| Neden? Hemen ona geri ver. Buradaki hanımlar birbirlerinin eşyasını çalmaz. | Open Subtitles | قومى بإعطائها لها الآن إن السيدات هنا لا تسرقن أغراض الأخريات |
| Buradaki bunca sene içinde kimse kim olduğumu bile bilmedi. | Open Subtitles | في كلّ سنواتي هنا, لا أحد كان يعرف من أنا. |
| Onu kafandan attığımızda buradan yürüyerek çıkacaksın. Felç ve kanser yok olacak. | Open Subtitles | سنخرجه من دماغكَ فتخرج من هنا لا تعاني شللاً وخالي من السرطان |
| Burada yapılmış olması illa ki buradan alındığı anlamına gelmez. | Open Subtitles | فقط لأنها صُنعت هنا لا يعني بأنها اُشتريت من هنا |
| - Kaçtım. - Burada servis edilen tüm yemekleri yedim! | Open Subtitles | لقد اكلت كل انواع الطعام هنا لا تتصل بى ثانية |
| Beni Buraya tıkmak için yaptıklarının, kimsenin başına gelmesini istemem. | Open Subtitles | الأشياء التى فعلتها لتسجننى هنا لا أتمناها على أى شخص |
| Artık şehir merkezinde yaşamıyorlar ve Burası da ne idüğü belirsiz kişilerle doldu. | Open Subtitles | الآن ذهبوا لأعلى المدينة و جميع من هنا لا يعرف من أين هم |
| Buradaki çoğu yaşam formu, hayatlarını sürdürmek için gün ışığına ihtiyaç duymaz. | Open Subtitles | أغلب أشكال الحياة هنا لا تعتمد على الضوء فقط لتحافظ على وجودها. |
| Tek söyleyebileceğim şey, bilirsiniz, Buradaki bazı elemanlar sabıka kontrolünden nasıl geçiyorlar bilmiyorum. | Open Subtitles | هذا ما أستطيعُ قوله تعلمون بعض الناس هنا لا أعرف مدى نجاحهم سابقاً |
| Yeraltı sularını o kadar kirletmişler ki Buradaki tarım arazileri işe yaramaz. | Open Subtitles | لوثت جداول الماء لدرجة أن الأراضي الزراعية هنا لا نفع لها هنا |
| Bir strateji uzmanı olarak konuşmak gerekirse Buradaki konumumuza ulaşmamız imkansız. | Open Subtitles | و لذا بكونى رجلاً إستراتيجياً ينبغى أن أقول أن موقعنا هنا لا يمكن الدفاع عنه |
| Buradaki pek çok şey mermilere iyi tepki vermez. | Open Subtitles | معظم تلك الأشياء هنا لا تتفاعل جيداً مع الرصاص |
| Avrupalılarda olmayan ama Buradaki insanlarda olan belirli bir rahatlık var. | Open Subtitles | نوعٌ معيّن من الراحة يجدها الناس هنا لا يملكها الأوروبيون. |
| Kolayca buradan geçeceğiz. Suyun boyumuzu aşacağını sanmıyorum. | Open Subtitles | . سنعبر من هنا لا تبدو وكأنها ستعلوا رؤسنا |
| Onu buradan gönder! Ne yaparsan yap ama o buralardan gitsin. | Open Subtitles | أخرجها من هنا لا يهمني كيف, أخرجها من هنا |
| buradan gidelim. Bana neden söz ettiğini bilmiyorum, deme. Biliyorsun! | Open Subtitles | دعينا نخرج من هنا لا تقولي لي أنك لا تعرفين عن ماذا أتحدث |
| - Burada mı? Bırak beni gideyim! - Korkacak bir şey yok. | Open Subtitles | دعنى أخرج من هنا لا تخافى ، انها لعوبة مثل القطة |
| - Burada sıkışıp kaldık. - Yakınmayı bırak. | Open Subtitles | لا أصدق إننا علقنا هنا لا تكُونُ مثل خنفساء الموتِ |
| Hayvanların Buraya gelmediklerini söylemiştin. Hayvanlar o pınarı, su içmek için kullanmıyorlar. | Open Subtitles | أظنكِ قلتي أن الحيوانات لا تأتي هنا لا تشرب الحيوانات من الينبوع |
| Burası o kadar huzur dolu ki, sadece çatıya düşen yağmurun hışırtısı var. | Open Subtitles | إنه هاديء جدا هنا لا يسمع سوى زخات المطر على السقف |
| burda hiç kendi geceni geçirmemiş olman utanç verici. Parti veremeyiz | Open Subtitles | انه عار أنه لم تكن ليلتكِ هنا لا يمكننا أقامة حفلة |
| Size şunu söyleyebilirim ki burada gördüğünüz bu ayrım sadece bizim 5 dakikalık deneyimiz esnasında olmuyor. | TED | حسنا, أستطيع أن أقول لك أن هذا الاختلاف الذي تراه هنا لا يحدث فقط في تجربتنا ذات الخمس دقائق. |