| Babamın asla olamadığı bir baba olacaksın. Saygı duyulacak biri. | Open Subtitles | ستكون الأب الذي لم يكنه والدنا أبداً، شخص يحتذى به |
| asla istemediği veya sormadığı bir yol ve asla gidemeyeceği bir yol. | Open Subtitles | الوحيد الذي لم يطلبه أو يريده و الوحيد الذي لم يعثر عليه |
| Çok sıcak olan bir yaz günü, dışarıdan çok da ilginç olmayan davul şeklinde bir binayı ziyaret ettik. | TED | في يوم صيفي حار بالتحديد، زرنا المبنى المشابه للطبل في شكله الذي لم يكن شكله من الخارج مثيراً للاهتمام. |
| Çünkü dördüncü şüpheli, her iki olay yerinde hiç kımıldamamış olan tek kişi. | Open Subtitles | لان المشتبه به الرابع هو الوحيد الذي لم يتحرك بكلتا الجريمتان ولا بوصة |
| Seni kendi hiçbir işe yaramaz oğlumdan daha çok seviyorum. | Open Subtitles | أنا أحبك أكثر من ابني الطيب الذي لم أحظ به. |
| Bu, her şeyini kaybetmiş varlıklı bir ailenin ve onları bir arada tutmaktan başka seçeneği olmayan bir oğlun hikayesi. | Open Subtitles | الآن قصة عائلة غنية فقدت كل شيء و الأبن الأوحد الذي لم يكن لديه خياراً سوى ان يبقيهم كلهم ماً |
| Onun için ne anlama geldiğini hiç bir zaman dile getiremiyordu. | Open Subtitles | ذلك الذي لم يجرؤ أبداً أن يخبرك كم أنتِ تعنين له |
| Burayı bir ev haline getirmeye çalışmana burası asla senin için öyle olmayacak. | Open Subtitles | تجعلين هذا المكان بيت , تتظاهرين ليكون شيئا ما الذي لم يكن لك |
| Pumyra asla gelmeyecek kralı için beklerken savaşta yenik düştü. | Open Subtitles | بومايرا سقطت في المعركة تنتظر الملك الذي لم يعد إليها |
| Çünkü babam beni asla olamadığı bir evlat olarak yetiştirdi. | Open Subtitles | ولأن والدي أثار لي أن يكون ابنه الذي لم يكن. |
| hiç kaybolmayan bir köpek, var olmayan bir adam tarafından arandı. | Open Subtitles | الكلب الذي لم يضع أبداً إمتلكه رجل لم يكن موجوداً بالأصل |
| Beni tek rahatsız eden dava araştırmaya gerek olmayan davadır. | Open Subtitles | الأمر الذي يزعجني هو الأمر الذي لم نبدأ التحقق فيه. |
| Bilmeyen tek kişi vardı, o da şu an size bakıyor. | Open Subtitles | الشخص الوحيد الذي لم يعرف هو الذي يحدّق إليكَ بغضب الآن |
| Yerle bir etmeyi göze alamadığım tek şey kıymetli otomatonumdu. | Open Subtitles | الشي الوحيد الذي لم أقدر على تدميره كان إنساني الآلي |
| Bir kere de olsa hiçbir şeyi doğru yapmıyor muyum? | Open Subtitles | في اليوم الوحيد الذي لم ارتكب فيه اي خطأ فعلاً. |
| Tıpkı hiçbir şey yapmadığın o gün gibi. hiçbir şey yapmadın. | Open Subtitles | .كذلك اليوم الذي لم تفعل فيه شيئا .أنت لم تفعل شيئا |
| Sanki bu-- yani onları teknoloji ve bilim ile gelen dünya hakkında konuşurlarken dinlemek benim için büyük bir deneyimdi. | TED | وكانت أيضا تجربة جديدة للاستماع لهم وهم يتحدثون عن العالم الذي لم يأت بعد من خلال التكنولوجيا والعلوم |
| Her şeyini kaybetmiş varlıklı bir ailenin ve onları bir arada tutmaktan başka çaresi olmayan bir oğlun hikâyesi. | Open Subtitles | الآن قصة عائلة غنية فقدت كل شيء و الأبن الأوحد الذي لم يكن لديه خياراً |
| Phil savaşta ölünce... aynen ikizi gibi zekası kıt olan Larry... | Open Subtitles | اوغاد قساة عندما قتل فيل لاري الذي لم يكن كثير الذكاء |
| Hala hayatta olan kocanla, değil mi? Çünkü onu öldürmedin. | Open Subtitles | أجل ، مع زوجك الذي لم يمت لأنكِ لم تقتليه |
| Lowell Bergman, geri çeviremeyeceği bir kaynağa daha hiç rastlamadı. | Open Subtitles | الرجل الناجح الذي لم يقابل مصدرا لا يستطيع أن يغيره |
| Fakat şimdi gerçekten birbirimizi dinleyerek, ki daha önce hiç yapmadığımız bir şekilde, geri dönmek için çok çabalıyoruz. | Open Subtitles | لكن الآن نحن نحاول نحن نحاول بجدية للعودة إلى الطريق الصحيح بالإستماع لبعضنا البعض الشيء الذي لم نفعله أبداً |