| Ve bu da, esasında Richard'ın söylediği derin şey: Bir şeyi anlamak için, küçük parçalarını anlamak lazım. Etrafındaki Her şeyden azıcık anlamak lazım. | TED | ولذا، فأنه شئ عميق أن تحدث ريتشارد حول: لفهم أي شئ، يتوجب عليك فهم قليل من القطع. شئ قليل عن كل شئ يحيط به. |
| Aslında bu meydana gelen hücre dışı yapılar vücudun Her parçasından daha farklıdır. | TED | وتبيّن بالفعل بأنّ مصفوفة خارح الخلية مختلفة عن كل جزء مستقلّ من الجسم |
| Ve o tüm Afrikada'da yaşadıklarımın çok güzel bir örneğiydi. | TED | لقد كان مثالا رائعا عن كل تجاربي في أنحاء إفريقيا. |
| tüm saçmalıklar bir yana... ve herkes adına şunu söyleyebilirim... sizi seviyoruz. | Open Subtitles | دعوا الهراء جانباً أتكلم نيابة عن كل شخص نُحبكم الله يُباركُ لكم |
| Baban parayla ilgili bütün sorumluluğu bana verdi, tamam mı? | Open Subtitles | دعني أخبرك بشيء أبوك كلفني بالمسئولية عن كل المال، حسناً؟ |
| Olabilecek olan en ufak bir şeyi bile sana sormamız gerekiyor ya. | Open Subtitles | يجب أن نسألك عن كل جزئية قد تحصل, في حالة ما وقعت |
| O veya başka diğer faillerden gelecek kurtuluş umutlarını da bir kenara bırak. | Open Subtitles | وأن تتخلى عن كل الأمل من خلاصك منه أو من أي عميل آخر |
| Ne zaman bu konulardan dolayı gerçekten depresif olsam, Sanayi Devrimini düşünerek kendimi rahatlatıyorum. | TED | لذلك عندما أشعر بالاحباط عن كل هذا، أُريح نفسي بالتفكير في الثورة الصناعية. |
| Rıhtıma giren veya çıkan Her 50 kilo başına altı sent alacaksın. | Open Subtitles | الراتب هو 6 سنتات عن كل كيلوغرام بضائع تدخل او تخرج 50 |
| Kırların içinde Her şeye cevap verecek bir yer vardı. | Open Subtitles | فى مكان ما فى البرية توجد الأجابة عن كل شئ |
| Evet, Her yıl bir şaplak alırsın ve günü gelir büyürsün. | Open Subtitles | نعم انتى تحصلى على صفعه عن كل سنه وواحد لكى تكبرى |
| Daha sonra sevgilim. Evlendikten sonra birbirimize Her şeyi anlatırız. | Open Subtitles | لاحقا يا حبيتي، فحالما نتزوج سنتحدث لبعضنا عن كل شيء |
| Ben mi? Hapiste olduğum süre boyunca Her yıl yarım kilo verdim. | Open Subtitles | أما أنا فكنت أفقد باوندا عن كل عام وأنا أقضي فترة عقوبتي |
| Sahip olduğum tüm arkadaşlarımı kaybettim. Çünkü onlar eski bana benziyorlardı | Open Subtitles | لقد تخليت عن كل أصدقائي القدامى لأنهم يبدو مثلي في الماضي. |
| tüm bunlar yasaktır sevenler hakkında, sen ve ben dünyanın şeyler karşı? | Open Subtitles | ماذا عن كل هذا العشق الممنزع أنت و أنا ضد العالم ؟ |
| Kimya kulübü başkanı Taylor McKessie... bu konuyla ilgili tüm sorularınızı yanıtlayabilir. | Open Subtitles | يجيب السيد تايلور مكيسي رئيس النادي عن كل أسئلتكم في هذا الموضوع |
| Sana bir bardak çay yapacağım ve bütün bu olanları konuşacağız. | Open Subtitles | سأعد لك كأسآ من الشاى وسنتحدث عن كل شئ الآن، حسنآ؟ |
| Eğer konuşması gerekiyorsa günah çıkarmaya gitsin, bütün başarısızlıkları için özür dileyerek! | Open Subtitles | اذا كان يحتاج الى الكلام يجب عليه ان يستغفر عن كل اخطائه |
| bütün büyük hayallerim senin zehirli aşkın yüzünden bertaraf oldu. | Open Subtitles | والتراجع عن كل ما عندي أحلام كبيرة بسم محبتك الملوث. |
| Peki ya daha iyi bi yere taşınma konusunda dediklerin ? | Open Subtitles | ماذا عن كل القرف الذي قلته عن انتقالنا لحي أقضل ؟ |
| Peki ya tüm gün ağzından çıkarken duyduğum terbiyesizce konuşmalar ne olacak? | Open Subtitles | ماذا عن كل الكلام البذيء الذي أسمعه يخرج من فمك طوال النهار؟ |
| Benimle ilgili gerçekleri öğrendiklerinde, diğer ucubeler hakkındaki gerçeklere de ulaşacaklar. | Open Subtitles | عندما تجد الناس تبحث عني يكتشفون عن كل النزوات الأخرى، كذلك |
| Hayat için durmalımıyız, veya başka birşey mi yaparız ve savunduğumuz ve söylediğimiz şey, benim niyetim iyiydi, ve bundan dolayı bunun hepsi için sorumlu tutulamam mıdır? | TED | هل نبقي للحياة، أم هل نفعل شيئا اخر ونحاول ،أن نبرر ان نوايانا كانت جيدة، وبعد ذلك لا أكون مسئولة عن كل هذا؟ |
| Onun dul karısından kendinin satılıcağını duyunca Harriet sevdiği herkesten satılacağını düşündü. | TED | عنما خططت أرملته لبيع العبيد لديها، خشيت هاريت أن بيعها سيتسبب بإبعادها عن كل من أحبت. |