| Çok yazık olur. Onu biraz solgun gördüm. Bunun için erkenden yatmasını söyledim. | Open Subtitles | ذلك سَيَكُونُ شيء مخزي بالحقيقة أعتقد انها متحضرة |
| Ne yazık ki birçok insan ölmek zorunda. | Open Subtitles | إنه فقط لأمر مخزي أن الكثير من الناس يجب أن يموتو. |
| Peki o zaman yazık oldu çünkü sıcak bir duş şu anda kulağa gerçekten güzel geliyor. | Open Subtitles | حسنا هذا مخزي لانه حمام ساخن يبدو جميل حقا بهذا الوقت |
| Cinsel hayatımın bütün temeli bu utanç ve osurukla boşalmak oldu. | Open Subtitles | وكان ذلك اساس حياتي الجنسية بالكامل كان مخزي فحسب قذف وغازات |
| Terapistlerin seni dürtmesinin nasıl utanç verici olduğunu bilir misin? | Open Subtitles | أتعرف كم هو مخزي التعرض للجس والوخز من المعالجين |
| Biliyorsun, bu ayıp. Bu şehrin hoş bir bölümüydü. | Open Subtitles | أتعرفي , هذا شئ مخزي كان هذا جزء لطيف جداً من المدينة |
| Geçen sene tanışamamış olmamız çok yazık. | Open Subtitles | إنه لأمر مخزي أننا لم نتمكن من مقابلة بعضنا السنة الماضية |
| İnsanlar çok acınası varlıklar, çok yazık. | Open Subtitles | مثيرون جداً للشفقه انه لشيئ مخزي |
| Çok yazık. | Open Subtitles | إن ذلك مخزي أليس كذلك ؟ ماذا ؟ |
| Tauri'ye diz çöktüreceğimi göremeden ölecek olman çok yazık. | Open Subtitles | إنه لأمرٌ مخزي أنك لن تعيش لتراني أجلب التارؤاي" الى حافة الانهيار" |
| Ne yazık, hâlbuki bunu sen tetikledin. | Open Subtitles | هذا مخزي إذ أنّكِ مَن أثار ذلك |
| Ne yazık. Ondan harika bir şövalye olurdu. | Open Subtitles | إنه مخزي,يستحق أن يكون فارساً عظيما |
| Dün akşam 5 milyon dolar kazanmış gibi paranı oraya buraya savurma, bu utanç verici. | Open Subtitles | تشوي ربحت 5 الآف ليلة أمس. لذا توقف عن سرقة الأشياء الرخيصة وكلّ شيء تضع يدك عليه، هذا أمر مخزي. |
| Dün akşam 5 milyon dolar kazanmış gibi paranı oraya buraya savurma, bu utanç verici. | Open Subtitles | تشوي ربحت 5 الآف ليلة أمس. لذا توقف عن سرقة الأشياء الرخيصة وكلّ شيء تضع يدك عليه، هذا أمر مخزي. |
| Kızın senin arkandan gülmesi utanç verici. | Open Subtitles | إنه لأمر مخزي أنها كانت تضحك عليك من وراء ظهرك |
| - Madem utanç verici, o zaman onunla yatmayı bırakmalısın. | Open Subtitles | انا على علاقه مع شخص ما ولكن لا استطيع القو من يكون لان.. انه مخزي |
| utanç yürüyüşünden kaçınmak için dikkatlice zamanlanmış bir rotam var. | Open Subtitles | لدي مسار مجدول بعناية لتجنب الوقع بوضع مخزي |
| Bu adamı, etrafta bavul gibi gezdirmemiz ayıp aslında. | Open Subtitles | أتدري, إنهُ لأمرٌ مخزي أن نسحب جثة هذا الرجل في الأنحاء |
| Tuşe... | Open Subtitles | مخزي. |
| Yaptıklarını geçtim, sorunum ne kadar içtiğinle. rezil herifin tekisin, biliyorsun değil mi? | Open Subtitles | إنه ليس بما فعلت، إنه ما مقدار ما شربت أنت مخزي هل تعرف هذا؟ |
| Şuna bak, evinin her yanına iyice yayıyor. Rezalet. | Open Subtitles | انظر إليه ينشر الريح في منزلك هذا مخزي |
| Sıradan bir suçlu olmam düşüncesi Rezillik, ve neredeyse 30 yıldan beri yaptığım güzel şeyler unutuldu. | Open Subtitles | أمر مخزي أن يُنظر إليَّ كمجرم وتُنسى كل الأفعال الصالحة التي فعلتها على مدار ثلاثين عام |
| İkincisi, eşcinsel olmakta utanılacak bir şey yok. Hiçbir şey yok. | Open Subtitles | وثانياً , يجب أن تعرف بأنه لا يوجد شيء مخزي بشأن كونك شاذاً , لا شيء |