| Ama rüyayı gören esas kişi müşterek rüyayı Kontrol edebilir. | Open Subtitles | ولكن في الأحلام المشتركة يكونُ الشخص الآخر هو المسيطر عليه. |
| Bu onların Avustralya yolu, ve Amerika deniz hattını Kontrol yolu. | Open Subtitles | هذا طريقهم إلى أستراليا وهذا هو الطريق المسيطر على الممرّات البحرية إلى أمريكا. |
| Kontrol altında tutacağın sınav tamamen Kontrol dışı kaldı, öyle değil mi? | Open Subtitles | إختباركَ المسيطر عليه جداً يبدو أنه خرج عن نطاق السيطرة سريعا ألا تعتقد هذا ؟ |
| baskın çift merkeze inşa ediyor ve diğer ast düzeydekiler de çevrelerinde çalışıyorlar. | Open Subtitles | يبني الزوج المسيطر عشه في الوسط تماما وتعمل الحيوانات التابعة الأخرى حولهم |
| Aptalca ve sıkıcı olduğunu biliyorum ama ama kontrolün ben de olduğu yanılsaması hoşuma gidiyor. | Open Subtitles | قد تكون حماقة وأعلم أن هذا مزعج لكن أحب أن أتوهم أنني المسيطر |
| O yüzden dizginlerini sıkı tut, bir an bile kimin patron olduğunu unutmalarına izin verme. | Open Subtitles | لذا، إبقها بالعنان المحكم لا تدعهم ينسون أبداً من المسيطر لثانية. لا تحتال عليك |
| Konuştuğum adamın içeride kontrolü elinde tutup tutmadığını bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أعرف إن كان الرجل الذي أخاطبه هو المسيطر هناك |
| Mesele Kontrol etmek değil, güvenmek. | Open Subtitles | لكن الأمر ليس بشأن ان تكون المسيطر إنه بشان الثقة |
| Onlar güç santrallerini Kontrol eden yükleyici aleti tasarlayan savunma müteahhitleri. | Open Subtitles | إنهم المتعاقدون مع وزارة الدفاع الذين صمموا جهاز الصاعق المسيطر على المفاعلات |
| Markov Zinciri'nde Kontrol eden etkene geçici olasılık denir. | Open Subtitles | حيث الاحتمالات في أي وقت من الأوقات تعتمد على القيم في وقت سابق. العامل المسيطر في سلسلة ماركوف |
| Bir kereliğine de olsa, Kontrol zengin beyaz adama geçti. | Open Subtitles | لمرة في الحياة الرجل الابيض الغني هو المسيطر |
| Eğer bu doğruysa ve Kontrol gerçekten sendeyse... | Open Subtitles | إن كان هذا صحيحاً، وكنتَ أنتَ المسيطر وكان هذا بالواقع |
| Çünkü Kontrol artık onda. Ve bildiğimiz kadarıyla, Çavuş'un bankanın koridorunda yerde ölü olarak yatıyor. | Open Subtitles | لأنّه المسيطر الآن، وعلى حدّ علمنا، فإن رقيبك مسجىً على أرضية المصرف ميتاً |
| Kontrol sizde mi, yoksa sizinle oyun mu oynanıyor, asla bilemezsiniz. | Open Subtitles | لا يمكنك أبدا أن تعرف بشكل قاطع سواء أكنت المسيطر أو أنهم يلعبون بك |
| sizin insanlarınızın benim bildiğim hayatı sonlandırdığı yeri Atlantis'i Kontrol ediyorum. | Open Subtitles | أنا المسيطر على أتلانتيس نفس المكان الذي أنهى أصدقائكِ حياتي كما عرفتها |
| Siz de bu şekilde dünyanızın baskın ırkı olmadınız mı? | Open Subtitles | ألم تكن تلك هي الطريقة التي جعلتكم الجنس المسيطر في عالمكم؟ |
| baskın birine itaat eden kişi sadece emirler için değil, hayatın anlamı için de ona güvenir. | Open Subtitles | الخاضع لا يعتمد على الشريك المسيطر ليس للحصول على التعليمات لكن لهدف وجوده و معناه |
| O zamana kadar kontrolün kimde olduğunu bildiğimize eminim. | Open Subtitles | وحتى ذلك الوقت ، اراهن انني استطيع ان اعرف من المسيطر عليها |
| Söylesene kontrolün devamlı sende olması neden bu kadar önemli? | Open Subtitles | أخبرني ، لم من المهم تماما أن تكون المسيطر طوال الوقت؟ |
| O komünist götlere kimin patron olduğunu göstermemiz gerek. | Open Subtitles | يجب علينا أن نري هؤلاء الاشتراكيين من هو المسيطر هنا |
| Ama hayatımın kontrolü artık bende ve ona aynen karşılık vermeyi planlıyorum. | Open Subtitles | لكني المسيطر على حياتي الآن وأخطط أن أعيشها كما أريد |
| kontrollü laboratuvar deneylerinde, tümör büyüme oranıyla gece mazur kalınan yüksek yapay ışık arasında doğrudan bağlantı olduğu görüldü. | TED | وفي تجارب المختبر المسيطر عليها هناك صلة مباشرة بين زيادة الضوء الاصطناعي في الليل ومعدل نمو الأورام. |
| Döngüsel mantık zihni ele geçiriyor. | TED | ما حدث هو أن المنطق الدائري كان المسيطر |
| Yüzyılın sonlarında hakim olan ilkel davranışın görsel bir temsili. | Open Subtitles | وثمة عرض بصرىّ للتصرّف البدائى المسيطر خلال أواخر القرن العشرين |