| Ben uyku hekimi olsaydım, daha rahatlatıcı bir isim seçerdim. | Open Subtitles | لو كنت أنا إختصاصيًا في النوم لاخترت إسما أكثر لُطفًا |
| Peki Uyumakta zorluk çektiklerinde ve sen uyumaları için onları salladığında nasıl yapardın? | Open Subtitles | ولو واجهتهم مشاكل في النوم ويجب أن تؤرجحيهم ليناموا كيف كنت تفعلين ذلك؟ |
| Adamın birinin arabasının arkasında Uyuyakalmışım. | Open Subtitles | و قد وقعت في النوم في حقيبة سيارة هذا الفتى |
| Merak etme, Uyuya kaldığı gibi seni armadillo gibi sarıp sarmalayacağım. | Open Subtitles | لا تقلقي حينما تغط في النوم سوف أديرك مثل حيوان المدرع |
| Değişmek istersen orada uyumak benim için sorun olmaz. Konu o değil. | Open Subtitles | لو أردت أن نتبادل الوظائف لن يكون لدي مشكلة في النوم هناك |
| Beyazlatıcı dişliğini takıp Uyuyakalmış efendim. | Open Subtitles | الواضح، أنه إستغرق في النوم أثناء وضعه أداة التبييض، سيدي. |
| Lütfen benden onu uyandırmamı istemeyin. En sonunda uykuya daldı. | Open Subtitles | من فضلك لا تجعلني أيقظه لقد إنغمر في النوم أخيراً |
| Ve "Brainiac" hala küvette uyuyor. | Open Subtitles | و العبقري غارق في النوم داخل حوض الاستحمام |
| Yani yaygın uyku saatinde uykuya dalmak konusunda zorluk yaşıyorlar ve sebebi artan stres değil. | TED | فعندما يواجهون صعوبة في النوم في الوقت المعتاد، فإن ذلك لا يكون مرده إلى زيادة الضغط. |
| Ve şimdi sanırım en fazla uyku ihtiyacına tahammül ediyor ve en kötüsü belki de çoğumuz uykunun bir tür tedavi gerektiren bir hastalık olduğunu düşünüyor. | TED | وأفترض أنه في أحسن الأحوال نتسامح اليوم مع حاجتنا للنوم، وفي أسوأ الأحوال ربما العديد منا يفكر في النوم على أنه مرض يحتاج نوعا من العلاج. |
| İnsanlar için günü uzatmaya çalışmak o kadar olağandışı ki cidden bizleri inceleyen uyku araştırmacıları olmuştu. | TED | في الحقيقة، كان هناك باحثون في النوم قاموا فعليّاً بدراستنا لأنه كان غير طبيعي للغاية للإنسان أن يحاول إطالة يومه. |
| Teşekkür ederim. Geceleri Uyumakta zorluk çeken var mı? | Open Subtitles | حسناً، من منكم لديه مشكلة في النوم ليلاً؟ |
| Uyumakta hiç zorluk çekmiyor gibi görünüyor. | Open Subtitles | حسنا,بالتأكيد لا يعاني من مشاكل في النوم اليس كذلك؟ هذا شئ اعتيادي,انه لا يزال صغيرا |
| Biraz içki içmiştim, Uyuyakalmışım. | Open Subtitles | شربت قليلاً وغططت في النوم دخل، فقدت السيطرة على نفسي |
| Oh, aman Tanrım,Uyuyakalmışım. Sınavım 20 dakika sonra! | Open Subtitles | يا إلهي ، إستغرقت في النوم إختباري بعد 20 دقيقة |
| Birden fazla sefer, Uyuya kaldım ve seansın sonunda beni yoldan itmeleri gerekti. | TED | وكنت أغط في النوم في أكثر من مرة وكان على من كانوا داخل الغرفة أن يدفعوني بعيداً عن الطريق في نهاية كل جلسة علاج |
| Kâbuslar annesiyle uyumak istemesi dışında semptom değildir. | Open Subtitles | الكوابيس ليست عرض أي شئ غير رغبته في النوم بجوار أمه |
| Evdeki herkes Uyuyakalmış ve telefonum da titreşimdeydi. | Open Subtitles | كل فرد من عائلتي اتغرق في النوم .وجهاز الموبيل لدي كان في وضع الرجاج |
| Ama tam uykuya dalarken... annemlerin söyledigi bir sey beni düsünceye daldirdi. | Open Subtitles | لكن بينما أخذت أغرق في النوم دفعني شيء قاله والداي إلى التفكير |
| İyi idin,ama sadece yerde yatıyordun, sanki uyuyor gibi. | Open Subtitles | لقد كنت بخير لكن كنت تبدين أنك مستغرقة في النوم |
| Yalnız başıma ne kadar berbat uyuduğumu biliyorsun. | Open Subtitles | - تعلمين كم انا سيء في النوم وحيداً. |
| uyuyakaldı. Okumaya başladığım anda içi geçti. | Open Subtitles | لقد نام غط في النوم بعد أن بدأت القراءة مباشرة |
| Şu an o derin bir uykuda. Biraz sonra arkayı tekrar kontrol ederim tamam mı? | Open Subtitles | إنه مستغرق في النوم سأعاود التحدث بعد قليل، إتفقنا؟ |
| uyuyakaldın, ben de ayrılmanın en iyisi olacağını düşündüm. | Open Subtitles | لقد غرقت في النوم لذا وجدت أنه من الأفضل أن أذهب |
| O yüzden uçakta değildim, Nate. uyuyakaldım. | Open Subtitles | هذا سبب عدم وجودي على الطائرة لقد استغرقت في النوم |
| Kusura bakma çok geç uyudum. Yardım edebileceğim bir şey var mı? | Open Subtitles | اسفة تأخرت في النوم, هل بإمكاني عمل شيء للمساعدة؟ |
| Sen uyumaya çalış, uyuduktan sonra ben telefonu kapatırım. | Open Subtitles | ـ لماذا لا تحاولين الدخول في النوم ؟ و عندما تفعلين سوف أغلق الخط |