| Burası da ana Salon. Burayı büyük bir oturma odası yaptırıyoruz. | Open Subtitles | هذه هى القاعة الرئيسية نحن عندنا غرفة جلوس واحدة و كبيرة |
| Gitmeden önce, Koridorun sonundaki Psikiyatri koğuşuna bir göz atmalısın. | Open Subtitles | قبل أن ترحل، قم بالمرور على العنبر النفسي بأسفل القاعة |
| Dans salonu ile ilgili şikayetleri yapanın kimliği belirsiz ya şikayetleri o yaptıysa? | Open Subtitles | كل البلاغات عن القاعة المسكونة جاءت من مجهول ماذا لو كان هو ؟ |
| Bu fikri daha önce yazmıştım, ve biliyorum ki bu salonda bu ansiklopedi için geçmişte önemli çabalar sarfetmiş insanlar var. | TED | لقد كتبت عن هذه الفكرة في السابق، واعرف أن هناك أشخاص في هذه القاعة الذين بذلوا جهوداً مقدرة فيها في السابق. |
| Sık sık salona gider ve gelen ziyaretçileri seyrederim. | TED | أتردد إلى تلك القاعة وأتوجه نحو المعروضات وأتفرج على الزوار وهم يأتون |
| Büyük bir salonda sıraya dizilmiş ve salonun hemen orda | Open Subtitles | داخل مجموعة من الشلالات موجودة بقاعة كبيرة وخارج هذه القاعة |
| Bu mahkeme salonunda daha önce yalancı şahitlik yapmışsanız suçunuza yenilerini eklememenizi tavsiye etmek istiyorum. | Open Subtitles | اذا كنت قد قمت بشهادة الزور فى هذه القاعة فاٍننى أنصحك ألا تزيدى على جريمتك |
| Buna gerek yok, koridorda yargıca rastladım, her şeyi hallettim. | Open Subtitles | لا نحتاجها. ذهبت الى القاضى فى القاعة. واهتممت بكل شىء. |
| Osmanlı İmparatorluğu zamanında Salon kiraya verildi ve daha sonra Yahudi Acentesi oldu. | Open Subtitles | تحت الإمبراطورية العثمانية القاعة إستأجرت إلى ما أطلق عليها الوكالة اليهودية فيما بعد |
| Bu Salon atalarımızın yedinci neslin kaydını ilk attıkları yer. | Open Subtitles | هذه القاعة حيث أجدادنا تعاهدوا بينهم حول أبناء الجيل السابع |
| Sadece diğer Koridorun karşısındaki diğer arkadaşının bebeği ile oynar. | Open Subtitles | انها تلعب فقط مع صديقة واحدة فتاة صغيرة خلال القاعة |
| 3. kattayız ve Koridorun sonundaki kanıt odasına doğru ilerliyoruz. | Open Subtitles | في الطابق الثالث، نقترب من مخزن الأدلة في نهاية القاعة |
| Millet herşey tamamdır. Sahneyi paspaslamaları lazım. Toplanın ve salonu açın. | Open Subtitles | حسناً ياقوم لقد انتهينا، عليهم أن ينظفوا المنصة ويعيدوا ترتيب القاعة |
| Met' in Büyük salonu dünyadaki en büyük taç kapılardan biridir, bir Ortaçağ katedrali gibi hayranlık vericidir. | TED | القاعة الرئيسية في المطرانية هي من أعظم المداخل نحو عالم مليئ بالدهشة والاستيحاء، ككتدارئية من العصور الوسطى |
| Benim bu salonda hissettiğim türden güç. | TED | تلك هي القوة التي أشعر بها في هذه القاعة. |
| Bu kapılardan biri büyük salona açılıyor olmalı bence. | Open Subtitles | أنا ما زلت أقول ان أحد هذه الأبواب يجب أن يؤدي إلى القاعة الرئيسية |
| koridorda ilerliyordum ve yanlışlıkla tiyatro kulübünün prova yaptığı salona girdim ve seni gördüm. | Open Subtitles | , كنت أتمشّى في القاعة . و مشيت بطريق الخطأ إلى مسرح نادي البروفة . و رأيتُك |
| Karanlık salonun sonunda bekleyen bir başka öcünün olması korkusu. | Open Subtitles | الخوف أن هناك بعبع آخر ينتظر في نهاية القاعة المظلمة |
| Mahkeme salonunda sıcaklığın 36 derece olduğu.... ...bilgisi bana verildi. | Open Subtitles | لقد استدعى انتباهى أن درجة الحرارة فى هذه القاعة الآن هى 97 درجة فهرنهايت |
| Buna gerek yok, koridorda yargıca rastladım, her şeyi hallettim. | Open Subtitles | لا نحتاجها. ذهبت الى القاضى فى القاعة. واهتممت بكل شىء. |
| Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti. | TED | و في فترة الإستراحة كان هناك نائب الشريف والذي شعر ببعض الإهانة من أن حاجب المحكمة يجلس بداخل القاعة. |
| Şimdi bana izin verirseniz hanımlar karşı odada oturan ajansımı göreceğim. | Open Subtitles | والآن، أستأذنكما أيتها السيدتين أعتقد أنني أرى وكيل أعمالي في القاعة |
| Bu müthiş konser salonunu yapan insanlar... | TED | هؤلاء من قاموا ببناء هذه القاعة الجميلة |
| 102 numaralı oda sizi bekliyorlar. - Korldorun sonunda, sağda. | Open Subtitles | هم بإنتظارك في الغرفة 102, بإتجاه القاعة, و إلى اليمين |
| Tedavinizle ilgili konuşuyorduk aniden odadan dışarı fırlayıp koridora daldı. | Open Subtitles | فجأة خرجت طفلتى المسكينة من الغرفة و نزلت إلى القاعة |
| Tutuklanmayacaklarını biliyorlar, ve bu konferanstan sonra salondan çıktığınızda, hiçbirinizin gizli polisler dışarda bekleyecek ve sizi tutuklayacaklar diye korkmanıza gerek yok. | TED | لا يخافون الاعتقال، وإن غادرت القاعة بعد هذا المؤتمر، لا يجب أن يخاف أحد أن الشرطة السرية واقفة وستعتقلك. |
| Sizin, benim ve o salondaki herkes arasındaki farklar kadar. | Open Subtitles | بقدر أيّ فرق بيني وبينكم، وكل شخص في هذه القاعة. |