| Tüm gün bir kez bile olmadı, ama nedense şimdi başladı. | Open Subtitles | لم يحصل ذلك ولا مرة طوال اليوم، لكن حصل ذلك للتو. |
| Japonlara saygım sonsuz ancak söylendiği gibi olmadı. | TED | وبكل الاحترام للغة اليابانية، ذلك لم يحصل. |
| Böyle bir önermeyle gelseniz ve kürüesel ısınma aslında hiç olmadı deseniz... | TED | وإن بدأت في طلب دعم بأمر كذاك، وتقول، الاحترار العالمي بالتأكيد لم يحصل.. |
| Tembel bir rakun ise bağış paralarını çaldı, ama yeterli para yoktu. | Open Subtitles | راكون كسول سرق مال التبرعات لكن لم يحصل على المال الكافي |
| Gezi iki hafta içinde, bu zamana kadar bi gelişme olmazsa, müdehale ederiz. | Open Subtitles | إسمع، الرحلة ستنطلق في غضون أسبوعان إذا لم يحصل شيء، سنقدم على ذلك. |
| Bilin bakalım dev uzay lazeri projesinde çalışmak için güvenlik onayını kim alamadı? | Open Subtitles | خمّنوا من لم يحصل على تصريح أمنيّ للعمل على الليزر العملاق الفضائي ؟ |
| Seninle biraz dalga geçeyim dedim. Hiçbir şey olmadı. Tamam mı? | Open Subtitles | هيّا اُنظري، إنّني أمازحك و حسب لم يحصل شيء، حسناً؟ |
| Bay Leverson'ın "Bir şey olmadı." dediğini duydum. | Open Subtitles | لقد سمعت السيد ً ليفرسون ً يقول خارجا ً لم يحصل أي ضرر ً |
| Ama o sahtekârdan yardım istediğimde Hiçbir şey olmadı. | Open Subtitles | ولكن حين فتحتها أما هذا المدعي لم يحصل شيء |
| Böyle bir şey hiç olmadı, asla tatminsiz bir müşterimiz olmadı. | Open Subtitles | لم يحصل ذلك أبداً، لم يكن لدينا زبون غير راضٍٍ |
| Sadece doğru olacağını düşündüm, sizin hiç balayınız olmadı. | Open Subtitles | أنا فقط لا أعتقد أنه كان على حق يا رفاق لم يحصل على شهر العسل. |
| 30 gün boyunca Hiçbir şey olmadı. | Open Subtitles | والغريب أنه لم يحصل شيء ذو أهمية لمدة 30 يوم تقريبا |
| Hiçbirimizin gerçek bir ailesi olmadı. | Open Subtitles | لم يحصل احدنا على عائلة حقيقية من قبل لم يحصل احدنا على عائلة حقيقية من قبل |
| Hayır, olmadı. Şehir konseyiyle konuştum. | Open Subtitles | كلاّ لم يحصل فقد أبلغتُ مجلس المدينة بذلك |
| Kış gelince Kabil tüm fındıklara sahipti, Habil'in ise hiç fındığı yoktu. | Open Subtitles | وبحلول الشتاء، حصد هابيل كل البندق فيما لم يحصل قابيل على أي بندق. |
| Bu sürede anlaşma olmazsa ikinci bir bombayı patlatacak. | Open Subtitles | لو لم يحصل على إتفاق سيقوم بتفجير قنبلة ثانية |
| Böylece onu alamadı. Aslında kitaplarda bunun örnekleri vardı. | TED | لذلك لم يحصل عليها. لكن كان يوجد عدد منها في النشرات العلمية. |
| Uyanmaktan korkan rüya, hayal edemez asla. | Open Subtitles | انه حلم , تخشى ان تستيقض منه الذي لم يحصل على فرصة |
| Geri dönüp, Hiçbir şey olmamış gibi davranabileceğini mi düşünüyorsun? | Open Subtitles | هل تظن بوسعك العودة والتظاهر بأن لم يحصل أي شيء؟ |
| İstediğini alamazsa alabilecek gücü var. | Open Subtitles | إذا لم يحصل على ما يريده فإن لديه القوه ليأخذه قسرا |
| Şey, Kim, Michael'ın işi geri çevirdiğinde aralarında bir sürtüşme olmadığını söyledi. Sürtüşme mi? | Open Subtitles | قالت كيم إنة لم يحصل أي نزاع مع مايكل عن الوظيفة؟ |
| Steinbrenner yarın calzone'unu almazsa ne yapacak ki? | Open Subtitles | ماذا سيفعل ستاينبرانر إن لم يحصل على الكالزون ؟ |
| Sana ikinci bir şans veriyorum, Babanın hiç bir zaman olmamıştı. | Open Subtitles | أنت تتنازل عن فرصة ثانية وهذه الفرصة لم يحصل عليها والدك أبداً |
| Bence bu çok adil. O Hiçbir zaman bir zam almadı. | Open Subtitles | حسناً، أظن ذلك مبلغاً عادلاً فهو لم يحصل على علاوة قط |
| Diyabetli bir adam zamanında yemeğini alamamış, kan şekeri çok fazla düşmüş ve komaya girmiş. | TED | وهذا الرجل المصاب بالسكري لم يحصل على طعامه في الوقت المحدد، فانخفض معدل السكر في دمه بشدة، وسقط بعدها في غيبوبة. |