| Dondurma salonunda zamanımızın geçtiğinden emin oldum birkaç kez de etrafta dolaştık siz de jim le yaptığınızı bitirebilesiniz diye. | Open Subtitles | حسنا,لقد تاكدت اننا اخذنا وقت كافي عند عربه المثلجات وتسكعنا حول المنطقه عدة مرات حتى تتمكني انتي وجيم,تعلمين |
| Seni buraya, suya bakarak rahatlayasın diye getirdim. | Open Subtitles | أحضرتك إلى هنا حتى تتمكني ..من رؤية البحر لتشعري بالراحة |
| İşte bu yüzden seni bulmam gerekiyordu. Arayıcı'yı uyarabilesin diye. | Open Subtitles | و لهذا وددتُ أنّ أعثر عليكِ، حتى تتمكني من تحذير الباحث. |
| Bunu alacağım ve şuraya bir kesik atacağım böylece tekrar nefes alabileceksin. | Open Subtitles | سأستخدم هذه لعمل فتحة هنا حتى تتمكني من التنفس مرة أخرى |
| Sanada çabucak hazırlayacağım, böylece yeni güne, cildin nemli ve parlak olarak başlayacaksın . | Open Subtitles | ومنتج ذيل الحصان للطاقة الذي سيجعلك قوية. حتى تتمكني من بدء يوم جديد مع بشرتك يجب أن تكون جميلة. |
| Yenileriyle olabilmek için eskilerini şutlamalısın. | Open Subtitles | لا بد أن تديري ظهرك لبعض الأشخاص حتى تتمكني من إعطاء وجهك لآخرين |
| Uyanmayasın diye not bırakıyordum sana. | Open Subtitles | كنت أنوي أن أترك لك ملاحظة حتى تتمكني من النوم |
| Çünkü benimle olmanın asıl sebebinin eski nişanlını takip edebilesin diye olduğunu düşünmeye başladım. | Open Subtitles | الذي جعلك تواعدينني حتى تتمكني من مراقبة حبيبك السابق أوه، هذا غباء أنت الذي دعوتني للخروج |
| Polisçilik oynayasın diye her şeyin üzerine sifonu çektim. | Open Subtitles | لقد غسلت المرحاض بماء متدفق حتى تتمكني من ان تكوني شرطية |
| - Ben ve diğer arkadaşların sana kalsın diye gitmemi istiyorsun. | Open Subtitles | أنت تريدين مني الرحيل حتى تتمكني من الحصول على , بن و كل أصدقائك فقط من أجلك |
| Yönetimde benim yanımda olasın diye gözde bir naip olan Lord Narcisse gibi birini kovmak gibi kötü bir hamle yaptım. | Open Subtitles | لقد اقدمت بالفعل بتحرك غير مرحب به بعزل لورد نارسيس وصي ذو شعبية.. حتى تتمكني من الحكم |
| César'ın bizden biri olduğunu anla diye. | Open Subtitles | حتى تتمكني من فهم أن سيزار كان واحداً منا |
| Sen kendine bir karavan alacaksın diye kocamın şekerini yükseltemeyeceksin. | Open Subtitles | لزوجي حتى تتمكني من شراء منزل متنقل |
| Evet. böylece şirketin tüm moda dergilerini sen yöneteceksin. | Open Subtitles | أجل حتى تتمكني من إدارة كل مجلات الأزياء في المجموعة |
| Çocuklarımın güveninden para aldın böylece ailem için alacağım evimden daha fazla fiyat verebilecektin. | Open Subtitles | أَخذتَ مالاً مِنْ وديعة ولديّ حتى تتمكني من دفع مبلغ لشراء بيت عائلتي |
| İşe geri dönmeni istiyorum böylece eve daha çabuk dönersin. | Open Subtitles | أريد منك العودة إلى العمل حتى تتمكني من العودة للمنزل في أقرب وقت |
| Ben, yine de, size bazı ipuçları vereceğim, böylece bir daha ki sefere daha iyi rekabet edebilirsin. | Open Subtitles | سأعطيكي بعض النصائح، رغم ذلك، حتى تتمكني من المنافسة أفضل في المرة القادمة |
| Ve sana bunu veriyorum... böylece bazı şeylerle ilgilenebilirsin. | Open Subtitles | لذا سوف اعطيك هذا ... حتى تتمكني من الاهتمام ببعض الأشياء |
| BIOS'un güncelleme yapmasını iste ardından da talebin gitmesini engelle böylece karşılık olarak Truva virüsü gönderebilirsin. | Open Subtitles | ؟ حاولي تحديث عملية BIOS، بعد ذلك اعترضي الطلب حتى تتمكني من التحكم بالطلبية |
| Duygularınla iletişime geçebilmen için sana hoş güvenli bir alan yaratsam nasıl olur? | Open Subtitles | ما رأيكِ أن أخلق جواً لطيفاً وآمناً لكِ حتى تتمكني من التواصل مع أحاسيسكِ |
| Münakaşana devam etmek için arabayı benim kullanmamı ister misin? | Open Subtitles | هل تريدين مني القيادة حتى تتمكني من مواصلة هجائك؟ |
| Ve söz veriyorum, ne olursa olsun normal bir hayat yaşaman için sana yardım etmeye çalışacağız. | Open Subtitles | وأعدكم ، في اي من الأحوال نحن سنحاول مساعدتك، سنفعل حتى تتمكني من العيش حياة طبيعية. |