| İlgine teşekkürler tatlım, ama aynı anda iki iş olmaz. | Open Subtitles | شكراً على الاهتمام يا عسل لكن انتبه لشئ واحد فقط الان |
| Haksızdın ve komiktik, buna dayanamıyorsun, tatlım. | Open Subtitles | أنت كُنْتَ خاطئ ونحن كُنّا مضحكون وأنت لا تَستطيعُ أوقفْه، عسل |
| Nico olayının seni kızdırmasına izin veremezsin, tatlım. | Open Subtitles | أنت لا تَستطيعُ التَرْك الذي شيءُ نيكو إجعلْك تُزعجُ، عسل. |
| Kulaklarıma bal koyup karınca yuvasında uyumamı da önerir misin? | Open Subtitles | لتقترح أن تضع عسل فى أذنى. وتسقطني على جحر نمل. |
| Şeftali, zencefil, bal, şeker, zeytin..." Bence bu yanlış liste. | Open Subtitles | عسل ، حلوى ، زيتون أتعلم ماذا؟ هذه القائمة الخطأ |
| Sizsiz pek de balayı olmayacağı için evet diyeceğinizi umuyor." | Open Subtitles | يتمنى أن تردّي بالإيجاب. لأنه لن يكون شهر عسل بدونكِ. |
| - Çok hoş olur hayatım. | Open Subtitles | أوه، نعم، ذلك سَيَكُونُ ممتازَ، عسل. |
| Donna'nın yüzüğünün parasını ödeyemedikten sonra kimse bana aşık olmayacak, tatlım. | Open Subtitles | بعد أنا لا أَستطيعُ دَفْع ثمن حلقةِ دونا، لا له سَيصْبَحُ عاشق لي، عسل. |
| Bu bizden tatlım, bir yere kaybolma,[br]hemen geliyorum. | Open Subtitles | خذ هذه الروح البارده مني هذا مجانا يا عسل |
| İşte tatlım düşün ki balayına geldik , bak harika oldu | Open Subtitles | لكنكما بنيتما جناح شهر عسل كان لديكما وقت طويل لهذا -خذ |
| Aslında tatlım özür dilemeye zamanın olabildiğine şaşırdım. | Open Subtitles | هو كَانَ غير ملائمَ. أوه في الحقيقة عسل أَنا مُفاجئُ كَانَ عِنْدَكَ وقتُ حتى للإعتِذار. |
| Kızlar iyi, tatlım. | Open Subtitles | إنّ البناتَ لَطِيفات، عزيز. إنّ البناتَ لَطِيفات، عسل. |
| tatlım,sence saçlarımı boyatırsam şapşal görünür müyüm? | Open Subtitles | عسل ، في رأيك فما استقاموا لكم فاستقيموا لهم تبدو سخيفة لو كنت مصبوغة؟ |
| Yoğurt, havuç suyu, süzme peynir organik bal, yağsız, yumurta, kümes dışında beslenenlerden. | Open Subtitles | عصير جزر ، جبن عسل عضوي ، خال الدسم وبيض مخصب |
| Toplayın nektarları, benim küçük işçi arılarım... ve bal yapın-- çocuklarınız için bal. | Open Subtitles | اجمعي الرحيق أيتها الطائرات الصغيرة، واصنعي العسل، عسل لصغارك. |
| Piskopos duymasın ama ruhban sınıfında Nottingham ekmeği üzerine bal sürüp yemek çok yaygınmış. | Open Subtitles | فإن أردت ألا يعلم الأسقف، حتى يقوم رجال الدين بغمس عسل نوتنجهام على خبزه؟ |
| Artık dünyayı umursamadan, harika bir balayı geçirebiliriz. | Open Subtitles | الآن يمكننا أن نقضى شهر عسل حقيقى,بدون أن نبالى بالحرب |
| İkinci balayı olarak, Floransa'ya gitmek istediğini düşünüyordum. | Open Subtitles | كنت أظن بأنكِ أردتينا أن نذهب الى فلورنس لقضاء شهر عسل آخر |
| Diyeceğim ki "İşte hamstırın hayatım." | Open Subtitles | أَنا فَقَطْ سَأَقُولُ، "هنا جرذُ هامستركَ، عسل." |
| Bir kaşık uzay balı, acıyı hafifletmeye iyi gelir derler. | Open Subtitles | يقولون أن ملعقة من عسل الفضاء تساعد على تخفيف الألم |
| Eski, çayın her zaman ballı olduğu evimiz. | Open Subtitles | موطن الأجداد، حيث كان هناك عسل للشاي دائماً |
| "tatlım, canım, bebeğim" gibi saldırganca ya da aşağılayıcı isimler kullanmak... | Open Subtitles | إستخدام ألفاظ مهينه أو مقلله من الشأن مثل "عسل, حلوتي, طفلتي" |
| balım yolculuk hikayelerimizi dinlemeye bayılırdı. | Open Subtitles | عسل كانت تحب ان تسمع عن رحلأتنـا |
| Afedersin, şekerim. Seni flört yarışması için ödünç alabilir miyim? | Open Subtitles | اعذرينى يا عسل هل يمكنني ان استعيرك فى موعد? |
| En azından İtalya ve Fransa'da balayına uygun bir şeyler. | Open Subtitles | على الأقل سنجد ما يناسب لشهر عسل في إيطاليا وفرنسا |
| Cee! | Open Subtitles | يا عسل! |
| Müşterileriden bir tanesinin daha klüpten çok pahalı baldan almasını anlarız. | Open Subtitles | نفهم أن أحد زبائنك الأخرين اشتروا عسل غالي الثمن من ملهى |
| Bu civarda sadece Mead Gölü'nde martı bulunur. | Open Subtitles | حَسناً، المكان الوحيد نحن سَيكونُ عِنْدَنا نوارسُ حول هنا سَيَكُونُ شرابَ عسل بحيرةِ. |