| Ulusal Taşımacılık Güvenlik Kurulu ekibi, toksikoloji raporu için tüm uçuş ekibinden kan, saç ve deri örnekleri de toplar. | Open Subtitles | فريق الهيئة أيضا يجمع دم و شعر و عينات جلد من كافة طاقم الطيران و يقوم بعمل تحليل السميات حسنا |
| Ama insanların senin için yazdığı tüm beyanların kopyaları var. | Open Subtitles | ولكن لدي نسخ من كافة الإفادات التي كتبها الناس لك |
| Kuyruklu yıldızı tüm açılardan görmüş olduk, ve bütün cismin haritasını çıkarmak için bu tekniği kullandık. | TED | عندها، تمكنّا من تكوين صورة كاملة للمذنب من كافة جوانبه. واستخدمنا هذه الطريقة لرسم خريطة متكاملة للمذنب. |
| Aynı zamanda, şehrin itibarini yükselten, tüm İslam aleminden bilginleri ve öğrencileri çeken büyük bir üniversite inşa ettirmiştir. | TED | كما أسس جامعة كبرى، التي عززت من سمعة المدينة وجذبت إليها العلماء والتلاميذ من كافة أنحاء العالم الإسلامي. |
| Bu iki şişe kan ile DNA'dan tüm kanser belirtilerini karşılaştırabiliyoruz ve umuyorum ki bu kanserleri aylar önce hatta yıllar önce tespit edebiliyoruz. | TED | ومنهما سنقدر على مقارنة الحمض النووي من كافة العلامات المعروفة للسرطان، ونأمل بعد ذلك أن نكشف وجود أمراض السرطان بأشهر أو حتى سنوات أبكر. |
| Eh, 12 Aralık'ta, Quanta denilen bir şirket yapmayı kabul etti, ve onların gezegendeki tüm dizüstülerin üçte birini falan yaptıkları düşünülürse, bu soru yok oldu. | TED | حسنًا، في الثاني عشر من ديسمبر، وافقت شركة تسمى كوانتا على بنائه، وحيث أنهم يصنعون الثلث من كافة الحواسيب المحمولة على الكوكب اليوم، اختفى ذلك السؤال. |
| Firefox tüm niyet ve amaçlar için; | Open Subtitles | إن الفايرفوكس من كافة الجهات والنواحى غير مرئية |
| FBI ve narkotik şubesi hakkımdaki tüm suçlamaları düşürmüş. | Open Subtitles | برّئني المكتب ومكافحة المخدرات من كافة التهم الاجرامية. |
| tüm ülkelerin askeri ataşeleri geliyor. | Open Subtitles | قادة ومستشارين عسكريين من كافة أنحاء العالم |
| Bu kalıntıları tüm dünyadan topluyoruz. | Open Subtitles | عندنا المصنوعات اليدوية تجيء فيها من كافة أنحاء العالم |
| Proje rafa kaldırıldığında tüm prototipler ıskartaya ayrıldı. | Open Subtitles | تمّ التخلص من كافة النماذج عندما إنتهى من بناء المشروع |
| tüm farklı ülkelerdeki,tüm farklı disiplinlerdeki, bilim adamları arasında... böyle bir fikir birliği olması muazzam bir komplo teorisi olmazmıydı. | Open Subtitles | على رأى واحد فى هذه المسألة لابد أن تكون هناك مؤامرة ضخمة يدبرّها علماء من كافة التخصصات فى مختلف دول العالم |
| Ona karşı olan tüm suçlamaları düşüreceksin. | Open Subtitles | أن يتم إعفاؤوه من كافة التهم الموجهة إليه |
| Civardaki tüm depoları ve ücra yerleri kontrol etmeliyiz. tüm adamlarına ihtiyacım var. | Open Subtitles | ينبغي علينا التحقق من كافة مرافق التخزين والبؤر الاستيطانيّة القريبة |
| Eminim ki diğer tüm bebek meleklerle birlikte cennettedir. | Open Subtitles | أنا متأكد من أنها في الجنة مع غيرها من كافة الأطفال الملائكة الصغار |
| Ödeme yapan izleyicilere, dövüşü tüm dünyadan izleyebilmeleri ve bahis yatırabilmeleri için bir internet şifresi veriyor. | Open Subtitles | هو يعطي للمتابعين ممن يدفعوا كلمة مرور لموقع الكتروني، أناس من كافة أرجاء العالم يستطيعوا المتابعة والمراهنة. |
| Güneş sistemindeki tüm gezegenlerin toplamından 2,5 kat daha büyüktür. | Open Subtitles | أنه أضخم مرتين ونصف من كافة الكواكب الأخرى في النظام الشمسي مجتمعة |
| Bu tüm evrendeki yıIdız sayısından bile daha fazla. | Open Subtitles | وهذا أكثر من كافة عدد النجوم في الكون بأكمله |
| Haritaya baksana. Farklı yönlerden gelen tüm raylar aynı yere gidiyor. Çok uzak. | Open Subtitles | انظرا لهذه الخريطة، كل مسارات القطار من كافة الأماكن تقود للمكان عينه |
| Şehirdeki tüm eczanelerden hap aldı ve onun lisansı askıya alındı. | Open Subtitles | أخذت الحبوب و الأدوية من كافة صيدليّات المدينة و تسبّبت بتوقيف ترخيصه |