| Onları daha da yetiştirmeye başladık ve yağ yapabileceğimizi keşfettik. | TED | بدأنا في استخدامها في أشياء أبعد من ذلك، حيث اكتشفنا أننا قادرون على إنتاج الزيت. |
| Bu tarz adamların Neler yapabileceklerini biliyorum, Oradaydım. | Open Subtitles | وأنا أعلم ما الرجال من هذا القبيل قادرون عليه، لقد كنت هناك. |
| Görünüşe bakılırsa ülke dışına kaçmayı başarmışlar. | Open Subtitles | .يظهر بأنّهم كانوا قادرون على الهروب من البلاد |
| Amerikan halkına, Neler başarabileceklerini hatırlatmak için şampiyonlara ihtiyacı var. | Open Subtitles | يحتاج الشعب الأمريكي بطل لتذكير لهم ما هم قادرون على. |
| Yani mikrobloglar sayesinde, Çin gençliğini çok daha iyi anlıyoruz. | TED | لذا من خلال المدونات الصغيرة، نحن قادرون على فهم الشباب الصيني بشكل أفضل. |
| O yüzden ilk adım bunları internette ölçebilir miyiz bunu anlamak, ki bence yapabiliriz. | TED | لذا خطوتنا الأولى هي أن نرى إن كنا بإمكاننا قياس هذا على الإنترنت، ونعتقد أننا قادرون على ذلك. |
| Yani, saniyede zeta-floplarca eş zamanlı işlemleri yapabilirler. | Open Subtitles | أعني، أنهم قادرون من قالب زيتا من حسابات موازية في الثانية الواحدة. |
| Dinle, kardeşini kimin kaçırdığını bilmiyorum ama Neler yapabildiklerini gördün. | Open Subtitles | اسمعي، لا أعرفُ من أخذَ شقيقتكِ لكنّني رأيتُ ما هم قادرون على فعله |
| Uygun şartlar altında, en korkunç suçları işleyecek kapasiteye sahibiz. | Open Subtitles | في الوقت الراهن، كلنا قادرون على الجرائم الأكثر فظاعة |
| Evet, görünüşe göre, kar amaçlı veya genel tüketime sunulmadıkça gösteri üzerinde çalışmaya devam edebileceğiz. | Open Subtitles | أجل، ويبدو أننا قادرون على العودة إلى العمل... على العرض، طالما أنه ليس للتربح... أو الاستهلاك العام |
| Kısa süre önce görevine iade ettiğimiz, başpiskoposumuza, hala daha... onsuz yapabildiğimizi sergileyeceğiz. | Open Subtitles | فنحن سنظهر لمطراننا المُنـَصّب حديثا أننا قادرون على التصرف دونه |
| Böylece hep beraber Güney Afrika'yı yaşamaya değecek, siyah ya da beyaz, insanların eşit olduğu bir yer yapabileceğimizi söyleyebilelim. | Open Subtitles | لنقول بأننا جميعا قادرون على بناء جنوب أفريقيا نستحق الحياة عليها جنوب أفريقيا للمساواه أسود أو أبيض |
| Ve bir kez bunu yapabildiğimizi bilirlerse... her şeyi yapabileceğimizi bilirler. | Open Subtitles | وبمجرد أن يعرفوا أننا ، قادرون على هذا سيعرفون أننا قادرون على أيّ شيء |
| Bazen yapabileceğimizi düşünmediğimiz şeyler yapmamız gerekir ancak düşmanın yaptırabileceği. | Open Subtitles | أحياناً قد نضطر للقيام بأشياء , لم نعتقد أبداً أننا قادرون على فعلها إذا كانت فقط لأجل إظهار إرادتنا للعدو |
| Artık Neler yapabileceklerini biliyorum ve biliyorum ki teslim olmam onları durdurmayacak. | Open Subtitles | لذا الاَن أعلم بالضبط ما هم قادرون عليه وأعلم أن الاستسلام لن يوقفهم |
| Gözlerine baktığınızda onların, gerçekte kim olduklarını ve Neler yapabileceklerini görürsünüz. | Open Subtitles | "لو نظرت إلى عيونهم،" "سترى حقيقتهم،" "وماهم قادرون على فعله وبالضبط" |
| Aynı pasaportu kullanarak, küçük bir kopya grubunu ülkeye sokmayı başarmışlar. | Open Subtitles | الإستعمال الذي وثيقة نفسها، هم كانوا قادرون لجلب الملاك الصغير من النسخ في... |
| Kazanın bilgilerini yükleyip analiz etmeyi başarmışlar. | Open Subtitles | هم كانوا قادرون على التحميل ويحلّل بيانات التحطّم... |
| Neler olduğunu anlatacak biriyle görüşmemiz mümkün olacak mı? | Open Subtitles | نحن سنصبح قادرون على الكلام مع شخص ما من يستطيع إخبار بأنّ نا ماذا هذا كلّ شيء عن؟ |
| Bu yetenek sayesinde devasa bir uzay ve zaman boyunca insan olarak fikir aktarımı yaptık. | TED | لذلك بسبب هذه القدرة، نحن البشر قادرون على نقل أفكارنا عبر مساحات شاسعة من المكان والزمان. |
| Şanslıysak, önümüzdeki hafta bir deneme yapabiliriz. | Open Subtitles | بالحظّ, سأفترض اننا بعد اسبوع قد نكون قادرون أن اجراء اختبار |
| Kayıt yapabilirler, hatta derinin altına zehir enjekte edebilirler. | Open Subtitles | هم قادرون على التسجيل حتى حقن السم تحت الجلد |
| Sırf yapabildiklerini göstermek için bizi elliyorlar. | Open Subtitles | إنهم يتحرشون بنا فحسب ليبينوا لنا أنهم قادرون على ذلك. |
| Bizimle iletişim kurabilecek kapasiteye sahip olup olmadığını öğrenmek istedikleri için şu anda hayattasın. | Open Subtitles | أنت على قيد الحياة الآن لأنهم يريدون أن يعرفوا لو أنكم قادرون على التواصل معنا |
| Ancak yarın belki de yardım edebileceğiz. | Open Subtitles | لكن ربما غداً، سنكون قادرون على ذلك |