| Serbest kaldığına göre, toplayana kadar durmayacak. | Open Subtitles | أما الآن وقد تحررت، فلن تبرح حتى تجتمع تلك الأجزا. |
| Şimdi serbest kaldığına göre, o parçalar toplanana dek durmayacak. | Open Subtitles | أما الآن وقد تحررت، فلن تبرح حتى تجمع تلك القطع معًا. |
| Karanlık, bir kez ışığın tadını aldı mı durmaz ta ki güneşi yutana dek. | Open Subtitles | وحالما تذوق الظلمة ضياءً، فلن تبرح إلّا أن تبتلع الشمس. |
| Bir kez kılıçla işaretlenirsen seni avlayana kadar asla durmaz. | Open Subtitles | حالما توسّمك بسيفها، فلن تبرح مطاردتك. |
| Tamamdır, bir yere ayrılma. On dakikaya oradayım. | Open Subtitles | عرفتُه، لا تبرح مكانكَ، سآتيكَ بعد 10 دقائق |
| Burada kal ve bir yere ayrılma. | Open Subtitles | أبقى هُنا، لا تبرح مكانك. |
| Seni buraya dinleyesin diye getirdim iki çift laf etmeden buradan gidemezsin. | Open Subtitles | أحضرتك هنا للإنصات، ولن تبرح مكانك ريثما أقول ما لديّ. |
| Eve kadar gidemezsin bile. | Open Subtitles | لن تبرح إلى منزلك |
| Tanrı size yardım etmeyecek. Bizi iyileştir, yoksa bu şehirden sağ çıkamazsın. | Open Subtitles | أبرئنا والا لن تبرح المدينه حيآ |
| Bizi buldu, onu bulana kadar da durmayacak. | Open Subtitles | لقد وجدتنا، ولن تبرح حتّى تجده. |
| Bizi buldu, onu bulana kadar da durmayacak. | Open Subtitles | لقد وجدتنا، ولن تبرح حتّى تجده. |
| Stefan, o durmayacak. Sürekli beni tahrik edip duruyor. | Open Subtitles | (ستيفان)، إنّها لن تبرح ستواصل الاستفزاز مرارًا وتكرارًا |
| Bir kez kılıçla işaretlenirsen seni avlayana kadar asla durmaz. | Open Subtitles | حالما توسّمك بسيفها، فلن تبرح مطاردتك. |
| ayrılma Leo. | Open Subtitles | لا تبرح مكانك، "ليو". |
| Bir yere ayrılma. | Open Subtitles | لا تبرح مكانك |
| Konuşana kadar hiçbir yere gidemezsin. | Open Subtitles | لن تبرح مكانك حتى تتكلم |
| - Hiçbir yere gidemezsin! | Open Subtitles | -أنت لن تبرح مكانك |
| Bu odadan sağ çıkamazsın. | Open Subtitles | لن تبرح هذه الغرفة حيًا. |