| Uluslararası hukuk belirtiyor ki o torba Birman topraklarının bir parçasıdır. | Open Subtitles | ينص القانون الدولي على أن الحقيبة هي جزء من الأرض البورمية |
| Etrafımızdaki dünyayı arşivlemek insanoğlunun doğasının bir parçasıdır. | TED | إن أرشفة العالم من حولنا هي جزء من الطبيعة البشرية. |
| Size programlanmıştır. DNA'nızın bir parçasıdır. | TED | إنها مثبّتة فيك. هي جزء من حمضك النووي. |
| Bekleyin bir dakika. Bu kasaba, sizin kimliğinizin bir parçası. | Open Subtitles | لحظة من فضلكم ، هذه المدينة هي جزء من حياتكم |
| Hayatımın bir parçası o, ben de onunkinin bir parçasıyım. | Open Subtitles | هي جزء من حياتي بقدر ما أنا جزء من حياتها |
| Ve tipografi müfredatın çok önemli bir kısmı ve öğrencilerimize ilham için kendi içlerine bakmalarını teşvik ediyoruz | TED | والطبوغرافية هي جزء مهم جداً من المناهج الدراسية ونحن نشجع طلابنا على العثور على المحفّزات بداخلهم. |
| Tüm efsaneler halk edebiyatının bir parçasıdır. | Open Subtitles | كل هذه الخرافات هي جزء من قصصنا الشعبية .. لو إعتبرنا أن الشمس |
| Fakat kötü takaslar da beyzbolun bir parçasıdır. | Open Subtitles | ولكن التجارة الخاسرة هي جزء من لعبة البايسبول. |
| Dünya'dan 7.000 ışık yılı uzakta bulunan sütunlar Evren'deki milyarlarca yıldız oluşum bölgelerinden yalnızca biri olan Kartal Nebulası'nın bir parçasıdır. | Open Subtitles | على بعد 7000 سنة ضوئية من الأرض هذه المراكز هي جزء من سديم النسر والتي هي واحد من مليارات أماكن تكوين النجوم في الكون |
| Maigret romanları Simenon'un çalışmalarının önemli bir parçasıdır. | Open Subtitles | روايات ماغريت هي جزء عظيم من اعمال سيمينون |
| Mai Po bataklıkları, bolca yengeç, kurtçuk ve amfibi balık barındıran İnci Nehri'nin bir parçasıdır. | Open Subtitles | مستنقعات ماي بو هي جزء من مصب نهر اللؤلؤي الشواطئ التي تكثر مع السرطانات الديدان والطين الربانون |
| Afilli araba kullanmak operasyon yapanlar için standart eğitimin bir parçasıdır. | Open Subtitles | الدقة هي جزء من قيادة التدريب القاسي للمشارك |
| Senor Cabral, beklenmedik komplikasyonlar her görevin bir parçasıdır. | Open Subtitles | سيد كابرال, التعقيدات المفاجئة هي جزء من كل مهمة |
| Uluslararası Para Fonu'nun bu problemi mevcut kurumsal durumda, sistemin kendi güçsüzlüğü ve sunum eksikliği yüzünden, ülkenin ciddi anlamda ilerleme kaydetmesini önleyen politik tablonun bir parçasıdır. | Open Subtitles | هذه الأعمال مع صندوق النقد الدولي.. هي جزء من الصورة السياسية لهذا البلد. وبالنظر إلى الحالة الإجتماعية لنا، |
| Ekranlar, çocukların hayatlarının bir parçasıdır. | TED | فالشاشات هي جزء من حياة الأطفال. |
| Ben de bir çok dilde olduğu gibi, hareketi, anlatımın bir parçası varsaydım. | Open Subtitles | . افترضت أنه كما في العديد من اللغات الإشارة هي جزء من التعبير |
| Komünizm, sosyalizm, serbest piyasa ve faşizmin, sosyal evrimin bir parçası olduğuna inanıyorum. | Open Subtitles | أنا أعتقد أن الشيوعية، الإشتراكية، العمل الحر، الفاشية، هي جزء من التطور الإجتماعي. |
| O da senin üstünde kötü etkisi olan topluluğun bir parçası. | Open Subtitles | هي جزء من البقية الذين كان لهم . تأثير سلبي عليك |
| Ve IDEO'nun bir parçası olan Itch'deki bir grup yaklaşık 12 metrelik bu interaktif duvarı tasarladı. | TED | ومجموعة في إتش والتي هي جزء من أيديو قامت بتصميم هذا الحائط التفاعلي والذي يبلغ ارتفاعه أربعة طوابق. |
| Bu teknoloji, uydu fasa fisosu... yaptığımız işin küçük bir kısmı sadece. | Open Subtitles | هذه التكنولوجيا وأمور الأقمار الفضائية هي جزء صغير مما نقوم به |
| Şimdi bunun sebebini bilmiyorsan, Problemin bi kısmı da burda var demektir | Open Subtitles | وإذا كنت لا أعرف لماذا، التي هي جزء من المشكلة. |