| Kırık bir şeyi tekrar bütün hale getirebilecek büyülü kum. | Open Subtitles | رملٌ مسحور يستطيع أنْ يجعل الشيء المكسور يبدو كاملاً مجدّداً |
| Sırlarla dolu ve karanlıkta isimsiz tehlikelerin kol gezdiği tam anlamıyla büyülü bir yere. | Open Subtitles | مكان مسحور بكل ما تعنيه الكلمة مليء بالألغاز و الأخطار التي لا يمكن وصفها تطوف خلسة في الظلام |
| Uygun şekilde birleştirildiğinde, bu çan, Mistik, büyülenmiş süper bir çan gibi oluyor. | Open Subtitles | وحين يتجمعون معًا يغدو هذا الجرس جرس روحاني خارق مسحور. |
| Tahmin ettiğim gibi, büyülenmiş. | Open Subtitles | إنه غالباً كما اعتقد إنه مسحور |
| Seni etkisi altına aldı. Sana büyü yaptı. | Open Subtitles | لقد ألقت عليك بتعويذاتها , إنك مسحور. |
| Sizlere hemen kalpten bir mesaj iletmeye ve sihirli ormanı nükleer bir imhadan kurtarmaya çalışıyorum. | Open Subtitles | مجرد مرور رسائل قلب ذهابا وإيابا ومحاولة إنقاذ الغابات مسحور من الإبادة التامة النووي. |
| Büyülüler'in gücü üçlünün gücünde yatar. | Open Subtitles | قوة من تلك مسحور يكمن في قوة الثلاث. |
| Hayır, demek istediğim gerçekten büyülendi. Sihirle, aşk iksirleriyle. | Open Subtitles | لا، أعني حرفيا مسحور بالسحر ، والجرعات ، وعصير الحب |
| İncil'de ve Yahudilerin kitabı Talmud'da cansız maddeden canlı bir büyülü oluşumdan iki kitapta da bahsedilmiştir. | Open Subtitles | هذا مذكور في كلِ من الإنجيل والتلمود اليهودي... عن كائن مسحور دبت فيه الحياة مصنوع من جماد. |
| Eliot bunun büyülü olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | يقول إليوت انه مسحور مثل الهراء |
| Hatırlıyorum. Bu büyülü. | Open Subtitles | لا, اتذكر , انه مسحور |
| Burası büyülü. | Open Subtitles | هذا البيت مسحور. |
| Becky'nin vajinası büyülü, ve o mükemmel insanı yakaladı. | Open Subtitles | مهبل (فيكي) مسحور و تستخدمه لخطف الأنسان المثالي |
| Sanki büyülü. | Open Subtitles | قال انه مسحور أو شيء من هذا؟ |
| ...her zaman büyülenmiş bir şekilde güneşin batışını izlerim. | Open Subtitles | أكون دائما مسحور بمنظر الغروب |
| -Ben şu anda Paris'in kararlarıyla büyülenmiş durumdayım. -Ama moda konusunda Paris karar veriyor olamaz. | Open Subtitles | حسنًا، في هذه اللحظة علي القول أنني مسحور بــ"حكم (باريس)" |
| Uhter büyülenmiş olmalı. Tek açıklaması bu. | Open Subtitles | أوثر) لابد ان يكون مسحور) هذا هو التفسير الوحيد |
| Bu Ebola büyü oluşturmak için bir silahı mı? | Open Subtitles | أهذا الـ"إيبيولا" سلاح مسحور ؟ |
| - Burası sihirli bir ev. - Frankie sihre inanırdı. | Open Subtitles | إنه بيت مسحور فرانكي يؤمن بالسحر |
| - Biz Büyülüler'iz. | Open Subtitles | - نحن من مسحور. |
| Kurt adam gücünün tüm kontrolünü, sana bırakmak üzere büyülendi. | Open Subtitles | إنه مسحور لعيطيك التحكّم الكامل في طبيعتك كمذؤوبة |
| Hayır, ona geleceğim, fakat para beni hayran bıraktı. Sen ne dersin? | Open Subtitles | سأصل له لكني مسحور بمسألة المال وأنت ؟ |
| İblisin yok edilmesini istedin, geri çekilmeli ve Seçilmiş Cadılar'ın bunu halletmesine izin vermelisin. | Open Subtitles | تريد شيطان مهزوم، يجب عليك الوقوف مرة أخرى والسماح والآحاد مسحور التعامل معها. |
| Göz aliyor, eminim. | Open Subtitles | مسحور, متأكدة من ذلك |
| Yang Seung Gil, rüşvet verdiği Hanyang memuru Jo Bong Hak'a bir mesaj gönderip Valinin aşağılık bir denizkızı tarafından büyülendiğini, halkı endişelendirdiğini ve kendisini cinayetle itham ettiğinizi iddia etmiş. | Open Subtitles | يانغ سيونغ غيل أرسل رسالة إلى مقر هيانغ الرئيسي والذي قد كان يُرسل له الرشاوي مٌدعياً أن حاكم بلدة هيونغبوك مسحور من قِبل حورية بحر شريّرة ويُقلق العامة و أنكَ لفّقت َ له تهمة القتل |