| Herkes için burada olman gerektiğini düşünüyorsun ama öyle değil. | Open Subtitles | وأنّك يتحتّم أن تظلّي هنا لأجل الجميع، لكن لا تفعلي. |
| Neler oluyor? Tatlım, polis bizi güvende tutmak için burada. | Open Subtitles | عزيزتي , الشرطة هنا لأجل سلامتنا هذا كل مافي الأمر |
| Dünyadaki herkes öyle. Ben para için buradayım, tamam mı? | Open Subtitles | وكذلك العالم أنا هنا لأجل النقود، حسناً؟ |
| Bana bir sürü şey söylendi. Benim olan için buradayım. | Open Subtitles | أنا أخبرتك بعدد كبير من الأشياء أنا هنا لأجل ما أريده |
| Ben Sturdy Wings'den Danny. Augie için geldim. | Open Subtitles | أنا داني من ستاردي وينغز ,أنا هنا لأجل اوغي |
| Adamım, bir vampir için buradayız sanıyordum, zombiler için değil. | Open Subtitles | لقد ظننت باننا هنا لأجل مصاص دماء .. وليس زومبي |
| Sonra da Greek'teki gösteri için buraya getir onu. | Open Subtitles | ثم عُد به إلى هنا لأجل العرض على المسرح اليوناني. |
| Demek oluyor ki daha genç ve daha hızlı ölen biri için buradasın. | Open Subtitles | خلال الأيام القليلة القادمة مما يعني أنّك هنا لأجل من هو أصغر، ويموت أسرع |
| Bir devrin kapanışı kutlaması için burada olman bile yeter. | Open Subtitles | حقيقة أنك هنا لأجل الاحتفال بإنتهاء عصر ذلك يكفي |
| OLAY ANI ...ve SG-1 13:00 toplantısı için burada. | Open Subtitles | و فريق اس جي 1 هنا لأجل أجتماع الساعة الواحده |
| Kaçırdığı onca küçük ölümden sonra büyük olan için burada olmalı. | Open Subtitles | بعد تفويته لاحتمالات موتها الصغيرة المتعددة، عليه أن يكون هنا لأجل الاحتمال الأكبر |
| Gelebildiğine çok sevindim, çünkü ben senin... senin bunun için burada olmanı çok istiyordum. | Open Subtitles | أنا سعيد للغاية أنك أتيتِ لأنني حقا أريدك أريدك أن تكوني هنا لأجل هذا |
| Ben sadece onun için buradayım ve bence, siz buradan güzelce çekip gidebilirsiniz. | Open Subtitles | أنا هنا لأجل هذا فحسب. في رأيي، يمكنكم أن تبتعدوا يارفاق بلطفٍ إلا إن أردتم مواصلة مداعبتنا. |
| Sizin profesyonel fikriniz için buradayım, - Yoksa | Open Subtitles | ..أنا هنا لأجل رأيك المهني , ليس لأجل |
| Dinlemenizi rica etmek için buradayım. | Open Subtitles | أنا هنا لأجل أن أطلب منكم الإصغاء |
| Aslında ben, reçel için geldim. Korkarım ona el koymak zorundayım. | Open Subtitles | الحقيقه أنا هنا لأجل المربى أخشى أنه عليّ مصادرتها |
| Ben buraya toplantıya katılmak için değil kızları muayene etmek için geldim. | Open Subtitles | لست هنا لأجل اجتماعٍ بقاعة . المدينة، أنا هنا لأفحص الفتيات |
| Güvenlik ve İHA bakımı için buradayız. | Open Subtitles | نحن هنا لأجل حماية وصيانة طائرات بدون طيار |
| Bree Van de Kamp'a karşı insanlar hususunda, ifadeleri almak için buradayız. | Open Subtitles | في قضية الإدعاء العام ضد بري فان دي كامب نحن هنا لأجل البيانات الافتتاحية |
| Ailedeki diğer herkesi fotoğraf için buraya alabilir miyim? | Open Subtitles | والأن هل يمكن لقية العائلة الإنضمام هنا لأجل الصورة |
| Duke için buradasın ve onun New York'ta olduğunu düşünüyorsun. Biz de senin haklı olduğunu düşünüyoruz. | Open Subtitles | "انت هنا لأجل الدوق , وتعتقد انه فى "نيويورك ونحن نعتقد انك على صواب |
| - Benim için kavga etmeni istemiyorum. - O yüzden burada değilim. | Open Subtitles | لااريدك ان تقاتلي لمشاكلي بعد الآن انا لست هنا لأجل ذلك |
| Şaibeli reçetelerinle ilgili sohbet etmeyi çok isterdim ama Yüzbaşı Evans'ın tıbbi dosyalarını almaya geldim. | Open Subtitles | أحب أن أجلس و أتحدث معك عن المسائل المشكوك فيها لصادرة كاوامر,لكنني هنا لأجل الملف الطبي للملازم إيفانز |
| Merhaba, denetim için gelmiştim. | Open Subtitles | مرحباً ، أنا هنا لأجل كشف العيوب |
| Önce bize güneş ve eğlence için geldiğini söylüyorsun... | Open Subtitles | أولا قلتِ لنا بأنكم هنا لأجل المتعة والشمس, |
| İçmek yok. Çalışmak için buradasınız. | Open Subtitles | لامشروبات , أنت هنا لأجل العمل هل تسمعيني ؟ |
| Meğerse Espheni buraya altın için gelmiş. | Open Subtitles | يبدو إن "الأسفيني" جائوا هنا لأجل ذهبنا |