| Ortada hiçbir zaman fon, para değişimi, gerçek hesaplar yokmuş. | Open Subtitles | لم يكن هناك اى استثمارات ,او تجارات او حسابات حقيقية |
| Bunlar P.A. hesaplarına göre ortalama bir ömre göre temel alınmıştır. | Open Subtitles | هذه ستصبح حسابات اي بي اي معتمده على معدل العمر الكامل |
| Hayır,ama kendi kurumsal hesaplarından büyük miktarlarda para çekme alışkanlığı var. | Open Subtitles | كلا، لكن لديه عادة جني سحوبات نقدية ضخمة من حسابات شركته |
| İyi bir avukatın, her müşterisinin hesabına karşılık bir kodu vardır, değil mi? | Open Subtitles | و المحامي الجيد سيكون لديه الأسماء لكل حسابات العملاء ، أليس كذلك ؟ |
| Ve bize 1.6 milyar dolarlık proje için diyor ki, bir milyar doların kayıt dışı banka hesaplarında izi bulundu. | TED | هو قال ذلك. وهو يقول لنا أن تكلفة المشروع 1.6 مليار دولار ، وقد تم تتبع مليار دولار إلى حسابات مصرفية في الخارج. |
| Babamın şirketi o dönemde NASA'nın muhasebe ve bütçe yönetiminden sorumluydu. | Open Subtitles | هذا عندما كان مكتب أبي يتولى مراجعة ميزانية و حسابات ناسا |
| matematik hesapları anlamsız. Ama bunu anlamaları çok uzun sürecektir. | Open Subtitles | جميعها أرقام و حسابات بلا معنى و سيقومون بالكثير حتى يكتشفوا ذلك |
| müşteri hesaplarının güvenliği var. | Open Subtitles | لم أقل أبداً حسابات العملاء ما أنا مهتمٌ به هو بعض الحسابات الفرعية التي أعرفها |
| Parayı çeşitli hesaplardan havale edebiliriz. | Open Subtitles | ما يمكننا فعله هو تحويل المال من عدة حسابات |
| Tüm bunların ödemesi için farklı hesaplar kullanmış olabilirler ama ben öyle düşünmüyorum. | Open Subtitles | أنظري، ربما يستخدمون حسابات مُختلفة لدفع ثمن هذهِ الأشياء لكن لا اعتقد ذلك |
| Sonrasında onlarca hesap yapmaya ve Hindistan ve eyaletleri için yeşil hesaplar oluşturmaya başladık. | TED | لذلك قررنا عمل مجموعه هائلة من الحسابات وبدأنا في انتاج حسابات خضراء للهند وولاياتها. |
| Ama aslında beyninizdir, saniyeler içinde karmaşık hesaplar yürüterek, çekime karar vermede sorumlu olan. | TED | لكن في الواقع، فإجراء دماغك لسلسلة حسابات معقدة في غضون ثوان هو المسؤول عن تحديد الانجذاب. |
| Evet, bombacıların hesaplarına sızdım ve önceden hazırlanmış tweetlerini buldum. | Open Subtitles | حسناً ، لقد اخترقت حسابات الرجلان ووجدت تغريداتهم المُعدة مُسبقاً |
| Daha çok seçenek sunuldukça paralarını tümüyle alıp banka hesaplarına yatırıyorlar. | TED | كلما زادت الخيارات المتاحة, كلما كان احتمال ان يضعوا اموالهم في حسابات اسواق مالية محضة |
| Ve beraber İzlanda'daki finansal krizin içinden öz kaynağımızdan veya müşterilerimizin hesaplarından hiçbir direkt kayıp vermeden kurtulduk. | TED | ومعاً استطعنا ان نمر عبر خندق الازمة المالية في آيسلندا دون ان نخسر اي شيء من اسهمنا او من حسابات عملائنا |
| Kendisine ve ailesine ait, uzun süredir kullanılmayan banka hesaplarından birine yaptığı 8 milyon dolarlık havaleden dolayı tutuklanmıştır. | TED | ألقي القبض عليه لوجود ٨ مليون دولار محولة إلى حسابات غير نشطة ترجع إليه وإلى عائلته. |
| Aslında, senin teknolojik yeteneklerine sahip birinin senin olsun veya olmasın herhangi bir banka hesabına erişebileceğinden şüphem yok. | Open Subtitles | في الواثق، أثق أنّ شخصًا بقدراتك التكنولوجية لن يُعاني في الوصول إلى حسابات بنكيّة سواءً كانت تخصّه أم لا |
| Her bir kaçakçı 500 milyon lira alıyor sınırı geçiyor ve parayı ayarlanmış İsviçre banka hesaplarında topluyorlar. | Open Subtitles | كل واحد يأخذ 500 مليون ليرة يعبرون الحدود و يودعون الأموال في حسابات متعددة ببنك سويسري |
| Finansal raporlar, muhasebe defteri gibi pazarlık yapabilmesini sağlayacak şeyler. | Open Subtitles | بيانات مالية ، دفاتر حسابات تعطي والدها رقاقة مساومة ما |
| Beraber, kötü adamları yakalarız. Bu iyi bir matematik. | Open Subtitles | سوية، نمسك بالأشخاص السيئين تلك حسابات جيّدة |
| Ücretini sormazsam müşteri temsilciliğime yakışmaz. | Open Subtitles | لن أصبح رجل حسابات . إذ لم أسأل كم سيُدفع لي |
| - Sonra da hesaplarının enerjisini hissetmeye çalışırsın. | Open Subtitles | تحاولى الإحساس بالطاقه التى فى حسابات إئتمانهم |
| Anlaşılan onun hesabını babasının hesaplarından biriyle karıştırmışlar ve para çekemiyor. | Open Subtitles | ويبدو انهم خلطو بين حسابة بأحدى حسابات أبية و لايستطيع الحصول على المال |
| Alet günde 24 saat çalışıyordu, büyük ölçüde bomba hesaplamaları yaparak. | TED | عمل هذا الشيء 24 ساعة يوميا، تعمل على حسابات القنابل في الأغلب |
| Senin dikkatini dağınık tutmaları gerekiyordu mali şebekene zorla girip birikimlerini sahte hesaplara transfer ederlerken. | Open Subtitles | وصرفوا انتباهك عنها واقتحموا شبكتك المالية وتم تحويل جميع أموالك الى حسابات وهمية |
| Bence, bu ufak değişiklikler bize bu artırılmış büyük değişikliklerin altında gelişmekte olan karmaşık bir hesaplama olduğunu gösteriyor. | TED | إذاً هذه التغييرات الصغيرة أعتقد أنها.. تشير إلى أن حسابات معقدة هي التي تؤدي إلى إحداث وتضخيم هذه التغييرات. |
| P. ödeneği hesabından başlarsak iyi olur. | Open Subtitles | فلبدأ بالحسابات المدينة , ماذا عن حسابات الاعتماد ؟ |