| yeter düşmek bu kadar Kalmadı çarpmadığım duvar | Open Subtitles | إكتفيت من تلقّي الصدمات أصبحت بقوة الجدران |
| Artık bir çizgi çekip "yeter, bıktım" demenin zamanı geldi. | Open Subtitles | حان وقت رسم خط في الرمال وتقول لقد إكتفيت |
| Kendim için çalışırım. Başkaları için yeterince çalıştım. | Open Subtitles | أنا أعمل وحدي إكتفيت من العمل لحساب الآخرين |
| Fakat Bayan Quested'e Hindistan'ı yeterince gezdirdim. | Open Subtitles | أَنا آسف يا قودبولي لكنني إكتفيت من التجول مع الآنسة كويستد لأريها الهند |
| Yetti artık. Ülke dediğin bu pis yer sende kalabilir. | Open Subtitles | لقد إكتفيت, تستطيع أن تحفظ بقذراتك هذه التي تسميها بلاد. |
| Beni bir daha arama.Artık bitti. | Open Subtitles | لاتتصلي بي مجدداً , لقد إنتهي الأمر وأنا إكتفيت منك |
| Senden bıktım artık, cahil köylü. İşine dön! | Open Subtitles | لقد إكتفيت منك ، أيتها القروية الجاهلة ، إذهبي للعمل |
| Oh, hayır. yeter, Senden böyle esrarlı mesajlar almaktan bıktım. Neler dönüyor bilmek istiyorum. | Open Subtitles | اوه لا ، حسناً ، لقد إكتفيت من تدوين هذه الرسائل الخفية من أجلك ، أريد أن أعلم مالذي يحدث |
| Pekala, kahve vakti. bu kadar kahve yeter. | Open Subtitles | إكتفيت من القهوة، إنها لا تنفع على أية حال. |
| Ama sonunda yeter dediğin bir gün geliyor. | Open Subtitles | لكن يأتي اليوم الذي تشعر به أنك إكتفيت من الحياه |
| Dün gece senin türünle yeterince uğraştım. | Open Subtitles | بصراحة بعد ليلة أمس إكتفيت تماماً من فصيلتك |
| Lütfen, Teal'c. Abay O'Neill'dan yeterince "Savaşçının Yolu" saçmalığı dinledim. | Open Subtitles | أرجوك يا تيلك ، لقد إكتفيت من أقاويل المحاربين تلك من الكولونيل أونيل |
| Bana gelince; yeterince gördüm, önümüzdeki sene her şeyi satacağım. | Open Subtitles | أما عني؟ فقد إكتفيت , سأتقاعد في العام القادم |
| Ronnie, bugünlük vitrin görevi Yetti bana. | Open Subtitles | روني, لقد إكتفيت من واجب النافذة لهذا اليوم |
| Bu faşizm Yetti artık. Fae için Yetti! | Open Subtitles | لقد إكتفيت من هذه الفاشية لقد إكتفى كل الفاي |
| İkinci boşanmandan sonra evlilikle işin bitti sanıyordum. | Open Subtitles | ظننتك إكتفيت من الزواج, بعد الطلاق الثاني |
| Kaçmayı bıraktım. Ölsem de burada kalacağım! | Open Subtitles | لقد إكتفيت من الفرار , أنا باقيٍ هنا حتى لو كان معنى ذلك أن أموت منه |
| Off, bittim ben. Daha fazla içemem. | Open Subtitles | ،لقد إكتفيت لا أستطيع أن افعل أكثر من ذلك |
| Etrafta cevaplar aramayla işimin bittiğini düşünüyorum. | Open Subtitles | أعتقد أنني إكتفيت من البحث عن الأجوبه هنا |
| Son kovam da delindikten sonra, buraya kadar oğlum dedim. | Open Subtitles | وعندما لم يعد لدي المزيد من هذه سأنهي الأمر لقد إكتفيت من هذا |
| Sanırım bu saçma oyun için Benden bu kadar. | Open Subtitles | أعتقد أنني إكتفيت من هذه اللعبة الغبيّة السخيفة |
| Bayan Brady'den ve sizin şu İrlanda adetlerinden usandım. | Open Subtitles | لقد إكتفيت من الآنسة "برادي" ومن أساليبك الأيرلندية |
| Baba,senin bu insanların zaafından yararlanarak onları kullanmandan sıkıldım artık. | Open Subtitles | أبي ، لقد إكتفيت من إستغلالك لهؤلاء الناس |