| - Arkadaşım Irene 'den duydum. O da birinden duymuş. | Open Subtitles | انا سمعتها من صديقتي أيريني التي سمعتها من شاب ما |
| Bunu daha önce de duydum! Sürekli tutamayacağın sözler verip duruyorsun! | Open Subtitles | لقد سمعتها من قبل أنت تقطع وعود لا تستطيع الوفاء بها |
| Rehberlik servisinde, geçirdiği kazadan ve kız kardeşinden bahsederken duydum onu. | Open Subtitles | لقد سمعتها مصادفةً تتحدث مع المسئول الإجتماعي عن الحادثة و أختها. |
| Bu işi yapmak istiyorum! Her şey burada! Onu sen de duydun. | Open Subtitles | أنا أريد ان أفعلها الآن إنها هنا بالكامل لقد سمعتها |
| Gitmeyecekti. Onu duydun, beni yalnız bırakmayacaktı. | Open Subtitles | هي التي لم تذهب، لقد سمعتها لم تكن لتتركني وشأني |
| Bunu o zaman da duymuştum ve beğenmemiştim. | Open Subtitles | إنها نغمة قد سمعتها من قبل و إنها لم تعجبنى |
| - Evet, dediğini duydum! - Daima doğruyu söyler değilmi, Mitch? | Open Subtitles | نعم , سمعتها تقول ذلك هى تقول الحقيقة دائماً ميتش صحيح؟ |
| Bu sözü yıllardır duyarız ama şunu söyleyeyim, bu yıl bu sözü defalarca duydum, sanki yokmuş gibi hissetme. | TED | وهذا كان يسمع لسنوات، ولكني سأقول هذا العام، لقد سمعتها تقريبا كل ساعة، الشعور بأنني غير موجود. |
| Veya belki epilepsi ve epilepsi hastaları hakkında duyduklarımdandı: hastaların asla yalnız yaşamamalarını, kendi başlarına seyahat edememelerini veya işe bile gidememelerini; ihtiyaç duydukları içlerindeki teslim oldukları bir ruh ile dışlandıklarını duydum. | TED | وقد يكون بسب الأشياء التى سمعتها عن الصرع وعن المصاببن به: وأنهم لا يعيشون بمفردهم أبدًا: ولا يسافرون وحدهم مطلقًا أو حتي يحصلون على عمل؛ أنهم منبوذين وتتلبسهم روح هم بحاجة للتخلص منها. |
| Onun kalktığını duydum. Yukarı çıkmış olmalı. | Open Subtitles | لقد سمعتها تستيقظ ربما تكون قد نزلت إلى أسفل |
| Sonra odamdan çıktığını ve kapımı kapattığını duydum. | Open Subtitles | ثم سمعتها وهي تخرج وبكل هدوء أغلَقت الباب |
| Bunu daha önce ben de bir yerde duydum... ..ama operada olduğunu sanmam. | Open Subtitles | غريب، أشعر أنّي سبق و سمعتها في مكانٍ ما. و لا أتوقّع أنني سمعتها في الأوبرا. |
| Evet. Evsahibesinin saati biraz önce vurdu, kulaklarımla duydum. | Open Subtitles | نعم الحادية عشرة, منذ قليل دقت ساعة أصحاب البيت, سمعتها بنفسي |
| Tam olarak kaç sesli harf duydun? | Open Subtitles | كم عدد الأصوات التي سمعتها ؟ هل سمعتها كلها ؟ |
| duydun onu B. Yukarda sessiz bir oda bulacak. | Open Subtitles | سمعتها هي ستجد غرفة هادئة في الطابق العلوي |
| duydun mu, yukarıda sakin bir yer arayacakmış. | Open Subtitles | سمعتها هي ستجد غرفة هادئة في الطابق العلوي |
| Geçen seneki bir tutuklamada duymuştum. | Open Subtitles | سمعتها بأحد الأوكار داهمته العام المنصرم |
| Daha önce de duydunuz bunu, ama hiçbir zaman bugünkü kadar anlamlı olmamıştı, "daha az, daha iyidir" | TED | لقد سمعتها من قبل لكن لم تكن حقيقية كما هي اليوم حيث ان القليل يعني الكثير |
| Son derece sıkıcı bir eser, ben de dinledim onu | Open Subtitles | انها موسيقى مملة للغايه. أيضاً أنا سمعتها. |
| Hayatın boyunca duyduğun en iyi filmler değil mi? | Open Subtitles | أليس أنها أفضل الأفلام التي سبق وأن سمعتها طوال حياتك؟ |
| Ve onu dinlediğim zaman ondan hırıltılı bir ses geliyordu. | TED | وعندما استمعت اليها, سمعتها تقوم بأصوات صافره. |
| Bu onun itibarını falan sarsabilirdi, hepsi bu. | Open Subtitles | ربما ضرت سمعتها او شيء من هذا, هذا كل شي |
| - Lily Anne duyduğu hayalet seslerinden bahsetti. | Open Subtitles | ليلي أخبرتني عن أصوات الأشباح التي سمعتها |
| Bu şu ana kadar duyduğum en çılgın düşünce-- | Open Subtitles | أن هذا هو أكثر البلاغات جنوناً التي سمعتها أطلاقا |
| Profesör, sadece şaka yapıyor, duyduğumu söylüyordum. | Open Subtitles | أيها البروفسور , لقد كنت أمزح فقط انني أردد طرفة كنت قد سمعتها |
| Düştü. Ağladığını duyduğumda panikledim. | Open Subtitles | إنها سقطت عندما سمعتها تبكى ، شابنى الذعر. |
| Dün gece üstümdeki daireden tuhaf sesler geliyordu. Kedim de duydu. | Open Subtitles | كانت هناك أصوات غريبة ليلة أمس سمعتها القطة أيضاً |
| - Beni dinle. Ben çocuğun ağladığını hiç duymadım. | Open Subtitles | لم يسبق لي و أن سمعتها تبكي أنا حتى لا أعرفها |