| Kızdığınızı biliyorum. Hakkınız da var ama çok yaklaştım. | Open Subtitles | أعلم أنك محبط ، ولديك الحق دعنيأخبركبشيءلقد إقتربت. |
| Gelecek ay duvarı sağlamlaştırmamız gerekebilir çünkü beni neredeyse yakalıyordun ve bu... | Open Subtitles | الشهر المقبل ينبغي علينا أن تعزيز الجدار لأنّكَ إقتربت أن تمسكني مرّة |
| -Gelmek isterdi... ama mahkemesi yaklaşıyor, ülke dışına çıkması çok zor. | Open Subtitles | ، ولكنك تعلم بأن مُحاكمته قد إقتربت لذلك من الصعب أن يخرج من البلاد |
| Tallulah, biraz daha yaklaşırsan avukatımı aramam gerekecek! | Open Subtitles | إحترسى,لو إقتربت اكثر من ذلك سأستدعى محامى الخاص |
| Benim buna en yakın yaşadığım olay... birinin beni yılbaşı yemeğine davet etmesiydi... çünkü bana acıyordu, tatili yalnız geçirebilirdim. | Open Subtitles | المرة التي إقتربت من هذا أن شخص قد دعاني إلي عشاء عيد الميلاد لأنهم شعروا بالذنب لأنني قد أمضي العطلة وحيدة. |
| Onu masada gördüğün zaman mı yanına yaklaştın ? | Open Subtitles | إقتربت منها لاحقاً عندما رأيتها عند الطاولة ؟ |
| Ve eğer yürümezse, harika bir şeye ilk defa bu kadar yaklaştım ve bu çok güzel. | Open Subtitles | وحتى إذا لم ينجح الأمر، يبقى الشيء الوحيد الذي إقتربت إليه بتلك الروعة، وذلك كافي ورائع. |
| Olaylar biraz karışık görünüyordu. Olabildiğince yaklaştım. | Open Subtitles | حسناً, إن الأمر هناك فوضوي بعض الشي لقد إقتربت بقدر مايمكنني |
| Bu yüzden Seung Jin ailesini araştırmaya başladım ve bu yüzden sana yaklaştım. | Open Subtitles | لذا بدأت التحقيق حول مجموعة سيونغ جين و إقتربت متك |
| neredeyse vardım. İki, en fazla 3 dakika kaldı. | Open Subtitles | لقد إقتربت من هناك سأصل في دقيقتين أو ثلاث كأقصى حد |
| Kraliçe'yi siktir et! Bu sözü sahnede neredeyse ağzımdan kaçırıyordum. | Open Subtitles | تبا لهذه الملكه ، لقد إقتربت من هذه المرحله |
| Ama artık şehre yaklaşıyor olmam gerekirken, bir terslik hissettim. | Open Subtitles | لكن عندما إقتربت من المدينة... ...شىء ما لم يكن صحيحاً. |
| Saat 4 yaklaşıyor. Bir karar verdin mi? | Open Subtitles | لقد إقتربت الساعة الرابعة سريعاً هل إتخذت قراراً ؟ |
| Uzuvlarının kesilmesinden pek fazla hoşlanmazlar... ve eğer onlara yaklaşırsan seni incitebilirler. | Open Subtitles | لا يحبون أن تُقطع أجزائهم يستطيعوا إيذائك لو إقتربت منهم جداً |
| Bir kez bile daha bu kadar yaklaşırsan İşini bitiririm. | Open Subtitles | إن إقتربت إلى هذا الحدّ مجدداً، سأجهز عليك |
| İnsanlara yakın olmaktan korkuyorum beni öğrenecekler diye, ucube olduğumu görecekler diye. | Open Subtitles | أنا دائماً خائفة جداً إذا إقتربت أكثر من الناس سوف يكتشفون حقيقتي يكتشفون بأنني غريبة أطوار |
| Meraklandın ve ona yaklaştın. Ne çiziyordu ? | Open Subtitles | لذا كنت مهتم و إقتربت منها ما الذى كانت ترسمه ؟ |
| Hasret duymana ramak kaldı. | Open Subtitles | إقتربت بشكل خطير من مرحلة الشعور بالحنين |
| Sadece suçlu olmakla kalmayıp, yanına yaklaştığında çığlıklar atan bir kadını, anlamsızca saplantı yaptın. | Open Subtitles | ليس فقط تعتبر مجرمة لكنها تصرخ إذا إقتربت منها |
| Görkemli, unutulmaz, nefes kesici an çok yaklaştı. | Open Subtitles | اللحظة المدهشة، والعظيمة والتي لاتـُنسـى قد إقتربت |
| O lanet köpekler yanıma yaklaşırsa tekmelerim. | Open Subtitles | ــ أجل سأركل هذه الكلاب اللعينة إن إقتربت مني |
| Yolda birini fark ediyor ve yaklaştıkça onun Scotty olduğunu anlıyor. | Open Subtitles | رأت هيئه شيءٍ ما على جانب الطريق وحالما إقتربت منه.. اكتشفت |
| İnanın bana ölüme daha fazla yaklaştığım zamanlar oldu. | Open Subtitles | هذا الشيء خطر ثق بي إقتربت من الخطر أكثر من هذا |
| Sanki, nasıI desem, sanki iblisin karıştığı herhangi bir şeye ne kadar çok yaklaşırsam imgeler de o kadar güçleniyor. | Open Subtitles | لا أدري كلما إقتربت لأي شئ يخص هذا الكائن الشيطاني كلما قويت هذه الرؤى |
| Ancak atlıya yaklaştığımda aniden kayboldu hem de hiçbir iz bırakmadan. | Open Subtitles | و عندما إقتربت كان الراكب قد إختفى دون أن يترك أثرا |
| Taziyelerimi sunmak durumunda olduğumu bilmiyordum, derken ikizlerden birisi yanıma yanaştı, bilmeleri imkansızdı. | Open Subtitles | لم أعلم إذا كان علي تقديم التعازي لهم, لكن, قبل أن أغادر إقتربت مني إحداهن. لا أعرف أية واحدة. |