| Bu çocuk için endişelenmemize gerek yok. Başının çaresine bakabilir. | Open Subtitles | لا داعى أن نقلق بهذا الشأن يبدو أنها ستعتنى بنفسها |
| Siyah çanta araştırılırken zarar gördü. Çok üzgünüm. Özüre gerek yok. | Open Subtitles | الحقيبة السوداء تلفت عند فحصها ، آسفة جدا لا داعى للأسف |
| Şu sıralar işinin başından aşkın olduğunu biliyorum benim için endişelenmen gereksiz. | Open Subtitles | انا اعلم انك تقومين بأعمال كثيرة الان,ولكن لا داعى لأن تقلقى على |
| Merak etme. Arabada daha çok şampanyamız var. | Open Subtitles | لا داعى للقلق يوجد الكثير من الشمبانيا فى السيارة |
| Hiç merak etmeyin. Bütün gece bir nöbetçi olacak. | Open Subtitles | الآن ، لا داعى للقلق سيكون هناك حارس بالخارج طوال الليل. |
| Özür dilemeniz gerekmez. | Open Subtitles | سيد ستامفيل ، ليس هناك داعى لأن تعتذر |
| Bayanlar ve Baylar Lütfen sakin olun. Gitmenize gerek yok. | Open Subtitles | سيداتى و سادتى أرجوكم إبقوا هادئين و لا داعى للخروج |
| Bakınmanıza gerek yok, ben sizi görürüm. | Open Subtitles | لا داعى ان تنظرى تجاهى, سوف اراقبك بسهولة |
| Endişelenmenize gerek yok. Ofise gidip paraları alacağım. | Open Subtitles | ولكن لا داعى للقلق سأذهب إلى المكتب وأحضر النقود بنفسى |
| Bahçeye bakalım. İnsanları rahatsız etmeye gerek yok. | Open Subtitles | دعنا نلقى نظره فى الحدائق اولاً لا داعى من ازعاج الناس |
| Heyecanlanmanıza gerek yok hanımefendi! | Open Subtitles | بحوزتهم بوبى لا داعى للقلق سيدتى، الطفل فى أمان |
| Bu ne telaş- Çok gereksiz! | Open Subtitles | ما كل هذه الجلبة لا داعى لها على الإطلاق |
| Çocukların bakıma ihtiyacı yok. gereksiz bir enerji israfı. | Open Subtitles | الرعاية الأُسرية ليست هامة إنها جزء من الطاقة لا داعى له. |
| Merak etme. Bir sürü kimliğim var. Hazırlıklıyım. | Open Subtitles | لا داعى للقلق لدى ما يكفى من أوراق الهوية للسيارة. |
| Merak etme. - Sende olsa çoktan ölürdün. | Open Subtitles | لا داعى للقلق منه لأنك لو مصاب به , لكنت مت فى الحال |
| Peki ama acele etmeyin. Yani ne zaman işiniz biterse. | Open Subtitles | حسنا ، لا داعى للعجلة أعنى ، حينما تنتهى |
| Özür dilemeniz gerekmez. | Open Subtitles | سيد ستامفيل ، ليس هناك داعى لان تعتذر |
| Artık devam etmek gerekmiyor, bayım. | Open Subtitles | لا داعى من الاستمرار فى هذا سيدى |
| Sue, endişe etmene gerek yok bütün hazırlıklar yapıldı. | Open Subtitles | سو، لا داعى للقلق كل شىء تم الاهتمام به الصور وضعت فى كل مكان |
| Eminim emrinizi düzeltmeniz için haklarımı size hatırlatmak zorunda değilim. | Open Subtitles | انا متأكد من أنه لا داعى لتذكيرك بحقوقى الشرعية التى تخولنى صرفك من القيادة |
| Çok zor olduğunu biliyorum ama ayrılman için bir neden yok. | Open Subtitles | أعلم مدى فظاعة الأمر ولكن ليس هناك داعى للرحيل |
| Sadece birşey kesin kaybedecek birşey yok korkacak birşey yok | Open Subtitles | لاشيء واحد فقط واضح لا شىء نخسره لا داعى للخوف |
| Anlıyorum. Ancak artık endişe etmenize gerek kalmadı. Örümcek öldü. | Open Subtitles | أفهم ذلك ، لكن لا داعى للمزيد من القلق ، لقد مات |