| Uyku tulumuna ihtiyacın olmayacak. Yatağını ben yaparım. | Open Subtitles | لن تحتاج إلى كيس النوم هذا، سأعد فراشك بنفسي |
| Ama o kaska ihtiyacın olmayacak. Kamyonumu getirdim. | Open Subtitles | لكنك لن تحتاج إلى هذه الخوذة فقد أحضرت شاحنتي |
| Ve anladığım kadarıyla bu konuda pek de yardıma ihtiyacın yok. | Open Subtitles | وحسب ما تنامى إلى علمي ، لن تحتاج إلى الكثير من المساعدة في هذا الصدد |
| Eğer hepsini öğrenebilirseniz, yalan makinesine ihtiyacınız kalmaz. | Open Subtitles | الأن ، إذ تعلمتهم بالكامل ، لن تحتاج إلى كاشف للكذب |
| Hiç paraya ihtiyacım olmaz diye mi düşündün? | Open Subtitles | كنت أعتقد أنني لن تحتاج إلى أي نقد؟ |
| Bu, sana matematik ödevlerinde yardım ettiğim zamanlara benziyor, ...ve sonunda deveye hendek atlamayı denemeyi bırakmıştım ve dedim ki, "Matematiğe zaten ihtiyacı yok, güzelliği yeter." uzun zaman önceydi, ama yine de... | Open Subtitles | فعندما اعتدت أن أساعدكِ بواجب الرياضيات توقفّت أخيراً عن محاولة مساعدتك "و قلت لنفسي "لن تحتاج إلى الرياضيات |
| Çünkü seyahate çıkacağından haberi yoktu ve gideceği yerde çantasına ihtiyacı olmayacaktı. | Open Subtitles | لانها لم تكن تعلم انها ذاهبة فى رحلة وأينما ستذهب لن تحتاج إلى الحقيبة |
| - O şemsiyeye ihtiyacın olmayacak demiştim. | Open Subtitles | -أخبرتك , أنك لن تحتاج إلى هذه المظلة -أجل , لقد كنت محقاً |
| Bana Arayıcı'yı nereye gönderdiğini söyle sonrasında bu hayatta bir daha hiçbir şeye ihtiyacın olmayacak. | Open Subtitles | من اجل لمعلومات لقيّمة التى سيُمدنا بها. أخبرنى إلى أين أرسلت الباحث؟ و تأكد من انكَ لن تحتاج إلى شيءٍ بعدها بحياتك مرة أخرى. |
| Sanıyorum buna ihtiyacın olmayacak. | Open Subtitles | اوه ، وأعتقد أنك لن تحتاج إلى هذا |
| O halde sanırım ağzına ihtiyacın olmayacak. | Open Subtitles | ثم اعتقد انك لن تحتاج إلى فمك. |
| Buna ihtiyacın olmayacak. | Open Subtitles | لن تحتاج إلى ذلك. |
| Artık buna ihtiyacın olmayacak. | Open Subtitles | لن تحتاج إلى هذا ثانية. |
| Çünkü geldiği zaman evrene karşı olan önemsizliği hatırlamak için dış bir etkene ihtiyacın yok. | Open Subtitles | لأنه عندما يحدث، لن تحتاج إلى أي تذكارات خارجية لعدم أهميتك في الكون |
| Ne, öyleyse hiç şansa ihtiyacın yok, Bunu nasıl oluyor peki? | Open Subtitles | ماذا ؟ إذن أنت لن تحتاج إلى أيّ فرصة كيف يمكنك ذلك ؟ |
| O zaman buna ihtiyacın yok. | Open Subtitles | أعتقد أنك لن تحتاج إلى هذا إذن |
| Belki de ihtiyacınız kalmaz. Ben halledeceğim Jeff. | Open Subtitles | ربما لن تحتاج إلى ذلك "سأتابع الموضوع "جيف |
| Belki de ihtiyacınız kalmaz. Ben halledeceğim Jeff. | Open Subtitles | ربما لن تحتاج إلى ذلك "سأتابع الموضوع "جيف |
| - Hiç ihtiyacım olmaz. | Open Subtitles | - أنا لن تحتاج إلى واحد. |
| Sue Sylvester için üzülmek çok zor onun bir tane daha kupaya ihtiyacı yok ama bu kızlardan bazılarının gerçekten var. | Open Subtitles | (من الصعب ان تشعر بالإستياء على (سلفيستر هي لن تحتاج إلى كأس آخر لكن بعضا من هؤلاء الفتيات يحتاجونه فعلا |
| Çünkü seyahate çıkacağından haberi yoktu ve gideceği yerde çantasına ihtiyacı olmayacaktı. | Open Subtitles | لانها لم تكن تعلم انها ذاهبة فى رحلة وأينما ستذهب لن تحتاج إلى الحقيبة |