| geçmişin yüzünden mutlu bir aile hak etmediğini mi düşünüyorsun? | Open Subtitles | اتعتقد بانك لا تستحق اسرة سعيده بسبب ماضيك ذاك ؟ |
| 50 kağıda seni götten sikebilirim ama geçmişin hakkında soru sorduğumda küplere biniyorsun. | Open Subtitles | اعاشركِ من مؤخرتكِ مقابل خمسين دولاراً لكنكِ تستشيطين غضباً عندما استفسر عن ماضيك |
| Borcunu ve sorunlu geçmişini biliyorum ve yardım etmek için buradayım. | Open Subtitles | وأعلم عن دينك وعن ماضيك مع الفتيات وأنا هنا لتقديم العون |
| Sonunda halka rezil olmak pahasına geçmişini eşeleme olayı yüzünden kötü hissettik. | Open Subtitles | شعرنا بالسوء بسبب التنقيب وراء ماضيك لمجرد أن تكون شيء مذلول علنًا |
| Leo, bu sadece bir gözlem ama geçmişinden bahsetmekten pek hoşlanmıyorsun değil mi? | Open Subtitles | أتعلم " ليو " لقد لاحظت فحسب بأنكِ لا تتحدّث عن ماضيك كثيراً |
| Geçmişinle arandaki duygusal bağ eksikliği... bugün bulunduğun yeri zedeliyor. | Open Subtitles | هذا انفصال عاطفي من ماضيك من نشأتك . هذا مضر |
| O zaman anlayalım -- geçmişiniz gelecekte ne yapabileceğinizi kısıtlar. | TED | لذا، أفهم أن ماضيك يحدد لك ما يمكن فعله في المستقبل. |
| geçmişinde karanlık, romantik bir sır saklıyor olduğunu sanmıştım. | Open Subtitles | إعتقدت بأنك قد تختفي بعض الاسرار الرومانسي المظلمة في ماضيك |
| geçmişin seni takip eder, sen bunu istesen de istemesen de. | Open Subtitles | أنت تحمل ماضيك معك إذا كنت ترغب في ذلك أم لا |
| Anne Simpson, geçmişin hakkında sana bir kaç soru sormak istiyoruz. | Open Subtitles | أيتها الأم، نريد سؤالك عدة أسئلة حول ماضيك |
| Gerçekten, geçmişin ile ilgili konuşmak istemiyorsun, değil mi? | Open Subtitles | انت لا تريد ان تتكلم عن ماضيك ، اليس كذلك ؟ |
| geçmişini, topluluğunu, aileni ve arkadaşlarını gözden çıkart çünkü hiçbiri saf değil. | TED | عن طريق تجاهل ماضيك ومجتمعك وعائلتك وأصدقائك لأنّهم جميعاً غير طاهرين. |
| Senin fikrindi. geçmişini çözmek istiyordun. | Open Subtitles | كان بناءً على فكرتك , أنت من أردت أن تستكشف ماضيك |
| Kendi geçmişini silmenin nasıl bir şey olduğunu düşünebiliyor musun? | Open Subtitles | هل يمكن أن تتخيّل أنكّ ستمحو ماضيك الخاص ؟ |
| Sana geçmişinden sonsuza dek kaçamazsın demiştim. | Open Subtitles | اخبرتك انك لا تستطيع الهروب من ماضيك للابد |
| Belki birgün geçmişinden kurtulacaksın. | Open Subtitles | فلربما يوم ما يكون عليكِ ان تهربين من ماضيك |
| Ah, ama Geçmişinle ilgili önemsiz sorular, baban tarafından cevaplanabilir. | Open Subtitles | لكن الأسئلة عن ماضيك يُمكن أَن يجيب عنها أبّيك. |
| İyi konuşuyorsunuz, Bayım. Ama sizin geçmişiniz de hiç temiz sayılmaz! | Open Subtitles | تتحدث جيداً عن الخير سيدي لكن ماضيك بعيد عن النُبل |
| Dementor'ların seni etkilemesinin en önemli nedeni, geçmişinde çok korkunç şeylerin olması. | Open Subtitles | هم يؤثرون فيك اكثر لان ماضيك مليء بالرعب |
| En kötü günlerimizin geçmişte en iyi günlerimizin gelecekte olması dileğiyle. | Open Subtitles | إنه يعني أفضل يوم في ماضيك سيكون أفضل يوم في مستقبلك |
| Aklıma gelmişken, kendini şanslı sayabilirsin. Herşeye rağmen, bu kadın senin Geçmişinin bir parçası. | Open Subtitles | اعتبر نفسك محظوظاً، فعلى أية حال هى جزء من ماضيك |
| Geçmişindeki herkesi düğünde sana eşlik etsinler diye mi çağırdın? | Open Subtitles | هل كل شخص من ماضيك هنا ليمشي معك إلى الممشى؟ |
| Muhabbet senin Geçmişine geldiğinde o konuyu kapatmalıydım. | Open Subtitles | أرجو أن تكون قد أغلقت تلك المحادثه حتى تصبح من ماضيك |
| Uyuşturucular iyidir demiyorum, ama geçmiş geçmişken ve geleceğin berbatken, geleceğinde tutulmamış sözlerden ve yıkılmış hayallerden başka bir şey yokken. | Open Subtitles | لا أقول أن المخدرات سيئة و لكن عندما يمر ماضيك و يسوء حاضرك و مستقبلك لا يحمل إلا وعوداً مهشمة و أحلاماً ميتة |
| Eğer borçluysan, Geçmişi tamamen affetmemişsindir. O yüzden yapacağımız iş özgür bir yaşam sürmek için kendimizi ve diğerlerini affetmektir. | TED | إذا كان لديك دين، فأنت لم تسامح ماضيك كليًا، إنها مهمتنا لنسامح أنفسنا والآخرين حتى نتمكن من العيش بحرية. |
| Çünkü bazen geçmişinizi aradığınızda, bu geçmişinizin sizinle olduğu anlamına gelmez. | Open Subtitles | فبتركك الماضى ورائك لا يعنى انك تخلصت من ماضيك أو أن ماضيك لن يلاحقك |
| Sanırım Geçmişten kaçmanın bir yolu yok. | Open Subtitles | لذا أعتقد حقاً أنه لا يمكنك الهرب من ماضيك . |
| Ben geçmişinize dair bir şey söylüyorum ve bilemediysem ben içiyorum. | Open Subtitles | أنا أدلي ببيان حول ماضيك إذا كنت مخطئا، أشرب |