| Onunla yelken açan biri varmış ve sen de kim olduğunu öğrenmek zorundasın. | Open Subtitles | كان هناك أحداً يبحر معها ولابد أن تعرف من هو |
| Onunla yelken açan biri varmış ve sen de kim olduğunu öğrenmek zorundasın. | Open Subtitles | كان هناك أحداً يبحر معها ولابد أن تعرف من هو |
| Cesur kaptanların özgür yelken açtığı bir korsanlık çağına hükmediyorsun. | Open Subtitles | لقد حكمت عمراً من القرصنة حيث يبحر الربابين الأقوياء المياه الحرة |
| Kamarasından çıkmıyor, kimse onunla denize açılmamış ve daha gören olmamış. | Open Subtitles | يبقى في قمرته، لم يبحر أحد معه سابقًا ولم يره أحد |
| Kamarasından çıkmıyor, kimse onunla denize açılmamış ve daha gören olmamış. | Open Subtitles | يبقى في قمرته، لم يبحر أحد معه سابقًا ولم يره أحد |
| Sahile vardığında İngiltere'ye yelken açmadan önce doğru rüzgar ve gelgitin oluşmasını bekledi. | Open Subtitles | بعدما وصل،اضطر للانتظار حتي المد و الرياح المناسبين حتي استطاع أخيراً أن يبحر إلي إنجلترا |
| Doğuya yelken açıldığında, dünyanın sonu olurmuş. | Open Subtitles | سمعت ان من يبحر لاقصى الشرق من هناك فانه سيصل لمكان نهاية العالم |
| Bir daha kimse o lanetli topraklara yelken açmayacak. | Open Subtitles | لن يبحر أحدٌ ثانيةً إلى تلك الأرض الملعونة |
| Artık komutanın onda olduğunu belirt. Yeni emir kuzeye yelken açması. | Open Subtitles | وبلغه أنه الآن قبطانها والأوامر أن يبحر للشمال |
| Gregory'den aşçımızın, İngiltere Kriket Milli Takımına seçildiğini ve derhal Batı Hint Adalarına yelken açması gerektiğini söyleyen bir telefon aldım. | Open Subtitles | من البابا جريجوري التاسع يخبرني فيها ان طباخنا تم اختياره في منتخب انجلترا للكريكيت وعليه أن يبحر إلى جزر الهند الغربية حالاً. |
| Christopher Columbus yelken iken okyanuslar , onu bekliyordu , gizlendi. | Open Subtitles | عندما كان يبحر (كريستوفر كولومبوس) في المحيطات، كانت مخبأة، و تنتظر. |
| Mısıra yelken açması gerekiyordu ama Konstantinopolis'i yağmaladı. Üzgünüm. | Open Subtitles | من المفترض ان يبحر بالسفن الى "مصر" لكنه نهب "القسطنطينية" بدلاً من ذلك |
| yelken açmadan önce bir kaç dakikam var. | Open Subtitles | لدي بضعة دقائق قبل أن يبحر |
| Kendi istikametini bilmeden yelken açıyor. | Open Subtitles | يبحر دون معرفة وجهته |
| Lucullus, Karadeniz yakınlarında Mithridates ile çarpışıyor. Antonius, Girit'e musallat olan korsanlara karşı yelken açıyor. | Open Subtitles | (لوكالس) يقاتل (ميثريدتس) قرب البحر الأسود (وأنتونيوس) يبحر لمواجهة قراصنة (كريت) |
| Bir tekne denize açıldığında ya da avlandığında otomatik olarak tanımlayan ve uydu konumlandırması yapan bir teknoloji kullanıyorlar, buradaki beyaz noktalar. | TED | إنهم يستخدمون موقع القمر الصناعي وتقنية آلية ليحددوا بشكل آلي إن كان القارب يبحر فحسب أم يصطاد، وهي تلك النقاط البيضاء هنا. |
| Ben Mont St. Michel'deyken, o denize açılıyordu. | Open Subtitles | بالأمس كنتُ في جبل سانت ميشيل وهو كان يبحر |
| Nasıl denize açılabilir anlayamıyorum sudan korkmuyor muydu? | Open Subtitles | كيف يستطيع أن يبحر انه يعمل في التأمينات الا يخشي من المياه؟ |
| Nasıl denize açılabilir anlayamıyorum sudan korkmuyor muydu? | Open Subtitles | كيف يستطيع أن يبحر انه يعمل في التأمينات الا يخشي من المياه؟ |
| Hiç denize açılmamış ama herkese denizci derdi. | Open Subtitles | لم يبحر الى اي مكان ولكنه صنع كا البحارة |
| Sence denize açıldıktan sonra cinayeti işledikten sonra cesedi denize mi atacak yani? | Open Subtitles | اذن تظن أنه يخطط لقتل الرجل ثم يبحر ، ويلقي جثته. |