| Sizi temin edebilirim ki, silahsızlandırma emri benim karargâhımdan gelmedi. | Open Subtitles | بإمكاني أطمأنك بأن أمر نزع السلاح لم يأتي من مقري |
| Peyton Sawyer Los Angeles'a gitti, fakat başarı hemen gelmedi. | Open Subtitles | بايتون سوير ذهبت الى لوس انجلوس النجاح لم يأتي بسهولة |
| Sabah oldu ve Joel işe gelmedi. Buna inanabiliyor musun? | Open Subtitles | جويل لم يأتي هذا الصباح هل يمكنك تصديق ذلك ؟ |
| Eğer Hristiyanlar gelmemiş olsaydı, evlerimiz ve ailelerimiz yanmamış olacaktı. | Open Subtitles | لو لم يأتي النصارى, لما أحرقت منازلنا و قتل أهلينا. |
| Birkaç gündür işe gelmiyor ve kendisinden hiçbir haber alamadık. | Open Subtitles | لم يأتي للعمل منذ بضعة أيام ولم نسمع منه شيء |
| Birileri seni aramaya gelir diye bekledim, ama kimse gelmedi. | Open Subtitles | لقد إنتظرت مجيىء أحد يبحث عنك، ولكن لم يأتي أحد |
| Burada olduğumuzu ve bizim yaptığımızı biliyorlar ama kimse gelmedi. | Open Subtitles | يعلمون أننا هنا وأننا نحن الفاعلون لكن لم يأتي أحد |
| Ancak O hiç gelmedi. O konuşma hiç yapılmadı. | TED | ولكن ومن الواضح أنه لم يأتي. ولم يقدم البيان أبدا |
| Senin dediğin gibi saklandım, ama o hiç gelmedi. Korkak şerif! | Open Subtitles | لقد أختبأت كما قلت لي لكنه لم يأتي ابداً |
| Ama gelmedi. Tulumlu adamının sana ne anlatıığını bilmiyorum. | Open Subtitles | لكنه لم يأتي لا أعرف ما أخبرك رجل الممرات |
| - İstediğin herşeyi yapmıştı o. - Ama, yalnız gelmedi. | Open Subtitles | لقد فعل كل ما طلبت منه القيام به لأنه لم يأتي لوحده |
| Bu sabah işe de gelmedi. | Open Subtitles | لم يكن في المنزل هذا الصباح و لم يأتي للمكتب |
| Michael daha gelmedi, ormanda onu arayacağım. | Open Subtitles | مايكل لم يأتي حتى الآن سأذهب للبحث عنه في الغابة |
| Kahretsin! Benim postadan ısmarladığım büyükbabam henüz gelmedi. | Open Subtitles | اللعنة ،لقد طلبت جدي بالبريد و لم يأتي بعد |
| Biz de son kurşuna, kanımızın son damlasına değin savaştık bu umuda tutunuyorduk ve olan şuydu, bize yalan söylüyorlardı kimse gelmedi." | Open Subtitles | لذا قاتلنا حتى آخر رصاصة حتى آخر قطرة دم كما أننا انتظرناهم لكن تبين أنهم كانوا يكذبون علينا لم يأتي أحد |
| Ama en can alıcı noktası, henüz hiç dojoya meydan okuyacak birinin gelmemiş olması. | Open Subtitles | وأهم مافي الأمر أن الشخص الذي سيأتي لتحدي الدوجو.لم يأتي بعد |
| Birkaç gündür işe gelmiyor ve kendisinden bir haber alamadık. | Open Subtitles | لم يأتي للعمل منذ بضعة أيام ولم نسمع منه شيء |
| - Üzgünüm burada değil. - Sizi kahrolasıca İtalyanlar. | Open Subtitles | ـ آسف لأنه لم يأتي ـ أنّكم أيطاليون أوغاد |
| "Zavallı Serçe"de başroldeydim, ama kimse benim için gelmemişti. | Open Subtitles | لقد كنت بدور البطولة في العصفور المسكين و لم يأتي لي احد |
| Neden ehliyetlerini yenilemek için hiç erkek dansçılar gelmez ki? | Open Subtitles | لماذا لم يأتي أيّ راقص جميل لتجديد رخصة قيادته؟ |
| Gidip bir deste kart bulayım. - Kendi şapkasıyla gelmeyen bir sihirbaz mı? | Open Subtitles | وسوف اذهب واعثر على مجموعة من أوراق اللعب ساحر لم يأتي بقبعته الخاصه |
| gelmediği sürece bir nişan yüzüğünü... asla satın almayacağını söyleyen biri sendin. | Open Subtitles | أنك لن تشتري خاتم خطوبة إذا لم يأتي من ماكينة كرات العلكة |
| Bunu hep yapıyorum, son anda parti vermeye karar verip kimse gelmeyince de hayal kırıklığı yaşıyorum. | Open Subtitles | أنظم هذا في وقت متأخر جدا وانا محبط جدا لأنه لم يأتي احد لابأس، نحن نمرح |
| Bütün oyun kağıtlarım üzerine bahse girerim ki gelmeyecek. | Open Subtitles | أراهن على جميع ورق اللعب أن والدك لم يأتي |
| Bu adam gelmeseydi bu seyahat ne kadar sıkıcı olurdu, öyle değil mi? | Open Subtitles | كم ستكون هذه الرحلة مملة لو لم يأتي معنا ذلك الرجل؟ |
| 30 dakika geçti, ama hala ortada yok. | Open Subtitles | مضت 30 دقيقة، لكن يبدو أنه مازال لم يأتي |
| Eğer sergiye kimse Gelmezse tek okuyan kişi sen olmuş olacaksın. | Open Subtitles | لو لم يأتي احد للعرض قد تكون الشخص الوحيد الذي يقرأها |