| Şimdiki zaman sadece bir çift göze yeri olan dar bir aralık. | Open Subtitles | الحاضر هو مجرد فتحة ضيقة مع غرفة لزوج واحد فقط من العيون |
| Tek bir kırıntı bile dökersen derinden, yeni bir çift sürüş eldiveni yaparım. | Open Subtitles | إن سكبت قطعة شبسي واحدة سوف أستخدم جلد لزوج جديد من قفازات القيادة |
| Bu, burada olma nedenimin tam tersi. Herkesin bir kocaya ihtiyacı vardır. | Open Subtitles | هذا ليس السبب الخقيقى لوجودى هنا - أى أحد يحتاج لزوج - |
| Saygılı kız, Üvey babasına bir termos kakao götürür. | Open Subtitles | الابنة المطيعة تسلم وعاء حافظ به الكوكا لزوج الأم |
| Ben Dr. Nathan'ın kocasına ne söyleyeceğimi biliyorum... tabii beni cennete alırlarsa. | Open Subtitles | أنا أَعرفُ ما سأقولُه لزوج الطبيبَة ناثان لو سَمحوا لي بدخول الجَنة |
| Bay Kimball çok düşünceli bir insan. İkinci koca için tedarikte bulundu. | Open Subtitles | سيد كيمبل كان مراعيا للغاية، عمل احتياط لزوج ثان |
| Kamptayken okuduğum mektuplarda annemin kocasının nasıl duygusal olarak uygun olmadığı yazardı. | Open Subtitles | كنت أقراء رسالة في المخيم عن كيف لزوج أمي لم يكن متاح عاطفياً! |
| İkisinin de kafaları kıyakmış. Adamın kolunun altında bir çift elin resmedildiği bir tablo varmış. | Open Subtitles | كلاهما متوسط الطول, الرجل كان يحمل تحت ذراعية لوحة لزوج من الأيدى, |
| Bulduğum yeni bir çift ipek çoraptan dolayı. | Open Subtitles | بسبب اكتشافي لزوج جديد من الجوارب الحريرية |
| Sonra da yeni bir çift diksin diye yalvarırsın. | Open Subtitles | التى اعتادت أن تبقى ثم تدافع عنه لتلفقه لزوج أخر؟ |
| Ayrıca küstahlık gibi olmasın ama, dostum, yeni bir çift ayakkabıya ihtiyacın var. | Open Subtitles | و سأكون صريحاَ معك ياسيدي، أنت بحاجة لزوج جديد من الأحذية |
| çamaşırlarımı yıkarken kullanacak bir çift lazımdı. | Open Subtitles | إحتجت لزوج منها إلى أن أقوم بتنظيف ملابسي هنا |
| Kocadan kocaya atlayarak, tüm hayatını bu arenayı işleterek geçirdi. | Open Subtitles | أنها أنتقلتُ من زوج لزوج قضت طوال وقتها تدير هذه الساحة |
| Kızının iyi bir kocaya gittiğini görmek ona huzur verecek. | Open Subtitles | سيريح هذا الأمر قلبه حين يراها تزف لزوج صالح |
| Kızının iyi bir kocaya gittiğini görmek ona huzur verecek. | Open Subtitles | سيريح هذا الأمر قلبه حين يراها تزف لزوج صالح |
| Bir keresinde, bir medyum Üvey babama, kredi kartının numarasının karşılığında kaderini anlatacağını söylemişti. | Open Subtitles | طبيبة نفسية قالت مرة لزوج أمي أنها ستخبره بقدره إذا أعطاها معلومات بطاقته الائتمانية |
| Üvey baban için aile her şey demekti. Hayatlarımıza girdiğinde bize bir amaç verdi. | Open Subtitles | عنت العائلة كلّ شيء لزوج والدتك، عندما دخل حياتنا، أعطانا هدفاً. |
| Giysiler yaklaşık beş mil uzaktaki bir Fraser dulunun kocasına ait. | Open Subtitles | هذه الملابس كانت تنتمي لزوج أرملة فرايزير تقريباً خمسة أميال من هنا |
| Giysiler yaklaşık beş mil uzaktaki bir Fraser dulunun kocasına ait. | Open Subtitles | هذه الملابس كانت تنتمي لزوج أرملة فرايزير تقريباً خمسة أميال من هنا |
| Ne ben göğsümde başka bir kurşun, ne de siz ölü bir koca istemezsiniz. | Open Subtitles | لست بحاجه الى طلقه اخرى فى الصدر أنتِ لستى بحاجه لزوج ميت |
| Nikah yüzüğü, karı kocayı sonsuza kadar birleştiremiyor bir koca karısını kalbinin en yakınında tutar. | Open Subtitles | خاتمالزفاف،لايمكن أنيكونسوىبين زوجينمتحابين، نه كيف لزوج يجعل زوجته بالجانب القريب من قلبه. |
| Bendeki tek şeyse Bailey'in kocasının açık beyni. | Open Subtitles | كل ما أحصل عليه هي جراحة مخ مفتوح لزوج (بايلي) |
| Bir babanın yada kocanın hayal edebileceği her şeye sahiptim. | Open Subtitles | كان عندي كلّ شيء يمكن لزوج أو أب أن يحلم به أبدا |
| 2011 yılında Japonya'nın doğu kıyısına bir deprem vurmadan hemen önce yakındaki araştırmacılar şaşırtıcı bir biçimde radyoizotop ikilisinin yüksek yoğunluğunu kaydettiler: radon ve toron. | TED | في 2011، قبل وقوع الزلزال مباشرةً على الساحل الشرقي لليابان، سجل الباحثون تركيزات عالية بشكل مدهش لزوج من النظائر المشعّة: الرّادون والثورون. |