| Fakat mezun olduktan sonra öğreniyorsun ki hayat her zaman planladığın gibi gitmiyor. | Open Subtitles | لكنه شئ واحد تتعلمينه وقت التخرج بأن الحياة لا تسير دائما كما خططتي |
| Orası öyle bir yer ki işler olması gerektiği gibi gitmiyor. | Open Subtitles | المكان حيث لا تسير الأمور كما ينبغي أن تسير |
| Bazen işler planladığın gibi yürümüyor. | Open Subtitles | احيانا هذه الامور لا تسير كما هو مخطط لها |
| Birinden alacaktım ama ne yazık ki iyi gitmedi işler. | Open Subtitles | هي المزمار، للأسف عقود الإيجار لا تسير على ما يرام. |
| Bu yüzden işler yolunda gitmediğinde bir adım geriye giderim, işletme yetilerimi kullanarak sebebini anlar ve durumu düzeltirim. | TED | عندما لا تسير الأمور على نحو جيد، أميل للعودة خطوة إلى الوراء، أُطبق أدواتي الخاصة للعمل لإيجاد السبب، وإصلاحه. |
| Belli ki, işlerin yolunda gitmediği bazı zamanlar da var. | TED | ومن الواضح هناك أوقات حين لا تسير الأمور. |
| Biliyorum ki, kocamla ilişkimin iyi gitmediğini öğrenmek seni mutlu edecektir. | Open Subtitles | و سيسعدك معرفة أن الأمور لا تسير بشكل جيد بيننا |
| Kocanla işler pek iyi gitmiyor mu? | Open Subtitles | أشياء مع الزوج لا تسير في الطريق الصحيح ؟ |
| Şimdi işler yine yolunda gitmiyor. Kaç bakalım. | Open Subtitles | و الآن الأمور لا تسير بشكل جيد لذا فسترحلين |
| Diğerleri sana bunu söylememi istemiyorlar, Harry ama Yoldaşlık'ta işler hiç iyi gitmiyor. | Open Subtitles | الآخرون لا يريدون أن أخبرك بهذا، هاري لكن الأمور لا تسير على مايرام مع الجماعة |
| İşler böyle yürümüyor. Mücadele için çeten olması gerek. | Open Subtitles | الأمور لا تسير هكذا يجب أن يكون لديك طاقم |
| Keşke yapabilsem. Bu işler böyle yürümüyor. | Open Subtitles | أتمنى لو كان بإمكاني ذلك ولكن الأمور لا تسير كذلك |
| Teorik olarak, evet. Ama işler böyle yürümüyor. | Open Subtitles | نظرياً، نعم، ولكن الحياة لا تسير بهذا المنظور |
| Lord Yu ile çatışma iyi gitmedi. Destek talep ediyoruz. | Open Subtitles | المعركة مع لورد يو لا تسير بشكل جيد نحن نحتاج لإمدادات |
| Bak, biliyorum, bu gece planladığım gibi gitmedi ama... | Open Subtitles | انظري .. اعلم ان هذه الليله لا تسير كما خططنا لها .. لكن.. |
| Öyle görmek için güzel bir gün ama Amerika'da işler öyle yürümez. | Open Subtitles | أجل، طريقة جميلة للنظر إلى الأمر لكن أمريكا لا تسير بتلك الطريقة |
| Olaylar istediğin gibi gitmediği zaman lanet biri oluyorsun. | Open Subtitles | تكون مزعجاً جداً عندما لا تسير الأمور كما تريد. |
| İşlerin iyi gitmediğini bilmek seni mutlu eder. | Open Subtitles | و سيسعدك معرفة أن الأمور لا تسير بشكل جيد بيننا |
| Bak, bu işe yaramaz tamam mı? Senden emir almıyorum. | Open Subtitles | أنظر لا تسير الأمور هكذا أنا لا أستلم الأوامر منك |
| Bir şey söyleyeyim mi, hayat her zaman böyle olmuyor. | Open Subtitles | لكن انت تعلم , الحياه لا تسير دائما كما نريد |