| - Yeni bir sevkiyat var. Bu sefer hangi milletti? | Open Subtitles | إنها شحنة أخرى قادمه و ما هي نوعيتهم هذه المره. |
| O gün toptancı büyük bir sevkiyat alacak: İsrail'den yontulmuş taşlar gelecek. | Open Subtitles | ولكن بذلك اليوم ، هناك شحنة الماس مقطع من إسرائيل |
| Sakin bir öğle sonrasının ortasındasınız derken 1280 adet farklı kitap sevkiyatı geliyor. | TED | وبينما أنت تقضي فترة ظهيرة هادئة، فجأة تصل شحنة من 1280 كتابًا مختلفًا. |
| - Bir kargo. Ay sonuna doğru gelecek, yani önümüzdeki cuma. | Open Subtitles | انها شحنة سوف تصل في اخر جمعة من نهاية هذا الشهر |
| Bildirimleri okudum. Bugün yeni bir teslimat bekliyorlar. | Open Subtitles | لقد قرأت في بياناتهم ، اليوم ستصلهم شحنة جديدة |
| - Anahtar oyunun içinde. - mal gönderiyorlar. | Open Subtitles | المفتاح يَجِبُ أَنْ يَكُونَ فيها انهم يُرسلونَ شحنة. |
| Ben de geçen hafta mikser motoru teslimatı almıştım. | Open Subtitles | استلمت شحنة كاملة من مواتير الخلاطات في الأسبوع الماضي |
| O zaman pozitif bir yük yayar ve Martha'nın elektron ışın gücünü arttırır. | Open Subtitles | هو اذا سيبعث شحنة إيجابية ما يزيد من ضربة مارثا لشعاع البوزيترون بالضبط |
| Bir parti daha geliyor-- Bu sefer kimler? | Open Subtitles | إنها شحنة أخرى قادمه و ما هي نوعيتهم هذه المره. |
| Her sevkiyat belki de yüz milyon dolara yakındır hem de izi sürülemeyecek paralarla. | Open Subtitles | وكل شحنة قد تكون من مئات الدولارات وهذا المال لا تطوله أي يد |
| 800 gün, ayda iki sevkiyat her sevkiyat dışarıda on milyon dolar ediyor diyelim döviz kurları problemi de hariç... | Open Subtitles | 800يوم شحنتان فى الاسبوع كل شحنة تساوى لنقل عشرة ملايين دولار فى الشارع وبحذف مشكلة الفائدة |
| İkinci aşama, Berlin'den gelecek gizli sevkiyatı bekleyecek. | Open Subtitles | المرحلة الثانية ، سيقابل وكيل العريف شحنة سرية من برلين |
| Westlake, sokaktaki kaynaklarım şehire plütonyum sevkiyatı yapıldığını söylediler. | Open Subtitles | ويست لاك مصادرى تقول ان هناك شحنة من البلتنيوم دخلت الى المدينة |
| Aslında, bir kargo aldım ve onunla bunu yapmak çok kolay oldu. | Open Subtitles | فى الواقع لقد جائني شحنة من اسلاك عيار 12 يجعل التثبيت سهلاً |
| Bir kargo dolusu ölüm yüklüyorlar, ve sonra da bu gemi onu evine götürdüğünde, dünya bir parça daha ölecek. | Open Subtitles | انهم يحملون شحنة كاملة للموت وعندما تعود هذة السفينة إلى الوطن العالم سيموت أكثر |
| Bu son teslimat. Sizinle iş yapmak güzeldi çocuklar. | Open Subtitles | هذه آخر شحنة كان من الممتع العمل معكم أيها الرفاق |
| Biz bir ihbar aldık Yılan yarın yeni mal dağıtımı yapacak. | Open Subtitles | إستلمنا إنذارا... ... ذلكالمهرّبعندهجديدة شحنة التي تصل يوم غدّ في ايرلندا. |
| Daha bu sabah radyo motoru teslimatı almıştım. | Open Subtitles | استلمت شحنة كاملة من أنابيب الراديو في الصباح |
| Burada gördüğünüz şey metabolizma yapan bakterilerdir, ve böyle yaptıkça elektrik bir yük yaratmaktadırlar. | TED | وبالتالي ما ترونه هنا هو بكتيريا تقوم بعملية التمثيل الغذائي، وبينما تقوم بذلك تقوم بإنتاج شحنة كهربائية. |
| Kokainli esrar sevkiyatını durdurmanın ödülünün fazladan nöbet olacağını kim bilebilirdi? | Open Subtitles | من توقع أن تكون جائزة مصادرة شحنة أفيون مهمّة حراسة إضافيّة؟ |
| Kostümlerin kargosu az önce geldi. Bazılarını giymek ister misin? | Open Subtitles | لقد وصلت لي شحنة من ملابس الازياء هل تريدين ثوباً ما |
| Ultra ince kablolar üzerinde 50 bin voltluk şarj taşırlar. | Open Subtitles | النحاس الرقيق جداً يحمل شحنة بحدود 50 ألف فولت. |
| Purple haze *marijuana çeşidi* nakliyesi, 10,000 adet. | Open Subtitles | شحنة من حبوب الهلوسة، هناك 10,000 حبة |
| Ve bu kuvvetler, elektrik yükü olan maddeleri çeker ve etkiler. | TED | وهذه القوى تجذب وتؤثر في الأجسام التي لديها شحنة كهربائية. |
| Çalıntı resimlerden oluşan 15 milyon dolar değerinde bir paket. | Open Subtitles | عبارة عن شحنة الصور المسروقة والتى تقدر ب 15 مليون دولار |
| Bizim için çok önemli bir nakliye işini kolaylaştırdığınızı duydum. | Open Subtitles | ولقد سمعت إنك تُسهل نقل شحنة في غاية الأهمية لنا. |