| Neden o endişe duyması gereken sağduyulu yetişkin hep ben oluyorum? | Open Subtitles | لماذا يجب أن أكون انا البالغ الوحيد المسئول والذي يقلق ؟ |
| Neden hep ben o endişe duyması gereken sağduyulu yetişkin oluyorum? | Open Subtitles | لماذا يجب أن أكون انا البالغ الوحيد المسئول والذي يقلق ؟ |
| Ama yetişkin flamingolar uzun ve pullu bacakları sayesinde bu bataklıkla baş edebilirler. | Open Subtitles | لكن بوسع النحام البالغ تحمّل ذلك في هذا المستنقع، بسبب سيقانهم الطويلة القشرية. |
| Ve bunu yapmak için üç yaşındaki çocuğunuza bir tablet verdiniz. | TED | وللقيام بذلك، ناولت طفلك البالغ من العمر ثلاث سنوات جهازًا لوحيًا. |
| Harika, yetişkin özürlü çocuğu olan çift buraya doğru geliyor. | Open Subtitles | رائع , وها قد جاء الثنائي ومعهم الولد البالغ المعاق |
| yetişkin erkek keskin kuyruklu ormantavukları mevsim başlangıcı için alıştırmalarını yapıyorlar. | Open Subtitles | الطهيوج الذكر البالغ مستدَقّ الذيل منشغلٌ في تدريب ما قبل الموسم |
| Şimdi yetişkin bilincinin nasıl çalıştığına dair bildiklerimiz bunlar. | TED | والآن إليكم ما نعرفه عن كيف يعمل وعي الشخص البالغ. |
| Ama ilginç olan şu ki yetişkin Triceratops da aynı şekilde süngerimsi iç yapıya sahipti. | TED | ولكن المثير للإهتمام ان الترايسيراتوبس البالغ كان ايضاً اسفنجي |
| Yine de, ABD'de gençlerin uygun bir yetişkin korumaya sahip olmaları polisin gençleri sorgulamayı geliştirme dertlerine deva olmaz. | TED | إن حضور البالغ المناسب مع اليافع هنا في الولايات المتحدة ليس حلًا لكل مشكلات استجواب الشرطة للمراهقين. |
| Yani, uygun bir yetişkin bir avukat belki de eğitimli bir çocuk avukatı olmalı. | TED | لذلك ينبغي أن يكون البالغ المناسب محام أو محام مدرب للأطفال. |
| Dinleyici: bana şöyle söylendi yetişkin olarak beyin hücrelerimizin çoğu Gerçekten insan embriyosundadır. Ve beyin hücreleri son 80 ve sonraki yıllarda | TED | الجمهور: لقد قيل لي أن الكثير من الخلايا الّتي في دماغي البالغ هي نفسها في دماغ الجنين والشّخص في عمر ال80 |
| Ve daha sonra ortaya çıkan yetişkin, bir ya da iki ay yaşar. | TED | وبعد ذلك يعيش اليعسوب البالغ لشهر أو شهرين. |
| Dona kalmıştım, hareketten ayrılalı yılları geçmiş olan bu yetişkin adamdım ve şimdi terliyor, titriyordum. | TED | كنت مجمدًا. كنت هذا الرجل البالغ الآن، سنوات على خروجي من تلك الحركة، وكنت أتصبب عرقًا وكنت أرتجف. |
| yetişkin erkeği 30 ayak uzunluğunda ve altı ton ağırlığındadır, fakat bazıları 45 ayağı bulur. | Open Subtitles | الذكر البالغ طوله حوالي 30 قدمِ ويزن ستة أطنانِ وبعض الاحيان يصل الى 45 قدم |
| Biliyorsunki Bart, buradaki tek yetişkin ben olduğum için, sanırım bir şey söylemem gerekiyor. | Open Subtitles | أتدري، بصفتي الوحيد البالغ هنا، أشعر أنه من واجبي أن أقول شيئاً |
| Artık yetişkin nüfus 200'ün altında. | Open Subtitles | منذ ذلك الحين، السكان البالغ إنخفض إلى أقل من 200. |
| Buradakiler dünyanın en büyük kurtları olup bazıları 60 kilodan ağır olmalarına rağmen yetişkin bir bufalo bir tondan ağır gelebilir. | Open Subtitles | بالرغم أن الذئاب هنا هي الأضخم في العالم يزن البعض أكثر من 125 باوند فإن الجاموس البالغ قد يزن أكثر من طن. |
| Diana Ross'un on iki yaşındaki çocuğu oynadığı film değil mi bu? | Open Subtitles | ليس هذا واحد حيث يلعب ديانا روس البالغ من العمر 12 عاما؟ |
| Yani o yorgun yetişkini geçip, onun içindeki azgın genci ortaya çıkarmalısın. | Open Subtitles | لذا عليك فقط تخطي البالغ المتعب لتعثري الولد المراهق بداخله. |
| Ben bu yerin 10 mil içerisindeki tek yetişkinim. | Open Subtitles | أنا البالغ الوحيد في هذا المكان |
| Bir yetişkinin bir çocuğa vurması çok kötü bir şeydir. | Open Subtitles | عندما يقوم البالغ بضرب الطفل, فإن ذلك أمرٌ سيءٌ للغاية. |
| Nancy burada bir kere yaşlı bir adam kaybetmişti. | Open Subtitles | خسر نانسي الرجل البالغ من العمر في هنا مرة واحدة. |
| Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor. | TED | فوعي الشخص البالغ وإدراكه يبدو نوعا ما كضوء كشاف مسلط. |