| Kendi kendime söz vermiştim, sen ayrıIıncaya kadar Bunun olmasına izin vermeyecektim. | Open Subtitles | وعدت نفسي أن لا أترك هذا يحدث حتى لو كنتِ تعيش لوحدكِ |
| Bugün doğsaydı onun için sorun olurdu ama Bunun olmasına izin vermeyeceğiz. | Open Subtitles | لو كانت الولادة اليوم، لكنّا في مشكلة لكنّنا لن ندع هذا يحدث |
| "Bunun olmasına izin vermeyeceğim" derken neyi kastediyordun peki? | Open Subtitles | أريد أن أعرف ما تعني بقولك أنك لن تدع هذا يحدث. ماذا عنيت بذلك؟ |
| Cleveland'a söylemiştim. Hep böyle oluyor! Söz vermişlerdi. | Open Subtitles | قلت لكليفلاند, هذا يحدث كل مرة و قد وعدوني |
| L Bu oluyor inanamıyorum. Seni tekrar bunu yapamaz. | Open Subtitles | لا أصدق أن هذا يحدث لا يمكنني أن أفعل ذلك مجدداً |
| Olur böyle şeyler. Arka koltukta gördüğü radyodur. | Open Subtitles | هذا يحدث ، لابد انه رأى الراديو في المقعد الخلفي |
| Bir şeyi yok. Bir araya geldiğimizde hep böyle olur. | Open Subtitles | إنّه على مايرام ، هذا يحدث دائماً عندما نكون معاً |
| İkinizi de tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum ama Buna izin veremem. | Open Subtitles | أحببت كلاكما كثيراً أكثر مما تتصور لكن لا يمكنني ترك هذا يحدث |
| Bunun olmasına izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | ثم لن نترك الفرصة للقيام بهذا أنا لن أدع هذا يحدث |
| Asla yapmaz. Ayrıca, Tanrı Bunun olmasına izin vermez. | Open Subtitles | ابدا لن تكون خارجا انها بجوار الرب والرب لا يترك هذا يحدث |
| Ve bu yüzden mahkûm edilmeyecek, Kyle. Bunun olmasına izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | "وهو لن يدان لهذا يا " كايل لن اترك هذا يحدث |
| Ve bu yüzden mahkûm edilmeyecek, Kyle. Bunun olmasına izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | "وهو لن يدان لهذا يا " كايل لن اترك هذا يحدث |
| Kesinlikle burada oturup Bunun olmasına izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | حسناً , تعلمين أنى لن أجلس هنا و أترك هذا يحدث |
| Bunun olmasına izin veremem. Kızı bırak. Aradığın kişi benim. | Open Subtitles | أنا لا أستطيع ترك هذا يحدث إترك البنت ، أَنا من تريده |
| Bunun olmasına izin veremeyiz değil mi? | Open Subtitles | نحن لا نستطيع ان ندع هذا يحدث اليس كذلك ؟ |
| - ve bu yüzden senide kaybediceğim ama Bunun olmasına izin vermiyeceğim. | Open Subtitles | وبسبب هذا، كدت أن أفقدك وأنا لن أدع هذا يحدث، لن أدع هذا يحدث |
| Hep böyle oluyor ama. En son ben öğreniyorum. | Open Subtitles | هذا يحدث دائما أَنا دائماً الأخيرة لمعْرِفة كُلّ شيءِ |
| Ben Bu oluyor inanamıyorum. | Open Subtitles | . لا أستطيع أن أصدق أن هذا يحدث |
| Bitti. Olur böyle şeyler. Kımılda, böcek kapan. | Open Subtitles | نفد منا اللحم هذا يحدث, تحرك يا صائد الذباب هناك رجال جوعى ورائك |
| Alman arabalarında böyle olur. Hemen dönerim. | Open Subtitles | هذا يحدث مع السيارات الألمانية سأعود في الحال |
| Benim dünyamın da patlamasından söz ediyor. Buna izin veremem. | Open Subtitles | انه يتحدث عن تدمير كوكبي أيضاً، لن أدع هذا يحدث |
| O halde şimdi benimle gel, ve beraberce bunu başaralım. | Open Subtitles | اذاً، تعالى معي الآن و يمكننا أن نجعل هذا يحدث |
| Yapma. Hep oluyor bu. Sadece içki içiyor, karbonhidrat açığı oluyor. | Open Subtitles | هذا يحدث دائماً، هناك الويسكي ولا يوجد بجانبه شيء |
| Sık sık olur bu. On seferin dokuzunda sorun çıkmaz. | Open Subtitles | هذا يحدث كثيرا ، تسع مرات من عشر لاتوجد مشكلة |
| Benimle ilgili özel bir şeyin bunun olmasını sağladığını düşündüm. | Open Subtitles | اعتقدت أنه هناك شيء خاص بي الذي جعل هذا يحدث |
| İlk giyişte öyle olur, sonra rahatlar. | Open Subtitles | هذا يحدث في البداية دائما، تعرفين أنه سيغدو مريحا في ما بعد |