| Majestleri Bakan Shim Won'u kurtarmanın tek yolunun bu olduğunu söyledi. | Open Subtitles | جلالتةُ قال إن هذه الطريقة الوحيدة لحماية السيد شيم وون |
| K.C.'yi etkilemenin yolunun bu olduğuna mı karar verdin? | Open Subtitles | هل قررت بأن هذه الطريقة لتجعلي كاي.سي مسرورة منك؟ |
| Bunu halletme yolunun bu olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | أن أقول أني أؤمن بالله يا إيلاي لا أظن أن هذه الطريقة للتعامل مع الأمر |
| Aileleri kurtarmanın tek yolunun bu olduğuna inanarak insanlara ihanet ettim! | Open Subtitles | قمت بخيانة اشخاص معتقد ان هذا هو السبيل الوحيد لإنقاذ العائلات |
| Yaşın ilerlediğinde, başarının tek yolunun bu olduğunu göreceksin. | Open Subtitles | عندما تكبر في السن، سترى وهذا السبيل الوحيد للنجاح |
| Konoha'nın varlığını devam ettirebilmesinin tek yolunun bu olduğunu unutmayın. | Open Subtitles | و اعتبريها السبيل الوحيد للحفاظ على مكانة كونوها |
| Ki ikimizde çocuğunu görmenin tek yolunun bu olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | هذه الطريقة الوحيدة التي ستري بها إبنك |
| Bu işi medyadan uzak tutmanın tek yolunun bu olduğunu söyle. | Open Subtitles | أخبريه أنّه السبيل الوحيد لإبقائه بعيداً عن الإعلام. |
| İşte kalabilmemin tek yolunun bu olduğunu söyledi. | Open Subtitles | قال انه السبيل الوحيد لأتمكن من الحفاظ على وظيفتي |
| Bir şekilde bunun olmasının tek yolunun bu olduğunu biliyordum. | Open Subtitles | بشكل ما عرفت ان هذه كانت السبيل الوحيدة لحدوثة |
| Aileleri kurtarmanın tek yolunun bu olduğuna inanarak insanlara ihanet ettim! | Open Subtitles | أنا خيانة تفكير الناس هذا هو السبيل الوحيد لإنقاذ الأسر! |
| Hayatıma devam etmenin tek yolunun bu olduğunu kabullenmiştim. | Open Subtitles | تقبلت أنه السبيل الوحيد للمضي قدمًا |