| Ve sen de onun, kız arkadaşıyla seks yapabilmek için dini inançlarını bir kenara bırakmasını isteyen okul arkadaşısın. | Open Subtitles | وأنت رجل الأخوية الذي طْلبُ مِنْه ودَفْعه لتعليق معتقداته الدينية بـ الجانب لكي تستطيع أَنْ تمارسْ الفاحشة مَع صديقتِكَ. |
| Halk arasında dini inançlarını açıklamamaya özen gösterdi. | Open Subtitles | كان حريصا على ألا يُستدرج إلى الحديث جهارا عن معتقداته الدينية، |
| Profesör Porter, Profesör Gellar ile aynı dinî inancı paylaşıyor musunuz yahut paylaşıyor muydunuz? | Open Subtitles | بروفسور بورتر هل سبق لك , هل انتي تشاركين البروفسور جيلر معتقداته وآرآئه |
| Bazılarınızın inançlarıyla Emily'nin veya sanığın inançları bağdaşmıyor olabilir. | Open Subtitles | بعضكم قد يجد نفسه غير قادراً على التوفيق بين معتقدات إيميلي روز أو معتقدات المتهم مع معتقداته الخاصة |
| Eminim Adam'ın açıklaması Latnok'un onurlu amaçlarına olan inancını da içeriyordur. | Open Subtitles | و أنا متأكدة من تفسيرات أدم تدعم دائما معتقداته نوايا النبلاء في لاتنوك |
| Bir süper kahraman, inandığı şey uğruna ölmeye hazır olmalıdır. | Open Subtitles | البطل الخارق يجب أن يكون مستعدًا للموت في سبيل معتقداته. |
| Egosu inançlarından daha güçlü ve daha tehlikeli.... ...ve zayıf noktası da bu. | Open Subtitles | غروره أكثر قوة وأكثر خطورة من معتقداته. وهذا هو موطن ضعفه. |
| Kendi dini inançlarına uygun biçimde. | Open Subtitles | بأسلوب يتناسب مع معتقداته الدينية |
| Böylesine yüksek prensiplere sahip kimseler inançlarını korumaktansa ölmeyi tercih eder. | Open Subtitles | أولئك متمسكين بالمبدا يفضل أن يموت لحماية معتقداته |
| Peki ya adayımız dini inançlarını adaylığının bir parçası haline getirirse? | Open Subtitles | و لكن ماذا إن قام أحد المرشحين بجعل معتقداته الدينية جزء من خطته للترشح؟ |
| İnançlarını seni sevdiği için sorgulamasından dolayı mı? | Open Subtitles | بأن والدكِ كان يتساءل عن معتقداته الأساسية |
| Bu saldırı benim müşterimin sakalını, yani dini inançlarını hedef aldığı için... | Open Subtitles | بما أن هذا الهجوم استهدف شعر الوجه الخاص بموكلي و بالتالي معتقداته الدينيه... |
| - Saçmalıyor ama. - Hepimizin olduğu gibi onun da bir inancı var tatlım. | Open Subtitles | لديه معتقداته الخاصة يا عزيزي كما لكل منا معتقداته |
| Kimi zaman insanın ruhu daralır, inancı sarsılır ve geriye sadece şüphe kalır. | Open Subtitles | أحياناًروحالإنسانتُثيرالريبة، و تهتز معتقداته ، و ما يساوره فقط هو الشك |
| Ama size söz veriyorum, ben hükmettiğim sürece Languedoc'taki hiçbir insan dinî inançları uğruna suçlanmayacak! | Open Subtitles | لكنني أعدكم بهذا, طالما أنني حاكم لا شخص في الأرض سوف يهان بسبب معتقداته |
| Birlik düello gibi önemli olayları inançları gereği kutsal alanlarda yürütür. | Open Subtitles | الاتحاد يقيم أمورًا بأهميّة النزالات في بقاع مقدّسة وفق معتقداته. |
| Varlığınız Tanrı ve bilime olan inancını sarsmaya yetti. | Open Subtitles | وجودكما على هذه الأرض تحدى معتقداته بالله والعلم |
| Size saygım sonsuz ancak, tanrıya olan inancını terk etmiş birini asla ciddiye alamam. | Open Subtitles | مع كل الاحترام ، لا يمكننى أن افعل هذا للذي تخلى عن معتقداته في الالوهية. |
| Özgüven sahibi bir çocuk inandığı şey için mücadele edecektir. | TED | والطفل الواثق من نفسه يدافع عن معتقداته. |
| Uzun zamandır inandığı düşünceleri zamanının en doğru gözlemleriyle uyuşmadığında, bu beğenmediği yeni fikri kabul edebilmişti. | Open Subtitles | عندما وجد كيبلر أن معتقداته القديمة لا تتفق مع ملاحظاته وحساباته الدقيقة اختار الحقائق الغير مريحة له |
| Egosu inançlarından daha güçlü, daha tehlikeli. | Open Subtitles | غروره أكثر قوة وأكثر خطورة من معتقداته. |
| Ve inançlarından vazgeçmeyi reddettiği için aylarca hapsetmişler Dirk'ü ta ki, soğuk, tatsız bir gecede, bir fırsatını bulup kaçana dek. | Open Subtitles | الآن. (ديرك) رفض التخلي عن معتقداته... لذا لقد حبسوه لشهور طويلة, جداً... |
| İnançlarına karşı çıkaramam o yüzden de ona göstermemiz gerekiyor. | Open Subtitles | لا أستطيعُ أن أجعله يعدل عن معتقداته. |