ve ayaklarda şişlik, depresyon, delilik, gece psikozu, sertleşme sorunu... | Open Subtitles | الآثار الجانبية قد تكون سلس بولي صداع ، تشوش في الرؤيا ، تسارع في نبضات القلب إنتفاخ في الأطراف ، إكتئاب ، هلوسة |
| Güçlü, bağımlılık yapmayan ve yan etki profili daha düşük olan bir ilaç. | Open Subtitles | ، والذي كان قوياً وفعالاً ولا يُمكن إدمانه وكانت له القليل من الآثار الجانبية |
| İlacın bir tüberküloz ilacı olduğunu düşünmeye alıştıkları için, diğer etkiyi bir yan etki, ters etki olarak kaydettiler. | TED | لقد اعتادوا أن يعتبروه من ضمن علاجات السل و بالتالي صنّفوا ذلك التأثير على المزاج كتأثير جانبي من الآثار الجانبية السلبية. |
| Doku bozulmasının yeriyle alâkalı bir yan etki sadece. | Open Subtitles | لقد كانت مُجرد تأثير جانبي لمكان الآفة |
| Dr Reece'e göre sadece bir yan etki. | Open Subtitles | ليس الصداع .. انه مجرد تأثير جانبي |
| Hiç bir yan etki göstermediğini söylemiştin. | Open Subtitles | لقد قلتي بأنه لم يحصل لك أي تأثير جانبي! |
| Yani ölüm esas amaç değil, talihsiz bir yan etki. | Open Subtitles | إذاً، الموت ليس هدف المجرمة إنه أثر جانبي مؤسف |
| Bu sadece sana verdiğim sakinleştiriciden gelen bir yan etki. | Open Subtitles | هذا مجرد أثر جانبي من مهدئ لقد أعطيته لك. |
| Uzun süre ilaç kullananlarda bu yüzden birçok yan etki geliştiğini ve bunlar yüzünden organlarında hastalıklar çıktığını gördüm. | Open Subtitles | وجدّتُ أن الناس الذين كانوا يتعاطون الأدوية لأمدٍ طويل، تظهر عندهم آثار جانبية كثيرة من تلك الأدوية، التي بدورها تتسبّب |
| Bu makineyle, herhangi bir yan etki olmadan Nainsan güçlerini test edebiliriz. | Open Subtitles | الآن بهذه الآلة يمكننا اختبار قوى اللابشر بدون أي آثار جانبية |
| yan etki veya değil, işte burası. | Open Subtitles | Side effects or not, this is it. أعراض جانبية او ليست هى، هذا هو الأمر |
| Sonra düşündün ki, kimsenin istemediği yan etki ne olur? | Open Subtitles | و بعد ذلك فكرت ما هي الأعراض الجانبية التي لن يريدها أحد؟ |
| Bu bir yan etki olabilir. | Open Subtitles | سيكون هناك عرض جانبي لطيف وبسيط. |
| Bir CEO olarak, "yan etki" diye bir terim duydunuz mu? | Open Subtitles | كمدير تنفيذي، هل صادف وأن سمعت بالمصطلح "أثر عكسي"؟ |
| Sadece metale. Talihsiz bir yan etki. | Open Subtitles | حسناً , فقط للمعادن عرض جانبى غير حميد |
| Ters etki yok, ters bir yan etki yok sadece hafif bir sersemleme hali. | Open Subtitles | لا حوادث عكسيّة، لا آثار جانبيّة ضارّة بصرف النظر عن العطش والشعور بدُوار قليل في الرأس. |
| Bunlar bazen yan etki olarak halüsinasyonlara yol açar, hepsi bu. | Open Subtitles | لكن الاعراض الجانبية يمكن ان تسبب هلاوس هذا كل ما فى الامر |
| Hiç yan etki oldu mu? | Open Subtitles | بدون اية اثار جانبية ؟ |
| Uyuşturucu etkili bir ağrı kesicinin çok sık kullanılmasının yol açtığı küçük bir yan etki. | Open Subtitles | ليس عرضاً جانبياً كبيراً سببه سوء استخدام مسكن مخدر بذاته |