| Sence o adam pantolunu değiştiriyor mudur? | Open Subtitles | هل تعتقد أن ذلك الشاب قد غير سرواله من قبل |
| bu adam bir yırtıcı hayvan, sen de onun avısın. | Open Subtitles | ذلك الشاب هو عبارة عن مفترس، و أنت ضحيته. |
| Garip görünebilir ve bencilce olabilir ama o çocuk durumunda olmak istemiyorum. | Open Subtitles | أعلم أنه يبدو غريباً, و ربما أنانياً. لكنني لا اريد أن أكون ذلك الشاب. |
| Bu adamın talk show yapan, birisi olduğunu hatırladın mı? | Open Subtitles | هل تتذكر ذلك الشاب الذى ظهر فى كل برامج الحوارات ؟ ماذا كان اسمة ؟ |
| şu adam, bizim ahşap takıma bakmaya geldi ve onun, yetişkin bir insanın içine girebileceği kadar büyük olmadığını söyledi. | Open Subtitles | ذلك الشاب إتى لرؤية الخزانة وقال انه لا يظن انها تتسع لشخص كبير |
| Bu çocuk Brandon, SL550 için kapora verdi. | Open Subtitles | ذلك الشاب براندون وَضعَ إيداع من اجل سيارة اس ال 550. |
| Bu genç adam kesinlikle bu ülkenin düşmanlarında biri değil . | Open Subtitles | ذلك الشاب بالتأكيد ليس أحد بلاده الأعداء. |
| Beni Greg denen o adam için terk etmen bende çok şeyi değiştirdi. | Open Subtitles | عندما تركتني من اجل ذلك الشاب غريغ .. ذلك غيرني |
| Yani ben de filmin sonundaki o adam olabilirim. | Open Subtitles | اعني, انني استطيع ان اكون ذلك الشاب الذي في نهاية الفيلم |
| Artık o adam olmadığını biliyorum. Şerefe. Kime, eski düşmanlara mı? | Open Subtitles | أنا أعلم بأنك لم تعد ذلك الشاب بعد الآن توست إلى ماذا ، أعداء قدماء؟ |
| Yani bu adam bir yazar. Önemli biri değil. | Open Subtitles | أقصد أن ذلك الشاب كان كاتبًا فحسب، كان نكرةً |
| bu adam o kadar çok hasta öldürdü ki, hükümet ajanı olduğundan şüpheleniyorum. | Open Subtitles | ذلك الشاب قد قتل الكثير من المرضى, بدأت أفكر بأنه قد يكون عميلاً حكومي |
| Biz buraya gelmeden önce o çocuk kararını vermişti. | Open Subtitles | ذلك الشاب اتخذ قراره قبل حتى ان نحضر الى هنا |
| - Hayır. - Yemin ederim son günlerde ne zaman arkamı dönsem o çocuk bir yere kaybolmuş oluyor. | Open Subtitles | أقسم أنّه في كل مرة أدير ظهري ذلك الشاب يذهب إلى مكان ما. |
| Bu adamın sıska, çirkin, evsiz kardeşi gibi duruyorsun. | Open Subtitles | تبدو وكأنك ذلك الشاب النحيل البشع المشرد يا أخي |
| Ve, bardaki şu adam vardı, | Open Subtitles | و كان هناك ذلك الشاب على البار |
| Yani, Bu çocuk gibi. Kafasını zorladı ve kırdı. | Open Subtitles | أعني , مثل ذلك الشاب لقد سقط على راسه و تحطم كله |
| Bu genç adam, bir baba olarak sorumluluğunu kabul edip, okula döndü. | Open Subtitles | لقد تقبل ذلك الشاب مسؤوليته كأب و عاد للمدرسة |
| Geriye izlenmek için kalan tek şey, senin o adamı kovman. | Open Subtitles | فالشيء الوحيد المتبقي لدينا هو رؤيتك و أنت تطرد ذلك الشاب |
| Bangalore'daki Şu çocuk, seni kızdırmak için onu kullanırdım. | Open Subtitles | وفي بنجلور ذلك الشاب انا لاحظت ذلك الشاب رانا |
| Çünkü o adamla görüşmesini engellemek bu işi sonlandırmanın doğru yolu değil. | Open Subtitles | لأن منعها من رؤية ذلك الشاب لن يكون وسيلة لانهاء الأمر |
| Oğlum, demeye çalıştığım şu, sana yapılanları düşünürsen belki O çocuğu rahat bırakırsın. | Open Subtitles | كل مااقصده يابني لو فكرت بما حدث لك لربما اعطيت ذلك الشاب فرصه لما تكون هذه مشكلتي ؟ |
| Dün gece o herif olayında yardımın için sağ ol. | Open Subtitles | شكرا لك على مساعدتك من ذلك الشاب ليلة البارحة |
| Bu herkesi uçuracak o adamın ne dediği önemli değil. | Open Subtitles | وكذلك سيفعل بالجميع بغض النظر عن ما قاله ذلك الشاب |
| bu adamı bir kez daha göreceğini hiç düşünür müydün? | Open Subtitles | لم تفكرين أبدًا أنكِ سترين ذلك الشاب ثانيةً؟ |
| Geçen gün o çocukla olanlar hakkında konuşmalıyız. | Open Subtitles | يجب أن نتحدث عن ما حدث في ذلك اليوم مع ذلك الشاب |