| Kendimi gizlemek zorunda kaldım. Refakatsiz saraydan ayrılma iznim yok. | Open Subtitles | اضطررت إلى التنكر، فليس مسموحاً لي مغادرة القصر دون حراسة |
| Seni eğitmeye iznim yok bu yüzden beni izlemeni ve dikkat etmeni istiyorum. | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي بتدريبك. لذا أريدك أن تراقبني. و تكون متفتح الذهن. |
| Daha önce bindiğimden değil. İznim yok. | Open Subtitles | لم يسبق لي أن ركبتها أبداً وليس مسموحاً لي بهذا |
| Artık insanlarla konuşmam da mı yasak? Elbette değil, hayatım. | Open Subtitles | اذا لم يعد مسموحاً لي بالتكلم مع الناس بعد الآن |
| Bu bilgiyi vermeye yetkili değilim. | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي افشاء تلك المعلومات. |
| Şey gibi... Biliyorsunuz, şoförü içen bir arabaya binmeme izin verilmiyor. | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي بالركوب في سيارة مع سائق |
| Buraya neden silah sokma iznim olmadığını şimdi anlıyorum. | Open Subtitles | الآن أعرف لمَ ليس مسموحاً لي إدخال مسدّسي إلى هنا |
| Kralın yakın arkadaşı olarak, listeyi görmeye iznim vardı. | Open Subtitles | وكصديق مقرب الى الملك كان مسموحاً لي أن أرى هذه القائمة |
| Söylediğim gibi, durma iznim yok. | Open Subtitles | لقد أخبرتك بالفعل ، ليس مسموحاً لي بالتوقف |
| Bu bagetleri kullanmaya iznim yoktu. | TED | لم يكن مسموحاً لي بأخذ تلك العصى. |
| Acil bir durum olmadıkça durma iznim yok. Yerine otur, Cocoon 2'yi izle ve kapa çeneni. | Open Subtitles | ما لم يكن هناك طواريء ، ليس مسموحاً لي بالتوقف، لذا إجلس، شاهد"كوكون2" وإصمت |
| Perde kullanmaya iznim bile yok. | Open Subtitles | ليس حتى مسموحاً لي بأن أضع ستائر |
| Yatağını ayırmama iznim yok. | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي أن أحجز لك سرير |
| - İşe gitmeye iznim yok mu? | Open Subtitles | أليس مسموحاً لي أن أذهب من وإلى عملي؟ |
| Bu bilgiyi verme iznim yok. | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي لأعطي أية تفاصيل عن ذلك |
| Bir kahve içmeye bile iznim yok mu? | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي بتناول القهوة؟ |
| Annem evde yokken eve erkek almam yasak! - Ne zamandan beri? | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي باستقبال اصدقائي منذ متى؟ |
| Ama ben Kanada'da olamam. Amerika'dan ayrılmam yasak. | Open Subtitles | لكن لايمكن أن أكون في كندا ليس مسموحاً لي بترك الولايات المتحدة |
| Bu bilgiyi vermeye yetkili değilim. | Open Subtitles | ليس مسموحاً لي افشاء تلك المعلومات. |
| Bölgeye girmeme izin verilmiyor. | Open Subtitles | . ليس مسموحاً لي العودة إلى المحميّة |
| (Gülüşmeler) Sınıfta; siyaset yapmama veya küfürlü sözler kullanmama izin verilmiyor veya din hakkında konuşmama da yani kesinlikle şunu söyleyemem: "Zuckerberg, Putin'in fahişesi oldu." | TED | (ضحك) ليس مسموحاً لي أن أكون سياسياً أو أن أسب، أو أن أتحدث عن الدين في الصف، لذا لا يمكنني القول، "لقد أصبح (زوكربرج) ساقطة (بوتن)." |