| ve bunun sanal olan hiçbir yani yok. | TED | و ليس هناك من شيء إفتراضي حول هذا الأمر |
| Emlak Arama Motoru sanal alemde kontrolü hukukçuya verir enformasyonu vazgeçilmez hale getirir. | Open Subtitles | محرّك إستفسارِ العقاراتِ وضع إفتراضي مِنْ المعلوماتِ وَضْع المحامي بنفسه .في السيطرةِ |
| O, sanal bir dünyada değil de, bu evde yaşamıştı. | Open Subtitles | عاشتْ في هذا البيتِ بدلاً مِنْ عالم إفتراضي |
| Tamam, varsayımsal konuşma, sadece diyelim, polis zaman tükeniyor olduğunu. | Open Subtitles | حسناً ، فلنقل فقط كلام إفتراضي أن الشرطة ينفذ منها الوفت |
| Paralel bir evrene portal görevi görecek frizbi boyutunda bir solucan deliği için varsayımsal bir kaplama alanı. | Open Subtitles | -حقل إحتواء إفتراضي لثقب دودي في حجم الطبق الطائر الذي يمكن أن يستخدم كبوابة لكون موازي |
| Söylediğim gibi, bunların hepsi varsayım. | Open Subtitles | كما قلت سابقا هذا الأمر كله إفتراضي |
| Sanki görsel bir kanıt duvarı gibi. | Open Subtitles | ويمكني الخوض فيه إنه مثل حائط أدلة إفتراضي |
| Eğer varsayımım doğruysa iki evrenin frekansını karıştıran her neyse uçağın sistemini bozan da o. | Open Subtitles | إفتراضي كان محقاً ، أياً يكن ما دمج الترددات بين الأكوان لابد أنه زعزع الطائرة |
| Bütün sırrı sadece bir sanal yabancı bilse bile, | Open Subtitles | حتى مع علم غريب واحد إفتراضي بالحقيقة كاملة |
| sanal CRYO gibi. Canlı Rol Yapma Oyunu. | Open Subtitles | عجباً ، يبدو مثل حدث واقعي الأدوار إفتراضي |
| Gerekyok. Yeterince videoyu sanal olarak işledim. | Open Subtitles | لا يتوجب عليكم هذا، حصلت على ما يكفي من هذا الفيديو كي أقوم بعرض إفتراضي |
| FBI teknisyenlerinin çektiği tüm fotoları birleştirip sanal bir suç mahalli yarattım. | Open Subtitles | إذاً ركبتُ جميع الصور التي إلتقطها تقنيو المباحث الفيدرالية وأنشأتُ مسرح جريمة إفتراضي. |
| Üzerinde uğraştığımız uygulamalardan biri de -- ki bu dünya çapında epey ilgi çekti -- bu verilerin sanal otopsilerde kullanılması. | TED | وواحدة من التطبيقات التي كنت اعمل عليها والتي جذبت اهتمام العالم أجمع هي العمل على تشريح " إفتراضي " للجسم |
| Burada yapmaya çalıştığımız şey sanal bir dünya oluşturmak. | TED | ما نحاول فعله هو بناء علم إفتراضي |
| Örneğin, fiziksel dünyada milimetrelik bir kesinliği olan sanal dünyada ise büyük bir gerçekliği kaplayan bir uygulamayı hayal edin. | TED | على سبيل المثال ، تخيل ، تطبيق واقعي يمكننا من تركيب عالم إفتراضي حتى مستوى ميليمتر من الدقة فوق عالمنا الطبيعي . |
| Sen yalnızca bir simgesin, Zoe'nin sanal bir temsilinden ibaretsin. | Open Subtitles | أنتِ مجسًم، تمثيل إفتراضي لزوي |
| Sana varsayımsal bir soru soracağım. | Open Subtitles | دعني اسألكَ سؤال إفتراضي |
| Ama sadece varsayımsal olarak. | Open Subtitles | ولكن بشكل إفتراضي. |
| Hepsi birer varsayım. | Open Subtitles | هذا الأمر كله إفتراضي |
| varsayım olarak kouşacağım. -Tamam. | Open Subtitles | لكن سأتكلم بشكل إفتراضي حسناً |
| Sanki görsel bir kanıt duvarı gibi. | Open Subtitles | ويمكن الخوض فيه بعدها إنه مثل حائط أدلة إفتراضي |
| Benim ilk varsayımım her zamanki gibi benim suçum olduğuydu. | Open Subtitles | إفتراضي الأول كالعادة كان أن الخطأ وقع من طرفي |