Tanrılar efendime ustalık sanatını öğrettiler. | Open Subtitles | اٍن الآلهة بأنفسهم قد أوعزوا اٍلى أستاذى فى فنه |
Bu gerçekten çok kötü! O küçük bir sanatçı olarak sanatını yaratmış ve bu gördüğü muamele beni çok üzdü. | Open Subtitles | إنه أمر لئيم لقد كان فناناً صغيراً يخلق فنه الصغير |
Bu genç bey size sanatını göstermek istiyor. | Open Subtitles | هذا الشاب يرغب في أن يقدم لك فنه البسيط |
Bugün, etkisi müzik, şiir, moda ve filmlerde etrafımızda dolanıyor ve Sanatı; şok etme, ilham verme ve içimize işleme gücünü koruyor. | TED | والآن، يظهر تأثيره حولنا في الموسيقى والشعر والموضة والسينما ولا يزال فنه قادرًا على صدمتنا وإلهامنا وجذبنا إليه. |
Sanatı sanat adına yapan kişi için, genellikle en önemsiz ve en aşağı | Open Subtitles | من اجل الرجل الذى يحب فنه, دائما يكون فى اقل اولوياته |
Artık elimizde sanatından bir parça var ama hâlâ zanlıyı tespit edecek bir şeyimiz yok. | Open Subtitles | حسنا,نحن الان نملك جزءا من فنه لكننا ما نزال لا نملك شيئا لمعرفة هويته |
- Genelde sanatından bahsederdik. | Open Subtitles | في أغلب الأحيان حول فنه.. |
Hemen ardından orada babasına ve kardeşine söz verdim. "Pekela, işte anlaşma: Tony konuşacak, ona makine alacağız, ve sanatını tekrardan icra edebilmesi için bir yol bulacağız. | TED | وإلتزمت حينها لابيه و أخيه فقلت ، "حسنا ، ها هي الصفقة : طوني سوف يتمكن من الكلام ، وسوف نقدم له آلة وسوف نحاول ان نتوصل الى طريقة لكي نجعله يعود الى فنه من جديد |
Sisyphus etkileyici sanatını, zekâsını, tüm aklını kullanarak ölüm tanrısını ikna etmeyi ya da cehennemden bir çıkış yolu bulmayı başaracaktır. | Open Subtitles | سيزيف), من خلال فنه البلاغي , خلال ذكائه) من خلال دهائه, أصبح قادراً على إقناع إلهه الموت أو أن يجد طريقة ليخرج من الجحيم |
sanatını bile beğendim. | Open Subtitles | أنا أحببت فنه |
Ve Sanatı sonsuza dek yaşayacak. | Open Subtitles | و فنه سيبقى خالد الى الابد |
- Sanatı yüzünden acı çekiyor. | Open Subtitles | -يعاني من أجل فنه |