| Bir tür sarsıntı oldu. Sanki bir enerji dalgalanması gibi. | Open Subtitles | كان هناك هزّة نوعًا ما وكأنها ارتفاع بالطاقة |
| İçine girdiğimiz her sarsıntı veya... türbulans, yani, sanki, | Open Subtitles | ..كلّ هزّة صغيرة و كلّ هوّة. أعني، مثل |
| sarsıntı geçirdi. | Open Subtitles | عندها هزّة فقط. |
| Seni son gördüğümde baygındın, beyin sarsıntısı ve kolunda şarapnel yarasıyla evine dönüyordun. | Open Subtitles | آخر مَرّة رَأيتُك، أنت كُنْتَ فاقد الوعي، على بيتِ طريقِكَ، مَع a هزّة وa شضيَّة تَجْرحُ في ذراعِكِ. |
| Anlaşılan ufak bir beyin sarsıntısı geçirmişim. | Open Subtitles | يَظْهرُ عِنْدي فقط a هزّة معتدلة. |
| Fazla antremandan galiba. Eskiden pisliğin tekiydim. | Open Subtitles | أنا كُنْتُ نوعَ هزّة. |
| En kötüsü dalavereci öküzün teki olman değil, beni de öyle sanman. | Open Subtitles | تَعْرفُ، أسوأ جزء أولِ لَيسَ بأنّك a هزّة مناورة، هو بأنّك تَعتقدُ أَنا مثلك! |
| Sonra büyük bir sarsıntı oldu ve daha da şiddetlendi. | Open Subtitles | ثمّ هزّة كبيرة لم تتوقّف. |
| Küçük bir sarsıntı yaşadın, ama yaşayacaksın. | Open Subtitles | عندك هزّة طفيفة، لكنّك ستبقى. |
| Jeofonlar sarsıntı uyarısı veriyor. | Open Subtitles | الجيوفون سجل هزّة للتو |
| - Sadece bir sarsıntı. | Open Subtitles | -مجرّد هزّة أرضيّة |
| Başkomiser, kadında beyin sarsıntısı var. | Open Subtitles | القائد، عِنْدَها a هزّة. |
| Umarım bana pisliğin teki çıkar. | Open Subtitles | أَتمنّى بأنّني أُصبحُ a هزّة. |
| Güzeel, pisliğin tekisin. | Open Subtitles | الشيء الجيد! أنت a هزّة. |
| pisliğin teki. | Open Subtitles | هو a هزّة. |
| Hıyarın teki olduğu için onu ihmal ettim. | Open Subtitles | أهملتُه cos هو كَانَ a هزّة وأنا مُجَرَّد |