| - Gümüş dolar olmaz. krep, gümüş dolar ve beyaz ekmek kalsın. | Open Subtitles | بدون فطائر محلاة أو فطائر صغيرة أو خبز جاودار، سآخذ الخبز الأسمر |
| Bir tıraşa, bir krep yeme hakkın var. | Open Subtitles | من المفترض ان تحصل على فطائر محلاة من اجل الحلاقة |
| Dostum, o kız polislere donut dükkanından daha çok hizmet vermiştir. | Open Subtitles | هذه الفتاة قد أعطت للشرطيين أكثر مما يعطيه محل كعكة محلاة. |
| Bir kahve alın ya da donut görebiliyorsanız bölüşebilirsiniz. | Open Subtitles | إحتسوا قهوة أو فطائر محلاة يمكنكم تناول واحدة |
| Aslına bakarsan,tatlandırıcılı. | Open Subtitles | في الواقع، إنها محلاة بعصير الفواكه |
| Bir oğlan doğurdu. Oğlan bir parça Çörek istedi çünkü çok açtı. | TED | كان لهاته الفتاة ابن تمنى قطعة من كعكة محلاة لأنه كان في غاية الجوع. |
| Ama bir tane yemezsin ki. Her sabah 5 krep. | Open Subtitles | لكن ليست لديك وحده , انت تاكل خمسة فطائر محلاة في النهار |
| Neden gümüş çekmecesinde krep var? | Open Subtitles | لم هناك كعكة محلاة في درج الأواني الفضية؟ |
| Peki muzlu krep istediğimi kim biliyordu? | Open Subtitles | حسنا اذن من كان يعرف أنني أريد فطائر محلاة بالموز؟ |
| Yaban mersinli krep ve yumurtalı pastırma yaptım. | Open Subtitles | لقد أعددت فطائر محلاة مع البيض واللحم المقدد |
| Hindistan cevizi ve şurupla soslanan kızartılmış bir çeşit donut. | Open Subtitles | كعكة محلاة مع شراب الورد وجوز الهند |
| Tamam, önce birkaç donut lazım bana. | Open Subtitles | أجل، سأحتاج إلى كعكات محلاة من أجل هذا. |
| Tamam, önce birkaç donut lazım bana. | Open Subtitles | أجل، سأحتاج إلى كعكات محلاة من أجل هذا. |
| Dışarıda donut arabası var. | Open Subtitles | هناك شاحنة فطائر محلاة في الخارج. |
| Kahvemi sütlü ve tatlandırıcılı içerim. | Open Subtitles | أنا أشرب قهوة محلاة مع الحليب |
| Kiliselerde hoş erkekler ve arasırada tatlı Çörek var. | Open Subtitles | يوجد رجال لطيفون بالكنائس وأحياناً فطائر محلاة |