| Sen biliyorsun, ben biliyorum. Yalnız onun da bunu bildiğinden emin ol. | Open Subtitles | .أنت تعرفها و أنا أعرفها .فقط أحرص على إنه يعرفها |
| Adamlarının şuradaki defter ve günlükleri CBI bürosuna gönderdiğinden emin ol. | Open Subtitles | أجل، أحرص على أن يرسل رجالك تلكَ المقالات والمذكرات لمكتب "كاليفورنيا" |
| O psikopatların ait oldukları yere yani kafeslerine kapatıldıklarından emin olmak istiyorum. | Open Subtitles | أنا هنا كي أحرص أن هؤلاء المجانين يعودون إلى أقفاصهم حيث ينتمون |
| Acele etmeliyim. Başını derde sokmamasını sağla, Jaq. | Open Subtitles | يجب أ، أشرع، أحرص على أن يبقى بعيداً عن المشاكل يا جاك |
| Yeri mutlaka işaretleyin. | Open Subtitles | ـ ونأخذهم .ـ أحرص على وضع علامة على المكان |
| Yukarıdakilerle sorun çıkmaması için hep dikkat ettim. | Open Subtitles | كنتُ دائمـاً أحرص على ألا أخالف القانون. |
| Adamıma telefon numaranı falan bırakmayı unutma. | Open Subtitles | أحرص أن تعطي لرجلي هنا رقم هاتفك وكل شيء. |
| Üç öğün yemesini, okula gitmesini, ödevini yapmasını sağlamam gerekti. | Open Subtitles | وجب أن أحرص على تناولها لثلاث وجبات، وذهابها إلى المدرسة، وإنجازها فروضها |
| Benim işim de, bunların senin görevin olmasını sağlamak. Tamam. | Open Subtitles | ووظيفتي أن أحرص على قيامكِ بهذه الأمور فقط |
| Geçti. Senin ve benim güvende olmamızı sağlayacağım tamam mı? | Open Subtitles | لا عليك، سوف أحرص على أن نكون بأمان معاً، حسناً؟ |
| Ama tutarsan emin ol, temiz vereceğim. | Open Subtitles | ولكن إذا قررتِ إستئجارها، فسوف أحرص على أن تكون نظيفة. |
| Rehinelere bak, herkesin iyi olduğundan emin ol. | Open Subtitles | تفّقد حالة الرهائن و أحرص علي أن يكون الجميع بخير |
| Rehinelere bak, herkesin iyi olduğundan emin ol. | Open Subtitles | تفّقد حالة الرهائن و أحرص علي أن يكون الجميع بخير |
| Bu geceki toplantıda hepimizin aynı tarafta olduğundan emin olmak istedim. | Open Subtitles | أريد أن أحرص على أن تكون نوايانا واحدة في إجتماع الليلة. |
| Çok uzun sürmesin. Açılış için hazır olduğumuzdan emin olmak istiyorum. | Open Subtitles | لكن يجب ألا نطيل البقاء أريد أن أحرص على أننا جاهزين |
| 1945'de belki, ben sadece tüm seçeneklerimizi değerlendirdiğimizden emin olmak istiyorum. | Open Subtitles | عام 1945، ربما. أريد فقط أن أحرص بأن نستوعب جميع خياراتنا. |
| Parayla ben ilgilenirim. Sen o cesetlerin bulunmamasını sağla. | Open Subtitles | سأهتم بالمال، أنت فقط أحرص ألا يتم العثور على الجثتين |
| Geri dönüp alacağımız zaman postların çürümemiş olması için dua edelim değil mi? Yeri mutlaka işaretleyin. | Open Subtitles | ـ نخبأ الحزم وراء الصخور ونعود لجلبهم ـ أحرص على وضع علامة على المكان |
| Suzy ve çocuklara dikkat et, - başlarına birşey gelmesin. | Open Subtitles | أعتني بــ سوزي والأطفال أحرص على أن لا يحدث لهم شيئاً |
| - Pişman. Kapıyı kilitlemeyi unutma. | Open Subtitles | إنه الندم ، أحرص على أنّ تغلق هذهِ النافذة. |
| Ancak emin bir şekilde eve girmenizi sağlamam için bana talimat verdi. | Open Subtitles | لكنه طلب مني أن أحرص على وصولك إلى المنزل بأمان |
| İşim şu anda sen ve adamlarının öldürülmemesini sağlamak. | Open Subtitles | وفي الوقت الحالي، أحرص على ألا تمت أنت ورجالك. |
| Şoförümüzün tam ortasından geçmesini sağlayacağım. | Open Subtitles | أنا أحرص أن يحصل زوارنا على جولة ملتفة داخله |
| L Paige kontrol zorunda - Ve o iyi olduğundan emin olun. | Open Subtitles | و أنا يجب أتفقد بايج و أحرص على كونها بخير |
| En azından haftada bir defa seks yapmanı sağlıyorum. | Open Subtitles | ؟ مازلتُ أحرص أنّك تمارس الجنس على الأقل مرّةً في الأسبوع |
| İşten geldiği zaman evde kimsenin olmamasını sağlamaya çalışıyorum. | Open Subtitles | لقد حاولت أن أحرص ألا يكون هناك أحد عندما يعود من عمله لأني أعلم أنه لا يحب ان يكون هناك أحد |