| Bir daha dans etmek istediğinde, önceden haber ver ki kendimi öldürebileyim. | Open Subtitles | في المرة المقبلة عندما تريد الرقص أعلمني بذلك قبلا كي أقتل نفسي |
| Dinle Tim, eğer parti yapmak istersen, bana haber ver. | Open Subtitles | إسمع يا تيم , إذا أردت الخروج و الإحتفال أعلمني |
| Eğer sizin için yapabileceğim herhangi bir şey olursa, yalnızca haberim olsun | Open Subtitles | إذا كان هناك أي شيء يمكنني القيام به من اجلك فقط أعلمني |
| Beni sabah ara. Olanlardan haberdar et. | Open Subtitles | إتصل بي في الصباح,أعلمني ماذا حدث هيا للنطلق |
| Bu sağ elin mi? Değil mi -- hayır, tamam Bir bardağın üstünde olduğum zaman bana söyle. | TED | أهذه يدك اليمنى؟ أعلمني في حال وجود يدي فوق أحد الأكواب |
| Sana söyleyip duruyorum gittiğin yeri bildir diye. | Open Subtitles | أَستمرُّ بإخْبارك، أعلمني أين أنت تَذْهبُ. |
| Eğer belli bir odayı kullanmak isterseniz, lütfen bana bildirin ki hemen boşaltalım. | Open Subtitles | و إذا كنت تحتاج لغرفة بعينها، حينها فقط أعلمني و سنقوم بإفراغها فوراً |
| Daha da ateşlenirlerse derilerinin dökülmesi artarsa bana haber ver. | Open Subtitles | و إن زادت الحمى لديهم أو تكسر جلدهم أعلمني بالأمر |
| Eti götürmek için yardım gerekecek. Şişe geçirdiğinde haber ver. | Open Subtitles | ـ سنكون بحاجة لمساعدة لأحضار اللحم ـ أعلمني عندما تضعوه في السيخ |
| Karin gelirse bana haber ver de bir kravat takayim. | Open Subtitles | إذا زوجتك تود الحضور، أعلمني لكي أرتدي ربطة عنق. |
| Ne zaman bir iki litre yağa sıkışırsan bana haber ver. | Open Subtitles | في أي وقت تجد نفسك مضطرا لزيت تشحيم، أعلمني وحسب |
| İstediklerim hazır olduğunda haber ver. | Open Subtitles | أعلمني عندما أحصل على كل ما أريد سأنهي المكالمة |
| Karar vermende yardımımı istersen haberim olsun. | Open Subtitles | إن كان بوسعي مساعدتك على اتخاذ القرار ، أعلمني فحسب |
| Bakın, işin aslı, yakında işsiz kalacağım, yani... eğer bir sürücü arıyorsanız, haberim olsun. | Open Subtitles | الحقيقة أنني سأخسر وظيفتي قريباً لذا أعلمني إن كنت تبحث عن سائق |
| Çok memnun oldum. Bir şey istersen haberim olsun yeter. | Open Subtitles | أنا مسرور جدا فقط أعلمني إذا احتجت أي شيء |
| Evet, ben de. Eğer yardıma ihtiyacın olursa haberdar et beni. | Open Subtitles | أجل ، أنا أيضاً أعلمني إذا إحتجت إلى أيّ مساعدة |
| Başka bir şey olursa beni haberdar et. | Open Subtitles | سأهتم بهذا الأمر أعلمني فقط لو ظهر شيء آخر |
| KB: Bana ne zaman durmam gerektiğini söyle. SJ: tamam. | TED | كيث بارى: أعلمني متى يجب التوقف ستيف جيرفيتسن:حسناً |
| Yapacağın şeyi bağırarak söyle. | Open Subtitles | كل خطوة تقوم بها أعلمني بها أنا خلفك تماماً |
| Tomografi sonuçlarını alınca bana bildir. | Open Subtitles | أعلمني عندما ياتي تقرير التصوير المقطعي المحوسب |
| Planım bir dahaki sefere bana ilk bildirin, tamam mı? | Open Subtitles | المرة القادمة التي تستخدم فيها خطتي أعلمني أولاً ، حسناً ؟ |
| Evde olacağım. Eksiksiz bir rapor istiyorum. Cesedi buradan götürdüğünüzde bana haber verin. | Open Subtitles | سأنتظر في المنزل وأنتظر منك تقريراً كاملاً أعلمني عندما تخرجون الجثة من هنا |
| Evet, yani, şayet Orta Doğu'da bulunursan, ...bileyim yeter, ha? | Open Subtitles | نعم، لذا، لو كنت في الشرقِ الأوسط، أعلمني , هااه؟ |
| Rahatınız için yapabileceğim herhangi bir şey varsa lütfen söyleyin. | Open Subtitles | إذا أستطيع أن أجعل رحلتك أكثر راحة أعلمني بذلك, أنتم الإثنان إنهضوا |