| Denton'ın ifadesine göre, birlikte çalışırkenki ilişkiniz profesyonelliğin biraz ilerisine geçmiş. | Open Subtitles | وفقاً لأقوالها عندما عملتم معاً كانت علاقتكم أكثر من مهنية صرفة |
| Aslında, eğer her ikiniz de birbirinize aşık olduğunuzu kabul ederseniz ilişkiniz daha kolay gelişecek. | Open Subtitles | حسناً، علاقتكم ستكون أسهل بكثير إن اعترف كلاكما بالحب |
| Yapmanız gereken ilk şey kendiniz ile olan ilişkinizi değiştirmektir. | TED | أول شيء يجب فعله هو أن تغيروا علاقتكم مع أنفسكم. |
| Ve daha siz farkına varmadan ilişkinizin çok iyi gitmediğini düşünmeye başlarsınız. | TED | ودونما إدراك، تبدؤون بالاعتقاد بأن علاقتكم ليست على ما يرام. |
| Aslında, cinsel ilişki esnasında ağzından uygunsuz şeyler kaçırmış olabilirsin. | Open Subtitles | في الواقع, أظنك قلت أنك قلت بعض الأمور الغير لائقة خلال علاقتكم |
| Belli ki ilişkinizde problemleriniz var. | Open Subtitles | أنا أعني، أن هناك من الواضح مشاكل في علاقتكم |
| - Şu ana kadar. İlişkiniz daha mı iyi şimdi sizce? | Open Subtitles | و الان هل تشعران ان علاقتكم اكثر تقدم الان |
| Ve bu ilişkiniz resmi bir hal aldıktan bir ay sonrası. | Open Subtitles | ويكون ذلك بعد شهر من علاقتكم التي أصبحت رسمية |
| Eğer ilişkiniz hakkında başka bir aptal konuşma daha dinlemek istesek yapmamız gereken tek şey, geriye bakıp, ilişkiniz hakkında dinlediğimiz milyarlarca konuşmadan bir tanesini hatırlamaktır. | Open Subtitles | وإذا أحدٌ منا أراد أبداً أن يخوض.. محادثة غبيّة أخرى عن علاقتكم.. كل ما علينا فعله هو أن نتذكر واحدة من إحدى بلايين.. |
| Sizin ilişkiniz ciddiye binmeden çok önce takılıyorduk. | Open Subtitles | كنا نتسكع معاً ، قبل أن تصبح علاقتكم جديه |
| Sorunlarınızı şimdi çözmezseniz içinizdeki kızgınlık ve öfke giderek artar ve ilişkiniz sona erer. | Open Subtitles | لو لم تتعاملوا مع هذه المشكلات الآن الغضب والضغينة سيبني وعندها علاقتكم سيحكم عليها بالفشل |
| Eğer reddederseniz, drama öğretmeninizle ilişkiniz olduğunu açıklamaktan başka şansı kalmaz. | Open Subtitles | وإذا رفضتم , لن يكون لديها خيار سوى أن تخبر عن علاقتكم العاطفيه ..مع مدرس الدراما |
| Önümüzdeki beş dakika içinde, ses ile olan ilişkinizi değiştirmeye çalışacağım. | TED | على مدى الخمس دقائق القادمة فإن في نيتي أت أغير علاقتكم مع الصوت |
| Bak, ürpertici doğal olmayan ilişkinizi örtmekten bıktım. | Open Subtitles | سئمت التغطية على علاقتكم القذرة والغير طبيعية |
| Söylediğim gibi, çok meşgulüm ama gururum okşandı ilişkinizi bana emanet ediyorsunuz. | Open Subtitles | أجل, كما أقول انا مشغول, لكني أطريت انكم ستأتمنون علاقتكم إلي |
| Bilirsin, benden nefret etmesi ilişkinizin yürümeyeceği anlamına gelmez. | Open Subtitles | أتَعْرف ليس معنى أنها تكرهنى أن علاقتكم لن تنجح |
| Anladığım kadarıyla erkek kardeşinle aranızda gergin bir ilişki vardı. | Open Subtitles | إنني أفهم بأنكِ أنتِ وأخيك علاقتكم متوتره |
| Bir sonraki ilişkinizde, illa insanların götüyle oynaşmak istiyorsan önce o lanet olası tırnaklarını kes. | Open Subtitles | في علاقتكم القادمة, إن كنتم مصرين على اللعب بالمؤخرة فقصوا أظافركم اللعينة |
| İlişkin onca baskının altında nasıl gidiyor? | Open Subtitles | هل علاقتكم صامدة تحت كل هذا الضغط؟ |
| Karın hakkındaki hikâyeler, ...işin yüzünden aranızın bozuluşu... | Open Subtitles | بقصصك عن زوجتِك وكيف ذَبُلت علاقتكم بسبب العمل. |
| Evet, Danielle kolay vazgeçmeyecek, ve bu ilişkiyi durdurabilecek gücüm yok. | Open Subtitles | اجل ، (دانييل) قالت بأنني لا استطيع إيقاف علاقتكم |
| - Hayır. - Aranız iyi miydi? | Open Subtitles | ـ كلا ـ هل علاقتكم بخير؟ |
| Bak, tecrübeme göre, birisi böyle büyük bir saplantıya düşmez tabi ilişkinin geçici olmadığını düşünmeye itildiyse. | Open Subtitles | أنظر من تجربتي الشخص لايتطور في هذه الأمور المعقدة على الأقل بأنها تعتقد بأن علاقتكم أكثر من أن تكون عادية |
| Hepiniz ilişkinize son vermek istiyor gibisiniz. | Open Subtitles | يبدو أنكم تريدون إنهاء علاقتكم ببعض. |