| Evet, sadece küçük bir icat var sokak lambası deniyor. | Open Subtitles | نعم، لكن أصبح هناك هذا الإختراع الصغير المسمى بأنوار الطريق. |
| Tatlım, bu aptal icat hakkında dediğim her şeyi geri alıyorum. | Open Subtitles | عزيزي , اتراجع عن كل ما قلته عن هذا الإختراع الغبي |
| Elektro-kimyasal motor, yakıt hücresi, enerji taşıyıcısı olarak hidrojen etrafında yeniden icat etme üzerine böylece yola çıkmış olduk. | TED | لذا شرعنا في إعادة الإختراع لمحرك كهروكيميائي فى خلايا الوقود استخدمنا الهيدروجين كمصدر للطاقة |
| Bu gerçekten önemli yeni icadı için babama yardım ediyorum. | Open Subtitles | أساعدُ أبي بهذا الإختراع الجديد المُهم والحقيقي |
| Bu icadın ne kadar değerli olduğunu anlayabiliyorum. | Open Subtitles | يمكنني أن أدرك لماذا هذا الإختراع ذو قيمة بالغة جداً |
| Ve bence artık bu sıradışı buluşa göz atmanın zamanı geldi. Bu insanlık tarihinde yapılmış ilk daimi hareket makinesi. | Open Subtitles | وحان الوقت لإلقاء نظرة على هذا الإختراع المذهل هذه هي أول آلة دوران مستمر في تاريخ البشرية |
| Mösyö Naylor'ın icadının geliştirilmesinde sizin parmağınız vardı. | Open Subtitles | يبدو واضحا أنه ستفيدك هذه الأداة نتيجة تطوير الإختراع من طرف السيد ً نايلور ً |
| Eğlenmek için icat ederiz. Buluş yapmak çok eğlencelidir. Kar elde etmek için de icat ederiz. | TED | نحن نخترع للمتعة. الإختراع شئ ممتع فعلا. و نحن أيضا نخترع لكسب المال. |
| İşe yarayan bir icat görmek çok hoş. | Open Subtitles | جميل ان اراى الإختراع الذي في الحقيقة يعمل |
| Gerçek icat araba değil, arabanın yapıldığı montaj hattıydı. | Open Subtitles | بالطبع، الإختراع الحقيقي لم يكن السيارة بل هو نظام التجميع الذي بناه |
| Bu mikrobu laboratuvarda değiştirdiklerini söylediler ve bu yüzden o bir icat idi. | Open Subtitles | قالوا بأنّهم عدلوا هذه الجرثومة في المختبر ولذلك كانت إختراعا. دائرة براءات الإختراع وحكومة الولايات المتحدة |
| Hayatımı verimlilik ile geçirmeliyim ki icat etme kapasitem maksimum değere çıksın böylece insanoğlu için yapabileceğimin en fazlasını yapabileyim. | Open Subtitles | أنا يجب أن أعيش حياتي كلها بكفاءة لزيادة قدرة الإختراع هكذا يمكنني أن أعمل أكثر للبشرية |
| 1951'deki icat gizliliği olayından sonra, devlet 5,000'den fazla icadı gizledi. | Open Subtitles | بموجب قانون سرية الإختراع في عام 1951، قامت الحكومة الأميركيّة بإغلاق أكثر من 5.000 براءة إختراع |
| Daha sonra ise işlerimizden yakınmak yerine bu icat hakkında konuşmak için bir araya gelmeye başladık. | Open Subtitles | وكما تعلمون، بدأنا نجتمع معاً .. لنتكلم بشأن الإختراع بدلاً من التذّمر بشأن وظائفنا. |
| Ama şu yeni icat telefonu kullanıp aramalıydım. | Open Subtitles | ولكن كان علي الإتصال استخدم ذلك الإختراع المساعد الجديد, الهاتف |
| Tüm patentlerimiz, patentlere ve buluşlara karşı tüm yaklaşımımız mucitlerin icat ettiklerinin ne olduğunu, ne için olduğunu bildikleri fikrine dayanıyordu. | TED | كل براءات الإختراع , و كل توجهاتنا لبراءات الإختراع و الإبتكار تعتمد على الفكرة لأن المبتكر يعرف الغرض من الإبتكار نستطيع أن نقول ذلك |
| Siz tüm hayatınızı bu asil icadı iyileştirmeye adadınız. | Open Subtitles | وأنت بدورك كرست حياتكَ لتشذيب هذا الإختراع النبيل |
| Herşey Gerald Ford'un icadı olan... ... Otomo-araba ile başladı, fosil yakıtla çalışan araçlar. | Open Subtitles | بدأ الأمر كله مع الإختراع الشهير لجيرالد فورد سيارة أوتومو التي تعمل على المحروقات البترولية |
| Dr. Collier'ın programı belki de e-postadan sonra internetin en kazançlı icadı olacaktı. | Open Subtitles | برنامج الدّكتور كولير قد يكون الإختراع الأكثر ربحية في تقنية الإنترنت منذ البريد الإلكتروني |
| Sıradaki milyon dolarlık icadın ne olacağını merak ediyorum. | Open Subtitles | أتسائل ما هو الإختراع التالي الذي سيجني الملايين. |
| Bu buluşa ne deniyor? | Open Subtitles | ماذا تسمى هذا الإختراع ؟ |
| Omar'a saatlerce fikir verdi ve Omar da icadının her adımını onunla paylaştı. | Open Subtitles | لقد منح (عُمر) ساعات من النصائح المجانية وأطلعه (عُمر) على كل خطوة من الإختراع |
| Sorun işte bu...eğer devlet üretip, devlet kullanırsa yenilik döngüleri oluşmaz. | TED | هنا تكمن المعضلة, ذلك أن دورات الإختراع غير موجودة لما تطور الحكومة شيئا ما و الحكومة من تستخدمه. |